″Dayanışma gerekiyor″ | BASIN | DW | 26.10.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

"Dayanışma gerekiyor"

Alman gazetelerinde, sığınmacı krizi konusunda Brüksel'de yapılan mini AB zirvesi ve krizin kendisine ilişkin yorumlar ağırlıkta.

Ses dosyasını dinle 03:30
Şimdi canlı
03:30 dk

26.10.2015 - Alman basınından özetler

Frankfurter Allgemeine Zeitung'da Almanya harekete geçmediği sürece AB zirvelerinin de sığınmacı krizinin çözümünde etkili olmayacağı yorumu dikkat çekiyor:

"Almanya, günde binlerce sığınmacıyı kabul edebileceği izlenimi uyandırmaya devam ettiği sürece, Balkan güzergahı üzerindeki ülkeler de kuzeye doğru yönelen bu akını en iyi şekilde organize etmek için bir neden görmeyecektir. Bu gerçeği, yapılan hiçbir AB zirvesi değiştirmeyecek. Ancak Almanya bir şeyler yapmaya karar verdiğinde, yani birçok AB üyesi ülkenin yaptığı gibi göç akınına ulusal sınırda bir engel koyduğunda, Almanların isteklerini kabul etme doğrultusunda baskı artacaktır. Özellikle Alman politikasının halihazırda hedefi olan 'güvenlik ve asayiş'in hayata geçirilmesi için mali teşvikler artacaktır."

Thüringische Zeitung'da Slovenya Başbakanı Cerar'ın, "Avrupa'nın yok olmanın eşiğinde" olduğu uyarısına yer veriliyor:

"Politikacılarımız, günde binlerce sığınmacıyı kabul ettiğimiz algısına karşı mücadele etmediği sürece, durumda hiçbir değişiklik olmaz. Dostane Almanya görüntüsü güzel, fakat neticede bunun sorunları çözmeye pek faydası yok. Bu nedenle, dün yapılan AB zirvesi gibi zirvelerin de bir anlamı kalmıyor. Bu tür zirvelerle bir şeylerin değiştirilmesi için çaba harcandığı intibası belki yaratılabilir. Fakat gerçekte değişen hiçbir şey yok. Slovenya Başbakanı Miro Cerar'ın Brüksel'deki zirveden sonra yaptığı, 'Şayet Avrupa bu krizi çözemezse sonunu hazırlamış olur' uyarısı boş bir söz değil. Avrupa'nın varlığının tehlikede olduğunu söyleyen bu adam haklı!"

Hannoverischen Algemeinen Zeitung gazetesinde de sığınmacı krizi ele alınıyor:

"Avrupa üzerinde karanlık bulutlar toplanırken, ortak bir iltica politikası geliştirmek en hafif deyişle iddialı bir hedef. Alman sığınma ve iltica hukukunu sertleştiren yeni düzenlemelerin yürülüğe girmesi Merkel'in işini kolaylaştırabilir. Uzun bir süre 'aşırı liberal' bir politika izleyen İsveç dahi iltica yasasında değişiklik yapmaya hazırlanıyor. Merkel'in, ülkedeki koşulları göz önünde bulundurmaksızın herkese 'hoşgeldin' çağrısı yapıyormuş gibi algılanması en baştan bir yanlış anlaşılmaydı. Gerçeklerin algılanmasında birtakım düzeltmeler yapılırsa, bu Avrupa'nın yakınlaşmasını kolaylaştırır."

Mannheimer Morgen gazetesinde ise Avrupa ülkelerinin sığınmacı krizi konusunda dayanışma içinde hareket etmesi gerektiği görüşü savunuluyor:

"Savaş mağdurlarının sığınma hakkını herkes tartışmasız bir şekilde kabul ediyor; fakat esas sorun kendi ülkelerindekinden daha iyi bir hayat kurma umuduyla çok fazla sayıda kişinin iltica yasasını suistimal etmesinde. Uluslararası topluma, halihazırda kimsenin hatırlamadığı Dublin Anlaşması'nın prensiplerini uygulamaktan başka seçenek bırakmıyorlar. Dış sınırların sıkı şekilde kontrole tabi tutulması, üstelik şimdiye kadar olmadığı kadar sıkılaştırılmış bir kontrol birçok kişiye bu derdin tek devası gibi görünüyor. Oysa sığınmacı akınının azaltılabilmesi için geçen aylarda ısrarla talep edilen fakat bir türlü anlaşılmayan bir şeyi yeniden anımsamak gerekiyor; dayanışma içinde hareket etmeyi..."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam