Die Welt: İsrailli yerleşimcilerin ürünlerine özel etiket şartı kararı bir utanç | BASIN | DW | 13.11.2019
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

BASIN

Die Welt: İsrailli yerleşimcilerin ürünlerine özel etiket şartı kararı bir utanç

Alman gazeteleri İsrail ordusunun İslami Cihad komutanını öldürmesiyle tırmanan gerginliği ve Avrupa Adalet Divanı'nın İsrailli yerleşimcilerin ürünlerine özel etiket uygulanması kararını yorumluyor.

Ses dosyasını dinle 05:02

13.11.2019 - Alman basınından özetler

İsrail'in Gazze'de düzenlediği operasyonlar sonrasında bölgede gerginlik giderek tırmanıyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung İsrail'in İslami Cihad liderine yönelik saldırısının Başbakan Benyamin Netanyahu'nun elini güçlendirdiği görüşünde: 

"İsrail Ordusu’nun öldürdüğü kişi, Ortadoğu'daki en tehlikeli teröristlerden biri ve İran Devrim Muhafızlarının Gazze Şeridi'ndeki savaşçılarından biriydi. Çünkü İslami Cihad'ın öldürülen lideri Beha Ebu'l Ata İsrail'e yönelik terörün hiç de azımsanmayacak bölümünden sorumluydu. Başbakan Benyamin Netanyahu seçimleri kaybetmesine rağmen bu başarılı darbeyle İsrail'in güçlü savunucusu olarak görevde kalma şansını artırdı. Buna Avrupa Adalet Divanı'nın İsrail'in Batı Şeria ve 1967'de işgal ettiği bölgelerden Avrupa Birliği'ne (AB) ithal edilen gıda maddelerinin özel olarak etiketlendirilmesi kararı da katkı sağlamış olabilir. Hakimler ürünün nereden geldiğinin belirtilmesi gerektiğine hükmetti. Gerçi İsrail ve işgal ettiği bölgelerden gelen ürünlerin boykot edilmesi çağrısı yapmadılar. Ancak bunu yapanlara da bir dayanak oluşturmuş oldular."

Stuttgarter Nachrichten ise Filistinli radikal örgütlerin operasyonlara misilleme amacıyla İsrail'e düzenlediği roket saldırılarını ele alıyor:

"Roketlerin geliştirilmesi, modernize edilmesi, yapılması, bu füzeleri ateşleyen teröristlerin eğitimi, maaşı... İşte bütün bunlar İran'ın mali desteği olmaksızın imkansız. Ayetullahların rejimi şu sıralar İsrail'e yönelen terörizmin eli, kalbi ve ruhu. Aralarında Almanya'nın da bulunduğu Batılı ülkelerin İran'la yaptıkları nükleer anlaşmada dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in elindeki çok daha güçlü, çok daha korkunç silah konusunda müzakere yürütmemeleri çok önemli bir hataydı: Dünyaya ihraç edilen ve finanse edilen terörizm konusunda."   

Nordwest Zeitung'un aynı konuyla ilgili yorumu ise ise şöyle.

"İsrail hükümeti ve ordusunun elbette halkının canını almak isteyen teröristleri etkisiz hale getirme hakkı var. Terör saldırısı planlayanlara yönelik hedef gözetilerek düzenlenen saldırılar, etik açıdan sivillere yönelik keyfi roket saldırıları ile kıyaslanamaz. İsrail kentlerinin şiddetli ve seçilmeksizin alteş altına alınması, Gazze'deki İslamcı terör örgütlerinin Yahudileri keyfi olarak öldürme amacında olduğunu gösteriyor. İslami Cihad ve Hamas sadece bu amacın gerçekleştirilmesine yardım edenler. İran tarafından finanse edilip donatılıyorlar, Tahran'ın Yahudi devletine karşı soykırım planlarına öncülük ediyorlar. Hayır. Bu konuda hiçbir etik denge yok. Kim buna inanıyorsa o zaman karanlık tarafa geçmiş demektir."

Die Welt gazetesi bugünkü sayısında Avrupa Adalet Divanı'nın İsrail'in Batı Şeria ve 1967'de işgal ettiği bölgelerden Avrupa Birliği'ne ithal edilen gıda maddelerinin özel olarak etiketlendirilmesi gerektiğine hükmeden kararını ele alıyor. Karara göre AB'ye gönderilen meyve, sebze ve şarabın üzerinde üretildikleri yerin yazılması, İsrail'e ait bir yerleşim yerinde üretilmeleri halinde de bunun ayrıca belirtilmesi gerekiyor. Die Welt kararı sert bir dille eleştiriyor:

"Dünyada 200 bölgesel çatışma ve çatışan tarafların birbirini uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladığı sayısız vaka var. Fas örneğini alalım. Fas, Batı Sahra'yı yasa dışı biçimde elinde tutuyor. AB, Yahudi devletine yönelik vakadan farklı olarak Batı Sahra'dan gelen ürünlere Fas'ın kendi etiketini koyabilmesine izin veriyor. Benzer durum Türkiye'nin işgal ettiği Kuzey Kıbrıs için de geçerli. Hakimlerin 'etik' tüketici kararlarına dair kıstasları ciddiye alınacak olursa, o zaman AB'nin Çin'in işgal altındaki Tibet'ten gelen ürünlerine ya da diğer işgal altındaki bölgelerden gelen mallara da çok uzun süre önce etiket konulması için çabalaması gerekirdi. Avrupa Adalet Divanı İsrail'i, başka hiçbir ülke için geçerli olmayan özel etiketlendirmeye tabi tutuyor. Bu nedenle karar bir utanç."  

DW/HT,JD

© Deutsche Welle Türkçe

Önerdiğimiz linkler

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız