Cumhurbaşkanlığı seçimi yeni bir gerilim mi? | AVRUPA | DW | 21.04.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Cumhurbaşkanlığı seçimi yeni bir gerilim mi?

Türkiye’de cumhurbaşkanlığı seçimi ilk kez halk oylamasıyla yapılacak. YSK’nın ilk tur oylamanın 10 Ağustos'ta yapılacağını açıklamasının ardından, Ankara'da gündem cumhurbaşkanlığı senaryolarına kilitlendi.

30 Mart yerel seçimlerinden büyük bir galibiyetle çıkan Başbakan Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçimi için de iddialı olduğunu “10 Ağustos’ta millet, kendi başkanını seçecek” sözleriyle ortaya koydu. Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Hüseyin Yayman, Erdoğan’ın kısa bir süre sonra cumhurbaşkanlığına aday olduğunu ilan edeceğini ancak bu ilanla birlikte hükümet-cemaat geriliminin bitmeyeceğini söylüyor. Yayman'a göre Türkiye, 10 Ağustos’a doğru ilerledikçe hükümet-cemaat gerilimi daha da tırmanacak.

“Sokak eylemlerinin artacağına dair bilgiler geliyor. Türkiye’de suikastler yaşanacağı konuşuluyor” diyen Yayman, bu gerilimin topluma daha az yansıması için Erdoğan’ın daha ‘bütünleştirici’ bir söylem ve siyasi tavır takınması gerektiğinin altını çiziyor. Yayman, “Erdoğan’ın gerilimi tırmandıracak söylemlerden kaçınması gerekiyor. Aksi durum, tamamen kendisinin de aleyhine olur. Onun, toplumun tüm kesiminden oy alarak cumhurbaşkanı olması Türkiye’nin olumlu ve ılımlı gücüne büyük katkı yapacaktır” diyor.

'Erdoğan cumhurbaşkanı, Gül başbakan olacak'

Hükümet-cemaat geriliminden yorulan Türk halkının daha az kavgalı günlere ihtiyacı olduğunu belirten Yayman’a göre bunu da, ‘daha ılıman, yumuşak bir AK Parti’ sağlayacak. “Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan arasında aslında siyaseten hiçbir fark yok. Sadece yorum farkı var” diyen Yayman, Türkiye’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra ‘aktif cumhurbaşkanlığı’, ‘pasif başbakanlık’ sistemiyle karşılaşacağını dile getiriyor. Yayman, “Erdoğan cumhurbaşkanı, Gül de başbakan olacak. Aralarında kavga, rekabet, mücadele olmayacak. Erdoğan ve Gül’ün, cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili verdikleri mesajlar hiçbir şekilde bir gerilimin, kavganın işareti olarak algılanmamalı” diyor. Cumhurbaşkanı Gül’ün, 10 Ağustos seçimi için “Bu koşullarda gelecekle ilgili siyaset planım yok” sözlerinin, onun kavga istemediğinin de göstergesi olduğunu anlatan Yayman, önümüzdeki süreçte Erdoğan ile Gül arasındaki uyumun daha rahat görüleceğini belirtiyor.

“Gerilim toplumla Erdoğan arasında”

Bilkent Üniversitesi öğretim üyelerinden, siyaset bilimci Prof. Ali Tekin ise Türkiye’de asıl gerilimin Başbakan Erdoğan ile toplum arasında olduğunu söylüyor. Tekin, Erdoğan’ın sadece kendi tabanıyla ilgilendiğini, kendisini eleştiren liberallere ya da daha farklı karşıt görüşlere kulak asmadığını belirtiyor ve “Erdoğan, cumhurbaşkanlığı adaylığını ilan ettikten sonra toplumun liberal kesimiyle yaşadığı gerilimi daha da tırmandıracak. Toplumda kendini dışlanmış hissedenler, bundan böyle bu hissi daha derin yaşayacaklar” diyor.

Tekin, Gül’ün “Bu koşullarda gelecekle ilgili siyaset planım yok” açıklamasının ardından Başbakan Erdoğan’ın “10 Ağustos’ta millet kendi başkanını seçecek” açıklaması yapmasının bile ikili arasında ‘örtülü bir mücadele’ye işaret ettiğini iddia ediyor. Cumhurbaşkanı Gül’ün, yerel seçim öncesinde toplumda “kendini dışlanmış hissedenlere” daha yakın durduğunu, onları anlamaya çalıştığını, tavırlarıyla da bunu açıkça gösterdiğini dile getiren Prof. Tekin, “Erdoğan-Gül mücadelesi bize hükümet-cemaat gerilimiyle ilgili de bilgiler, ipuçları verecektir. Hükümet-cemaat geriliminde bugüne kadar daha çok orta yol izlemeyi tercih eden Gül, bundan sonraki süreçte Erdoğan’ın karşısına daha sert uygulamalarla çıkabilir” diyor.

Gurbetçiler sandık başında

Türkiye’nin 12. cumhurbaşkanı halkoylamasıyla belirlenecek. 12. Cumhurbaşkanı 10 Ağustos’ta beş yıllığına ilk kez halk tarafından seçilecek ve yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları da ilk kez bulundukları ülkelerde Köşk seçimi için oy kullanabilecekler. Yurtdışı seçmen çalışmasında oy kullanabilecek ülke sayısının 60’ı bulduğu belirlendi. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) sandık kurulacak ülke büyükelçilik ve başkonsolosluklarını da ilan edecek.

Seçim işlemlerine yönelik tüm harcamalar, yurtiçinde kesin ödeme, yurtdışında ön ödeme suretiyle karşılanacak. Kargo, kiralama, hizmet alımları, sigorta, haberleşme giderleri kalemleri YSK’ya tahsis edilen yurtdışı seçim ödeneğinden karşılanacak. Misyon şefleri (büyükelçiler) ve Başkonsoloslar (konsolosluk şefi ve en üst düzey yetkili) harcama yetkilisi olacak. Her bir dış temsilcilik seçim için özel olarak açılacak hesabı Yurtdışı İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı'na bildirecek.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için ilk tur 10 Ağustos’ta, gerek kalması halinde ikinci tur 24 Ağustos’ta yapılacak. Yurtdışında yaşayan seçmenler de ilk tur için 31 Temmuz-3 Ağustos tarihleri arasında, ikinci tura gerek kalması halinde 17-20 Ağustos arasında bulundukları ülkelerde oy verebilecek.

© Deutsche Welle Türkçe

Haber: Hilal Köylü

Editör: Başak Özay

Önerdiğimiz linkler