Banu Güven: En uzun gece | TÜRKİYE | DW | 23.06.2018
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

TÜRKİYE

Banu Güven: En uzun gece

Türkiye'de son yılların belki de en heyecanlı seçim süreciydi. Şimdi ise dikkatler Pazar akşamı sandıktan çıkacak sonuca kilitlendi. Banu Güven, yazısında "Bıçak sırtındaki seçim için kemerlerinizi bağlayın" diyor.

Video izle 00:18

Banu Güven: En uzun gece

Nefesler tutulmuş, herkes birbirine farklı kamuoyu yoklamalarının sonuçlarını fısıldıyor, "Öyle mi olacak, yoksa böyle mi?” diye soruyor. Birçok açıdan bıçak sırtında görünen seçim için kemerlerinizi bağlayın. 24 Haziran hızlı ve heyecanlı bir gece olacak.

Sandıktan nasıl bir sonuç çıkacak? Etrafta dolaşan anket sonuçları sabah bir tarafın yüzünü güldürürken diğerini endişeye gark ediyor. Aynı günün akşamı başka bir sonuç düşüyor sosyal medyaya; endişelenenler rahatlar gibi oluyor bu kez. Ama 24 Haziran gecesine kadar kimseye rahat yok. Burası net.

Demokratik parlamenter sistem taraftarlarının tedirginliğiyle cumhurbaşkanı hükümet sistemini destekleyenlerinki arasında farklar var ama. "Memleketi ve kaderimizi tek adama kaptırmayacağız” diyenler en çok cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk turu geçememe ihtimalinden dolayı tedirgin. HDP'nin barajı aşamaması halinde AKP'nin mecliste çoğunluk elde etmesi ihtimali de endişe kaynağı. Bunlara eşlik eden sandık ve oy güvenliği endişesi var bir de. Ancak bütün bu tedirginliklere rağmen, hem adaylar hem de bu cenahın seçmeni umut dolu. Seçmen bu umudu sadece geçen referandumda kazanabileceğini gördüğünden değil, olağanüstü antidemokratik koşullar karşısında muhalefetin ortaya koyduğu mücadeleden alıyor. İçi boş bir umuttan söz etmiyoruz yani. Mecliste çoğunluğu ele geçirebilecek güçte bir muhalefet var.

Diğer tarafın tedirginliğine ise umut değil korku eşlik ediyor. Bunu bizzat cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan'dan duyduk. Kapalı bir toplantıda partisinin mahalle yöneticilerine "HDP baraj altında bırakılmalı” derken partisinin mecliste çoğunluğu kaybedebileceği korkusunu dile getiriyordu. "Sandık kurullarında hakimiyet sağlarsak bu işi başlamadan bitiririz” demesi de cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk turda yüzde 50'yi göremeyecek olma korkusunun ifadesiydi. Bu ifadeyle sandık kurulundaki AKP'lilerden ne beklediğini kimse Erdoğan'a soramadı tabii. Demokratik ve adil seçim koşullarında skandal olarak nitelenebilecek bu çağrı kayda geçti ama. Bu arada bugüne kadar konuştuğum AKP'liler arasında sandık güvenliği endişesi yaşayan bir kişiye rastlamadığımı da belirteyim.

Hüzünlü bir veda gibi

Son virajı dönüp de mecliste mutlak çoğunluk göremeyen Erdoğan'ın koalisyon ihtimalinden söz etmeye başlaması da iktidar cenahında pek parlak bir tablo olmadığının göstergesi. Seçime günler kala dinlediğim AKP şarkısı bugüne kadar duyduklarım arasında en duygusalıydı. Bana zafer beklentisinden çok bir hüzünlü bir veda ihtimali üzerine yazılmış gibi geldi:

"Zor olsa da ah zor olsa da

Dağlar duman kar kış olsa da

Yolun sonu bir sır olsa da

Dönmem geri senin yolundan”.

TV programlarında yorgun ve keyifsiz görünen, kendi durumundan dert yanan seçmene bile "Yeterince araştırmadan konuşuyor” diye çıkışan, fırından buzdolabından söz eden Erdoğan da bu gerginliği kaldırmakta zorlanıyor belli ki. Kendi ürettiği ittifak formülüyle mecliste iktidardan düşme ihtimalini düşünmek bile zor olmalı. İkinci tura kalırsa elindeki tüm imkanlara rağmen olası rakibinin tempo artırarak kendisini zorlayacağının da farkında.

Kimler korkuyor?

Korkuya gelince… Kazanım olarak gördüğü, memleketin en az yüzde 50'sinin rızası olmadan yaptığı ve yapacağı ne varsa, kışlık sarayından Okluk Koyu'ndaki yazlık sarayına, Kanal İstanbul'undan havaalanına, elinden gitme ihtimali çok tedirgin edici olmalı. Defterlerin açılması, bütün harcamalarına nasıl kaynak bulunduğuna bakılması ihtimali de korkutucu olmalı.

Erdoğan'ın seçmenleri arasında gözünü onunla açmış olan gençler onsuz bir gelecek hayal edemiyor. Bu nedenle kaybedeceğine inanmıyorlar. Böyle bir ihtimal onlara da korkutucu geliyor. Ama 24 Haziran'dan en çok korkanlar askerde, yargıda, mülki idarede olup da iktidarın sözünden dışarı çıkmayanlar, iktidarın aracı olanlar.

Muharrem İnce, Erdoğan'ın kendisine yönelik sözlerini alkışlayan İkinci Ordu Komutanı için sarfettiği "Apoletlerini sökeceğim” sözünden bir adım geri atmadı. İktidara hizmet etmenin kamu görevlileri için kendi iktidarında nasıl sonuçları olacağını en net şekilde ifade etmeye devam ediyor. İşte bu yüzden olası bir yenilgiden devletteki AKP kadroları içinde yerini alanlar da çok korkuyor.

Cezaevinde olmasına rağmen yürüttüğü etkili kampanyayla bu seçim sürecinin kahramanı olan Selahattin Demirtaş'ın ketılıyla yaptığı "Biri şu mikrofonu tutabilir mi acaba? Kaymakam var mı aranızda” göndermesi de boşuna değil.

Aslında bu seçimin koşulları tüm muhalefet adaylarını biraz kahraman yaptı. Kiminin yolu çöp kamyonuyla kapatıldı, mitingi sırasında sokak lambaları söndürüldü, konakladığı otellerin sahipleri tehdit edildi (bkz. İYİ Parti ve Meral Akşener), kimine etkinlik yapacağı salon son anda verilmedi (bkz. SP ve Karamollaoğlu). Muhalif partilerden sokakta saldırıya uğramayan kalmadı.

Provokasyon endişeleri ise son olarak Suruç'taki yaşanan korkunç olaylara rağmen boşa çıkarıldı. Artık endişeler bir tarafa, sandığa dokunacak kadar yakınız.

Gözler sandıkta

Şimdi, seçime saatler kala sakinleşin. Herhangi bir rehavete ya da endişeye yenik düşmeden Pazar gününüzü güzelce programlayın. Oyunuzu zamanında gidip verin. Sandık güvenliği endişeniz varsa, müşahit de olamadıysanız, hakkınızı kullanıp ihtiyaç olan bölgelerde süreci takip edin. Sonra sonuçları da sükûnetle izleyin. Böyle bir seçimde ilk kez sadece tek bir ajanstan bilgi akacak. O da iktidarın kontrolündeki Anadolu Ajansı olacak. İlk saatlerde gelen sonuçlar yanıltıcı olabilir. Hangi taraftan bakıyorsanız bakın, sonuca varmakta acele etmeyin. Muhalefet partilerinin de Adil Seçim Platformu adı altında bir araya geldiğini ve seçim gecesi sonuçları tek merkezde toplayıp YSK sonuçlarıyla karşılaştıracağını unutmayın. İlgili sosyal medya hesabını bulun, takip edin. Sosyal medyada gördüğünüz her Tweet'e hemen itimat etmeyin, önce imkanlarınız dahilinde "doğru mudur, değil midir” diye kontrol edin. Ana akım medyada göreceğiniz resmin maalesef tek tarafı yansıttığını unutmayın. Milletvekili sayıları ittifaklar nedeniyle bu kez farklı hesaplanacak. Bu da seçmen açısından bir ilk olacak.

Sonrasını haftaya konuşacağız. Herkese iyi seçimler!

Banu Güven

© Deutsche Welle Türkçe

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız