Coşkun Aral: Ara Güler bu toprakların gözü oldu | TÜRKİYE | DW | 18.10.2018
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

TÜRKİYE

Coşkun Aral: Ara Güler bu toprakların gözü oldu

Dünyaca tanınan foto muhabiri Ara Güler 90 yaşında hayatını kaybetti. Ara Güler’in öğrencisi belgeselci Coşkun Aral DW Türkçe’ye ustasını anlattı. Aral, Ara Güler ile ilgili yeni bir belgesel üzerinde çalıştını söyledi.

Dünyaca ünlü foto muhabiri Ara Güler, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Hayata 90 yaşında veda eden Güler, uluslararası alanda Türkiyeli en önemli fotoğrafçılardan biri olarak kabul ediliyordu. Winston Churchill'den Salvador Dali ve Picasso'ya birçok ünlü kişi ile röportajlar yapan ve fotoğraflarını çeken Ara Güler'i DW Türkçe'ye öğrencisi Coşkun Aral anlattı.

DW Türkçe: Kendi kuşağının en önemli foto muhabirlerinden biriydi Ara Güler. Bize Ara Güler’i anlatır mısınız?

Coşkun Aral: Ara Güler bence üniversal bir insan. Bu topraklarda doğdu büyüdü, bu toprakların gözü oldu, bu topraklara dünyayı tanıttı. Ama dünyayı da bu topraklara tanıttı. Bir köprüydü dünyadaki uygarlıktaki bütün insani oluşumlar arasında.

Geçen sene bu zamanlar Almanya’daydık, Nürnberg'teydik bir sergisi vardı, gösterimi vardı. Oradayken Almanya’nın tarihini anlatan bir insandı. 1. Dünya Savaşı'nda Almanların Osmanlı’ya hediye ettiği Yavuz Zırhlısı’nın sökümüne ilişkin bir belgeseli ile de gündemde. Ara Güler salt bir fotoğrafçı, basın fotoğrafçısı, fotoğraf sanatçısı değil, aynı zamanda bir belgeselciydi.

Bütün bunların tabii ki benim yaşamında büyük bir önemi var. Ben 1970lerde onu tanımak istedim. 77’de asistanlığını yapmaya başladım, 80'lerde artık Paris'te onunla sık sık görüşüyorduk. 80'lerde onunla beraber ortak sergiler açtık. Bütün bunları yaşamak bana ayrı bir mutluluk veriyor ama ondan daha çok öğrenecek şeyim vardı. Çünkü her keresinde karşılaşmamızda yeni birşey öğreniyordum ondan. Bir dünya insanı dediğim gibi.

Şu anda Almanya'da kaç tane insan Werner von Braun'un Washington yakınlarındaki köyüne gidip orada uzaya ilişkin hikayesini yapmış olabilir? Kaç insan Saroyan ile görüşmüş olabilir, kaç insan Winston Churchill'i Aksaray'da Valide Camii'ne götürüp İstanbul'u gezdirmiş olabilir? Tarihe tanıklık yapmış bir insandı. O yüzden çok söyleyecek şey var ama, onu kaybetmek önemli, ama onun bıraktığı değerleri yaşatmak çok daha önemli. Salt bizim için değil. Ben bunun salt Türkçe konuşan bizim topraklarımızın insanı için değil, dünya için de önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü tarihe tanıklık yapmak ayrı bir görevdir.

Yine geçtiğimiz aylarda Wetzlar'de Leica'nın bir fabrikasında Leica'nın meşhur Master of Leica diye tanımladığı makinanın en iyi kullanıcıları arasında kocaman ismini gördüm. Bu ayrı bir gururdu benim için. Çünkü 1. Dünya Savaşı'ndan bu yana Leica fotoğraf makinasının icadıyla onun en iyi kullanıcıları arasında onun olması farklı bir şey. Büyük bir kayıp, dünyanın başı sağolsun diyorum.

Siz ilk ne zaman tanıştınız? Aranızdaki usta-çırak ilişkisi nasıldı?

Siirt'te Hayat Dergisi'nde ilk onu tanımaya başladığımda 1960larda 70lerde Siirt mahrumiyet bölgesiydi. 10lu yaşlarımda ben onun gözüyle, onun yaptığı ropörtajlarla yakın komşulara, uzak diyarlara gidip geliyordum röportajlara bakıp.

77'de tanıştım ama 70li yıllarda, 72-73-74-75'te defalarca girişimlerim oldu, defalarca kendi utangaçlığımdan ötürü yanaşamamıştım yanına, defalarca denemiştim. Ama 77'de o bizzat benim çekmiş olduğum o meşhur kanlı 1 Mayıs'a ilişkin fotoğrafları görmek istediğini söyledi. Beni aldı ofisinde fotoğrafları değerlendirdik. O zamanlar Stern, Time-Life, Match gibi grupların temsilcisiydi. Orada birdenbire sanki bir parçamı bulmuş gibiydim.

Hayatımda çok önemli insanlar oldu benim, Abidin Dino, Yaşar Kemal, Ergun Çağatay, Ergin Konuksever gibi insanlar. Ama Ara'nın yeri çok daha farklıdır. Bir Gökşin Sipahioğlu tabii ki babam gibiydi. Ama Ara'dan ben dünyayı öğrendim diyebilirim. Çünkü hiçbir zaman onun kadar fotoğraf çekmem, çekemem.

Daha vefatından bir gün önce benimle görüşmek istediğini söylüyor. Adeta son sesleri. Yanındaki arkadaşlar telefonla ben Londrada'yım beni aradılar. Ara seninle görüşmek istiyor sana merhaba demek istiyor dediler. Elini salladı. Londra onun için önemliydi, çünkü önemli aşlarından birini yaşamıştı Londra'da...Londra'da aşklarından, aşklarının ruhundan sana selamlar getiriyorum dedim elini salladı. Cep telefonu kayıtlarında olan bir olay...Nasıl dünyaya ait olduğunu nasıl evrene ait mesajları yüklendiğini nasıl yaşama isteği duyduğunu gösteren bir olaydı. Ben ustamı kaybettim. Gerçekten Dünya da iyi bir öğretmenini kaybetti diyebilirim.

Siz Ara Güler ile ilgili belgeseller de yapmıştınız...

Ben belgesellerini yaptım ama daha bitirmediğim bir belgeseli var.  Çünkü bu son 3-4 yıldan beri özellikle diyaliz süreleri içinde şimdiye kadar bahsetmediği çok şeyden bahsetti.

Nürnberg'teyken diyaliz sırasında ilk kez bana Carl Sagan'dan bahsetti. Bugüne kadar hiç bahsetmemişti. Meşhur uzayı tanıyan insanla olan mülakatından bahsetti. Hep yeni yeni biliyorsunuz insanlar olgunlaştıkça piramidin alt kısmındaki bilgiler gündeme geliyor. Ben de her keresinde bir cep telefonuyla o küçük küçük bölümleri alıp bir şeyler yapmaya çalışıyordum ama o yüzden belgeselim hiç bitmedi. Bitmeyecek gibi çünkü Ara benim için ölümsüz. Küçük küçük bunları gündeme getirmeye çalışacağım çünkü ondan alacağımız çok ders var. Salt Türkiye değil, Uzakdoğu'da da bir sürü insan onun gibi değerlere ihtiyaç duyuyor, bugün Almanya için de geçerli. O yüzden dünyanın başı sağolsun diyorum.

Siz çektiğiniz görüntüleri yayınlayacak mısınız bir belgesel halinde?

Şu anda yaptığım bir belgesel var ama dediğim gibi çok malzeme var. Geçen hafta bile bana yeni yeni şeyler anlattı. Artık elimizden geldiğince, çünkü bunlar hep mesajdır. Bana ve dünyaya mesajlardı. Bütün bunlar dünya için değerli.

Seda Sezer Bilen

© Deutsche Welle Türkçe