Batı′nın yaptırımları ve durağan Rus ekonomisi | EKONOMİ | DW | 03.05.2017
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

EKONOMİ

Batı'nın yaptırımları ve durağan Rus ekonomisi

Ukrayna'daki çatışmalardaki oynadığı rolden dolayı sert uluslararası yaptırımlara maruz kalan Rusya'da son birkaç yıldır ekonomik durgunluk yaşanıyor.

Salı günü Karadeniz'in sahil kenti Soçi'de görüşen Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ağırlıklı olarak jeopolitik ve güvenlik konularına yoğunlaştı. Öne çıkan noktalar ise Ukrayna ve Suriye devam eden çatışmalar oldu. Aynı zamanda Merkel son iki yılda ilk kez Rusya'yı ziyaret etmiş oldu.

İki liderin görüşmesinde Batı'nın Rusya'ya uyguladığı ekonomik yaptırımların da gündeme gelmesi bekleniyordu.

Ancak Merkel ve Putin, görüşmelerini takip eden basın toplantısında yaptırımlar konusuna açık bir şekilde değinmedi. Almanya başbakanı, Ukrayna'daki çatışmaları bitirmek için Minsk barış planının hayata geçmesi için Rusya'nın çaba göstermesi durumunda yaptırımların bir kısmının kaldırılabileceğini söylemekle yetindi.

Rus lider ise iki ülke arasındaki ekonomik bağlara değindi ve "işbirliğimiz dünya ekonomisinin istikrarına kayda değer bir katkıda bulunuyor" dedi.

Moskova'nın 2014 yılında Kırım Yarımadası'nı ilhak etmesinden bu yana Merkel, Avrupa Birliği ve ABD'nin uyguladığı yaptırım rejiminin en büyük destekçilerinden birisi.

Rusya'ya karşı önlemler ulusal bankaları, silah ticaretini ve Rusya'nın petrol ile doğalgaz endüstrisini hedef alıyor. Buna karşılık Rusya da Batı'nın tarım ürünlerine karşı ambargo uyguluyor.

Sonunda büyüme yaşanacak mı?

Son yıllarda azalan petrol fiyatlarının da etkisiyle yaptırım rejimi Rus ekonomisi üzerinde etkisini gösterdi.

Bir zamanlar gelişmekte olan ekonomilerin en gözdelerinden birisi olan Rusya şimdilerde ise içine düştüğü durgunluktan ve zayıf büyümeden çıkmaya çalışıyor.

Rusya'nın resmi istatistik kurumu Rosstat'ın verilerine göre yoksulluk sınırında yaşayan Rusların sayısı her geçen yıl artıyor ve geçtiğimiz yıl 20 milyon ile nüfusun yüzde 13'üne ulaştı.

Ancak Rus yetkililer ülkenin talihinin bu sene dönmesini umuyor ve yüzde ikilik bir ekonomik büyüme oranı öngörüyor. Kimi piyasa analistleri de bu görüşü destekliyor.

Birleşmiş Milletler Asya ve Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyonu'nun (ESCAP) geçtiğimiz günlerde Tayland'ın başkenti Bangkok'ta yayınladığı yıllık rapora göre Rus ekonomisinin bu sene yüzde 1,1'lik bir büyüme kaydetmesi bekleniyor.

Araştırmaya göre "geçen yılki 0,2'lik daralmanın ardından, petrol fiyatlarındaki göreceli artışın Rusya Federasyonu'nun ekonomisinde yüzde 1.1'lik bir büyüme sağlaması öngörülüyor."

Yaptırımlar ayrıca Rusya'nın Batı'daki ticari ortaklarını olumsuz yönde etkiledi. Örneğin Almanya'nın Rusya ile ticaret hacmi 2012 yılında 80 milyar euro iken, 2016 yılının ilk 11 ayında 47 milyon euro olarak kayda geçti.

İki ülke arasındaki ticari ilişkiler bu sene nihayet yüzünü yukarıya çevirdi ve Almanya'da iş dünyasına yönelik yayın yapan günlük ekonomi gazetesi Handelsblatt'a konuşan ve Doğu Avrupa'da faaliyet gösteren Alman şirketlerini temsil eden Alman Ekonomisi Doğu Komitesi yetkililerine göre ilk iki ayda yüzde 37'lik bir artışla 10 milyar euro'ya ulaştı.

Çetin ortam

Rus yetkililer halka seslenirken ülkenin durumdan olumsuz etkilenmediğini söylüyor ve ekonominin yeni ortama uyum sağladığının altını çiziyorlar. Rus şirketlerinin önceden Avrupa'dan ithal ettiği ürünlerin artık Çin gibi başka ülkelerden getirildiğine işaret ediyorlar.

Almanya Makine Mühendisliği Endüstrisi Birliği'nin (VMDA) verilerine göre Çin'deki makina parçası üreticileri Rusya'ya ihracatlarını arttırmış durumda. 2016 yılında Çin'in Rusya'ya makina ve parça ihracatı Almanya'nınkini geçti. Rusya'nın bu kalemde Çin'den ithalatı 4,9 milyar euro olarak kayda geçerken, Almanya'nınki 4,4 milyar euro olarak gerçekleşti.

VMDA Rusya ve Orta Asya sözcüsü Monika Hollacher konuyla ilgili yaptığı açıklamada "Çinli üreticiler açık şekilde avantajlı bir konumda, herhangi bir yaptırımla karşı karşıya değiller ve ayrıca gerektiği zaman kendi finansal kaynaklarını da sunabiliyorlar" dedi.

Ancak Almanya'daki iş dünyasında bir başka meslek kuruluşu olan Osteuropaverein'ın başkanı Marcus Felsner bu görüşe katılmıyor.

Felsner, geçtiğimiz sene düşünce kuruluşu RUSI tarafından yayınlanan bir raporda Alman şirketlerinin Rusya'daki piyasa ortamında çektiği zorlukları değerlendirmişti. Bu zorlukların "Alman şirketlerinin doğrudan karşılaştığı sonuçlardan ziyade Rusya'daki iş ortamı ile ilgili algıdan" kaynaklandığını kaydetti.

Alman-Rus Ticaret Odası'nın yaptığı bir ankete atıfta bulunan Felsner, "Rus ve Alman iş örgütlerinin yüzde 75 kadarının Batı'nın yaptırımlarından dolayı kendi faaliyetlerinde doğrudan etkilenmediğini" söyledi.

Buna karşın Felsner Rusya'daki mevcut çetin piyasa koşullarının nedenlerini şu şekilde sıralıyor: Rusya'da altyapı ve eğitime yetersiz yatırım, 2012'deki kredi daralmasından dolayı teknoloji ithal etmede yaşanan sıkıntılar, üretkenlikteki düşüklük, hukuk düzeninin yeterince tesis edilememesi ve beyin göçü.

Çözülmemiş sorunlar

Yapısal sorunlara rağmen kimi uzmanlara göre AB ve Rusya arasında daha yakın ticari ilişkiler her iki tarafa da ekonomik fayda sağlayabilir.

Almanya'da finansal refahın sosyal sorumluluğa etkisi konusunda çalışmalar yapan Bertelsmann Vakfı'nın yayınladığı bir rapora göre AB ve Rusya önderliğinde Avrasya Ekonomi Topluluğu arasında yapılacak kapsamlı bir anlaşma AB'nin kişi başına reel gelirinde 0,2'lik bir artış sağlayabilir.

Öngörülere göre böyle bir anlaşma uzun vadede Almanya'nın ihracatını yılda 31 ve Rusya'nınkini de 71 milyar euro arttırabilir.

Ancak rapora göre Ukrayna'daki çatışma durumu ve Rusya'ya karşı uygulanan uluslararası yaptırımlar devam ettikçe böyle bir serbest ticaret anlaşmasının gerçekleştirilmesi pek gerçekçi değil.

Yaptırımların süresinin bu yaz aylarında dolacak olmasına karşın AB şu anda uzatma seçeneklerini değerlendiriyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Srinivas Mazumdaru

Reklam