‘Dokunulmazlık olmadan demokrasi işlemez’ | BASIN | DW | 17.05.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

‘Dokunulmazlık olmadan demokrasi işlemez’

Hakkında fezleke olan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasıyla ilgili TBMM Genel Kurulu’nda yapılan görüşmeler Alman basınında da yakından takip ediliyor.

Ses dosyasını dinle 04:12

18.05.2016 - Alman basınından özetler

Berlin'de yayımlanan Die Tageszeitung'da yer alan yorumda HDP milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasının Türkiye'ye daha fazla şiddet, kan ve ölüm getireceği belirtiliyor:

“Dokunulmazlık düzenlemesi tüm partilerin milletvekilleri için geçerli ama bu sadece işin dekoru. Mesele Kürt solcu HDP'nin temsilcilerinin parlamentodan uzaklaştırılması ve mümkünse cezaevine konmasıyla ilgili. 59 HDP milletvekilinden 49'u dokunulmazlıkların kaldırılmasından etkileniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eğer bunun üstesinden gelebilirse, bu tarihsel bir dönüm noktası olacak. On yıllardır süren çatışmaların ardından ve geçen yıl ilkbahardaki barış görüşmelerinde neredeyse elle tutulacak bir sonuca ulaşılmışken Erdoğan, Kürt ulusal hareketiyle müzakereleri nihai olarak sona erdirmek istiyor. Bunun sonucu daha fazla şiddet, kan ve ölüm olacaktır. En sonunda güya her koşulda engellenmesi gerektiği söylenen şey gerçekleşecek, yani ülkenin bölünmesi.”

Kurdische Abgeordnete Leyla Zana bei Vereidigung im türkischen Parlament

Leyla Zana

Münih'te yayımlanan Süddeutsche Zeitung da Luisa Seeling imzalı bir yorum var. Yorumda “Milletvekillerinin dokunulmazlığı olmadan demokrasi de işlemez” deniliyor. Güneydoğuda savaşın tırmandığına dikkat çekilerek dokunulmazlıkların kaldırılmasının “parlamenter sistemi daha da krize sürükleyeceği” vurgulanıyor:

“90'lı yılların başında Türk partileri Kürt milletvekillerini zaten bir kez parlamentodan atmayı denemişti. Onlar o zaman birçok şeyin yanı sıra siyasetçi Leyla Zana'nın yemini sırasında Kürtçe konuşması nedeniyle dokunulmazlıklarını kaybetmişlerdi. O zaman da başlıca suçlama, teröre destekti. 90'lı yıllar güneydoğudaki savaşın kanlı doruk noktası oldu. Kürtlerin çoğu, oylarının Türk demokrasisinde bir ağırlığının olmadığı duygusuyla yüzünü PKK'ya döndü. Türk partilerinin bundan hiçbir şey öğrenmemiş olması, ölümcül.”

Neue Osnabrücker Zeitung'un aynı konudaki yorumu şu şekilde:

“Kürtlerin tümü suçludur, işte bu kadar basmakalıp bir biçimde Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ülkenin en büyük azınlığını karalıyor. Özerklik talep ettikleri için Kürtleri yıllardır vahşice eziyor ve bombalıyor. Şimdi onların milletvekillerine de savaş açıyor. Eğer dokunulmazlıklar kaldırılırsa, 50 HDP milletvekili terör suçlamalarıyla parlamentodan atılabilecek. Parti sandalyelerini kaybedecek ve bunları erken seçimlerde Erdoğan AKP'si kazanabilecek. Bir iktidarı ele geçirme, işte böyle görünüyor. Bir kez daha büyüklük hastası Erdoğan demokrasiye tecavüz ediyor. İslami muhafazakâr bir diktatörlüğe sürekli daha da yaklaşıyor. Avrupa Erdoğan'ın Kürtlere karşı savaşına daha fazla sessiz kalamaz. Bunun anlamı Türkiye'nin AB'ye alınmaması olmalıdır. Kürtler söz konusu olduğunda NATO üyesi Türkiye'ye destek verilmemelidir.”

Türkei Ankara Präsident Recep Tayyip Erdogan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Deutschlandfunk radyosu, Sosyal Demokrat Parti milletvekili Frank Schwabe ile Türkiye üzerine yaptığı bir röportaja yer veriyor. Schwabe, “Erdoğan Alman ve Avrupa dış politikasında bir partner olmaya devam edebilir mi?” sorusuna şu yanıtı veriyor:

“Sürekli daha zor hale geliyor. Bunu sanırım kendimize netlikle ifade etmeliyiz. Zira Türkiye, hızlı bir biçimde demokrasinin sadece bir görüntüden ibaret olduğu bir otoriter devlete doğru gelişme gösteriyor. Ama maalesef dünyada kendisine kusursuz bir demokrasi denemeyecek bir dizi ülkenin olduğu ve buna rağmen bunlara uygun şekilde yaklaşmak zorunda olunduğu hatırlanmalı. Sadece Rusya’ya bakmamız yeterli. Maalesef son beş altı yılda dünya çapında birçok ülkede devletlerin otoriterleştiği birçok gelişme oldu. Bu noktada sadece bir kez daha şunu söyleyebilirim: Durumu net bir şekilde tanımlamak ve bu ülkelerin üye olduğu kurumlarda mekanizmaları çalıştırmak gerekir. Ancak bu ülkelerle ilişki kurmak gerekecektir. Başka türlü olmaz.”

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ercan Coşkun

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam