Eğitimde Covid-19 endişesi artıyor | Türkiye | DW | 26.07.2021

Yeni DW ile tanışın

Yeni DW'nin beta sürümüne herkesten önce göz atın. Görüşünüzü bize bildirerek yeni DW'yi daha da geliştirmemize yardımcı olabilirsiniz.

  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

Türkiye

Eğitimde Covid-19 endişesi artıyor

Türkiye'de vaka sayılarındaki tırmanış, yeni eğitim ve öğretim dönemine ilişkin endişeleri de artırdı. Eğitimciler ve sağlıkçılar hükümete 12 yaş üstü tüm çocukların aşılama programına alınması çağrısı yapıyor.

Okullar yeni eğitim ve öğretim dönemi için hazırlanıyor (Foto: Arşiv)

Okullar yeni eğitim ve öğretim dönemi için hazırlanıyor (Foto: Arşiv)

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Covid-19 salgını nedeniyle kapatılan okulların 6 Eylül'de yüz yüze eğitime başlayacağını açıkladı. Selçuk, Twitter hesabından yaptığı açıklamada "Tedbirlerimiz ve yüksek dikkatimizle yüz yüze eğitime başlayacağız" dese de, Covid-19 vakalarındaki artış okulların gerçekten açılıp açılamayacağı ve gerekli tüm önlemlerin alınıp alınmadığına ilişkin endişeleri yeniden gündeme taşıdı.

"Hiçbir somut önlem alınmadan okulları açma planı devreye sokuluyor" endişesi taşıyan Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), okulların mutlaka somut bir eylem planı hazırlandıktan sonra açılması gerektiğini savunuyor. TTB ile Eğitim-Sen ayrıca, hükümetin 18 yaş ve üstündeki herkesi kapsayan aşılama programına 16 ya da 12 yaş üstü tüm çocukların dahil edilmesi için yeni değerlendirme yapması gerektiği çağrısı yapıyor.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın salgın koşullarında okulların nasıl açık tutulacağı ve yüz yüze eğitimin nasıl yürütüleceği konusunda hiçbir somut eylem planı ortaya koymadığından yakınan TTB Okul Sağlığı Çalışma Grubu, "Bu plansızlığın bedelini yine öğrencilerimiz, yine veliler, yine toplum ödeyecek" uyarısıyla başta aşılama programı olmak üzere tüm salgın önlemlerinin yenilenmesini istedi.

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı; ne tür önlemler alınması gerektiği konusunda DW Türkçe'nin sorularını yanıtlarken, "Hiçbir önlem almadan açacaklar, sonra salgında yeni bir zirve göreceğiz. Yine kapatacaklar. Bu; açma-kapama hali halkta salgına karşı duyarsızlaşma ve önlemleri ciddiye almama durumunu yarattı. Bir kuşağa hem ruhen hem bedenen zarar veren bu açma-kapama halinden çıkılmalı, somut eylem planı devreye sokulmalı" mesajı veriyor.

TTB'nin somut önerileri

Fincancı; TTB'nin somut eylem planının ana hatlarını şöyle özetliyor:

- Sınıf mevcutları mutlaka sınırlandırılmalı, kalabalık sınıflarda eğitim yapılmaması için gereken tedbirler alınmalı.

- Okulların havalandırılması sağlanmalı.

- Aşılama programına 12 yaş üstünün dahil edilmesine dönük değerlendirmeler gecikmeksizin başlatılmalı.

- Öğretmenlerin tamamının aşılandığından emin olunmalı.  

OECD ülkeleri içinde Slovakya, Kostarika ve Kolombiya'dan sonra okullarını en çok kapatan ülkelerin başında gelen Türkiye'de, okullar son üç dönemdir kapalı, ağırlıklı olarak uzaktan eğitim yapılıyor.

Öğrenciler ve veliler başta olmak üzere toplumun genelinde yaşanan "Okullar açıldı mı, kapandı mı" belirsizliğinin iktidarın bir tercihi olduğunu belirten Fincancı, "Bilim insanları dinlenmiyor. Artışlara rağmen gerekli önlemler alınmıyor. Salgının tepe noktalarında bir kapanma tercihi devreye sokuluyor. Toplum sağlığı ile oynanıyor. Okulları açalım, yüz yüze eğitim başlasın ama iktidar, bilim insanlarının uyarılarının ciddiye alındığı bir salgın yönetimini devreye sokmalı" uyarısında bulunuyor.

 Salgının seyrine göre okullarda yüz yüze eğitim de yapıldı (Foto: Arşiv)

Salgının seyrine göre okullarda yüz yüze eğitim de yapıldı (Foto: Arşiv)

"Kaygılar giderilmeli"

Eğitim-Sen de Milli Eğitim Bakanlığı'nın okulların eğitime hazır olup olmadığı konusunda eğitimcileri ve velileri ikna edecek açıklama yapamadığını düşünüyor.

Eğitim-Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, "Geçen üç dönem boyunca okullarını kapatan ülke olmaktan kurtulamadık. Üç dönemi öğrenme yoksunluğu ile geçirdik. Şimdi veliler, öğretmenler kaygılı. Ama bakanlığın bu kaygıları giderecek hiçbir şey yapmadığını görüyoruz" diyor.

Kurul da okullar açılmadan toplumdaki kaygıların giderilmesi gerektiğini anlatırken, bunun için yapılacakları "12-16 yaş grubu için aşılama düşünülmeli, kalabalık sınıflar mevcut ek dersliklerle azaltılmalı, 85 bin öğretmen kadroya alınmalı, eğitimde yeniden yapılanma için özel bir bütçe-ödenek devreye sokulmalı" diye sıralıyor.

"Seferberlik ilan edilmeli"

Milli Eğitim Bakanlığı'nın okulların kapalı olduğu dönemde devreye soktuğu uzaktan eğitim ve telafi eğitim programlarıyla öğrencilerdeki hiçbir açığı kapatmadığı gibi onları "internet bağımlılığı ve obezite" sorunlarıyla baş başa bıraktığını söyleyen Kurul, hükümete "Şimdi çocukların geleceğine odaklanmak için seferberlik ilan edilmeli. Velileri, öğrencileri kaygılardan kurtaracak sağlam bir irade ortaya konulmalı. Yüz yüze eğitime doğru hazırlıklarla geçilmeli" çağrısı yapıyor.

4 milyon çocuk eğitim olanağından yoksun kaldı

Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre zorunlu eğitime kayıtlı öğrenci sayısı 18 milyon. Bakanlığın interneti ve televizyonu devreye soktuğu uzaktan eğitime yaklaşık 13 milyon öğrencinin katıldığını, 4 milyon çocuk ile gencin eğitim olanaklarından yoksun kaldığını belirleyen Eğitim-Sen, Türkiye'nin olası bir vaka artışı durumunda okulları kapatmayı seçmesi, uzaktan eğitimi yeniden devreye sokmasının telafisi mümkün olmayacak sorunlar yaratacağını öngörüyor.

Eğitim-Sen Merkez Yürütme Kurulu üyelerinden Arzunur Şimşek; bakanlıktan somut adım beklentisinde neden ısrarlı olduklarını şöyle açıklıyor:

"Okulları açtım-kapadım stratejisi tam bir plansızlığın göstergesiydi. Şimdi bu strateji sürdürülecek olursa bir kuşaktaki psikolojik ve sosyolojik yaralar derinleşecek. Velilere 'Dilekçe verin, istemiyorsanız okula göndermeyin' denirse, kız çocuklarının, engellilerin eğitime erişimi de kısıtlanmış olacak. Bakanlığın gecikmeksizin eğitimdeki tüm sorunları inceleyip, somut adım atması gerekiyor."

Sınıflar küçültülmeli önerisi

Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Orhan Yıldırım da en çok Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullardaki bulaş riskini azaltmaya dönük bir çalışma yapmadığı için endişelendiklerini söylüyor. Yıldırım, 40-50 kişilik sınıfların büyük risk olduğuna vurgu yaparken, "Bakanlık; geçen yıl kapanan binden fazla özel okulu kiralayıp, yeni sınıflar yaratabilir. Okullara yardımcı personel için İŞKUR devreye sokulabilir. Eğitimde önümüzü göremiyoruz. Bakanlıkla ortak çalışma yapabiliriz" teklifinde bulunuyor.

COVID-19 salgını sebebiyle 2019-2020 eğitim öğretim yılının ikinci yarısında 194 ülkede okullar ülke genelinde kapatıldı. Türkiye'de de Mart 2020'de okullarda eğitime ara verildi. Okullar; salgının seyrine göre zaman zaman yüz yüze eğitime başlasa da bu eğitimlerde süreklilik sağlanamadı. Eğitim-Sen; 15 Şubat ile 11 Nisan arasında 3 bin 367 öğretmen, 2 bin 892 öğrenci ile 367 personelin Covid-19'a yakalandığını, 24 eğitim çalışanının hayatını kaybettiğini raporladı.

Hilal Köylü / Ankara

© Deutsche Welle Türkçe

Önerdiğimiz linkler