David Cameron yol ayrımında | AVRUPA | DW | 06.05.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

David Cameron yol ayrımında

İngiltere'de bugün genel seçimler yapılıyor. Muhafazakar Başbakan David Cameron'ın işi zor görünüyor. Buna karşın hiç bir partinin tek başına iktidara gelmesine ihtimal verilmiyor.

Seçim propagandalarını sürdüren İngiltere'nin muhafazakar Başbakanı David Cameron, Leeds'de bir araya geldiği süpermarket çalışanlarına hitap ederken, "Bu seçim kariyer açısından belirleyici olacak" dedi. Bir süre duraklayan Başbakan, az önce yaptığı gafı fark edince bu kez sözlerini "Bu seçim ülke açısından belirleyici olacak" diye düzeltti.

David Cameron ülkesinde "Kariyer yapmış bir politikacı" imajına sahip. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra kısa süre bir reklam ajansında çalışan Cameron ardından 'Tory'ler olarak da bilinen Muhafazakar Partide çalışmaya başladı. O andan itibaren de partide önündeki tüm yollar açıldı. Güçlü hitabet yeteneği ve güven veren tutumları sayesinde 10 yıl önce 'Tory'lerin başına geçmeyi başardı. İktidardan düşen ve sürekli güç kaybeden partiyi modernleştirmeyi vaat ediyordu.

O vakitler Muhafazakar Parti, iktidarı ele geçiren Tony Blair'in İşçi Partisi karşısında silik kalmış, uzun yıllar süren iktidar döneminden sonra muhalefet koltuklarına mahkum edilmişti. Tam bu sırada partiye doping etkisi yapan Cameron, 2010'da İşçi Partisi Başkanı Gordon Brown'u seçimde adeta sandığa gömerek, daha önce kaptırdığı iktidarı İşçi Partisi'nin elinden aldı.

'Havalı oğlanlar' ekibi

Hükümeti kurarken yakın çevresini tercih etti. Kabine üyeleri ve danışmanlarının birçoğu okul yıllarından tanıdığı isimlerden oluşuyordu. İşte sıkıntı da buradan çıktı. Çünkü Cameron'un okul arkadaşlarından oluşan bu ekiptekiler ülkenin Eton, Oxford ve Cambridge gibi elit okullarından ve üniversitelerinden mezun olmuşlardı. Böylece ayrıcalıklı bir üst sınıf ülke yönetimini ele geçirmiş oldu. Kadınların olmadığı bu seçilmiş yönetici kliği aynı zamanda bir erkekler kulübü görüntüsüne bürünmüştü.

‘Bir litre süt kaç para’

Kabine üyelerinin "Bir litre sütün fiyatını bile bilemedikleri" ileri sürülmüş, bu durum "Havalı oğlanlar sütün litresi kaça?" şeklinde alay konusu yapılmıştı.

Oluşan manzara aslında bir bakıma Başbakan Cemeron'ın pozisyonuyla da uyuşuyor. Aristokrat bir aileye mensup eşi ve üç çocuklu "ideal aile" tipiyle derebeylikler dönemindeki soyluları andıran bir imajı var. Bu imaj aynı zamanda partisi için de geçerli. Yani, ortalama yaşam kalitesine sahip bir İngiliz'in nasıl yaşadığını bilmeyen, ülke gerçeğinden uzak bir parti.

Beklentiler yerine gelmedi

Ancak Cameron böyle bir siyasi parti olma hayaliyle işe koyulmamıştı. 2010 seçimlerinde tek başına iktidar olacak kadar oy alamayınca Liberal Demokratlar'la koalisyon hükümeti kurdu. Aslında bu durum İngiliz siyasi geleneğinde sık rastlanır bir şey değil. Çünkü İngiltere'de hükümetler genelde istikrarlı çoğunluğu elde eden partiler tarafından kurulur. Koalisyonun ilk dönemlerinde bazı eski partililer tek başına hükümet kurulamamasına tepki göstermişlerdi. Ama görünen o ki artık İngiltere'de koalisyonlara alışmak gerekecek. Çünkü bu seçimlerden sonra da bir partinin tek başına iktidara gelmesi zor görünüyor.

Ekonomik başarı gölgelendi

David Cameron ve Maliye Bakanı George Osborne, 2008'de yaşanan mali krizin zararını bertaraf etmeye çalıştılar. "Tasarruf ve kesinti" sloganıyla uygulanan ekonomik program halkın canını yaktı, ama önemli bir sonuç getirmedi. İngiltere halen ekonomik krizle boğuşan Yunanistan, İzlanda ve İrlanda'nın ardından en fazla bütçe açığı veren dördüncü ülke konumunda. Ek ekonomik tedbirler beş yıl sonrasına ertelendi. Önceki yıl yüzde 2,6 ile rekor düzeyde büyüme kaydetmesine rağmen vergi gelirlerindeki düşük seyirden dolayı büyük bir avantaj elde edilemedi. İş piyasasındaki canlanma ağırlıklı olarak ucuz işçilik kategorisinde gerçekleştiği için bunun da ekonomiye pek getirisi olmadı. Halk konjonktürel büyümeden yeteri kadar istifade edemedi. 2015'in ilk çeyreğinde ekonomik büyüme durdu. Bunun üzerine Muhafazakarlar kendilerini, "Uzun vadeli ekonomik planlarımız var" diyerek savunmaya geçtiler. Zaten eleştirmenler kaydedilen ekonomik gelişmelerin uzun ömürlü olmayacağını önceden söylemişlerdi.

Başbakanı sevmediler

Zayıf da olsa ekonomik başarı ve sosyal alanda, örneğin eşcinsel evliliklere yasal statü kazandırılması gibi kolaylıklara rağmen Cameron bu seçimlerde zorlanacak. Çünkü İngilizler Başbakanlarını sevemediler. Buna bağlı olarak seçim kampanyaları da sönük geçiyor. Halkın sağlık sistemiyle, gelir dengesi, sosyal sistem ve mülteci politikalarıyla ilgili endişeleri var. Muhafazakarların gündeme getirdiği 2017'deki AB üyeliği referandumu bu bağlamda rol oynamıyor. Zira halkın başka sorunları var.

Bu seçimlerde Cameron'ın işini sağcı partiler ırkçı ve Avrupa karşıtı söylemleriyle, solcu partiler de İskoçya kozuyla zorlaştırıyorlar. Eğer İskoçya'da Ulusal Parti sandalyelerin tamamını elde ederse, Londra'da İşçi Partisi'nin azınlık hükümeti kurmasına destek verebilir. Bu durumda Cameron koalisyonu kuracak parti bulamaz. Ama o zaten koalisyona gerek kalmayacak bir seçim sonucu hayal ediyor. "Sen hayal kurmaya devam" et diye yazan The Independent gazetesinden bir yorumcu, Birleşik Krallık'ın seçimlerden sonra bambaşka bir sabaha uyanma ihtimalinin oldukça büyük olduğunu vurguluyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Barbara Wesel