Büyük Britanya′nın umudu Theresa May | AVRUPA | DW | 13.07.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

AVRUPA

Büyük Britanya'nın umudu Theresa May

Büyük Britanya, AB'den ayrılık kararından bu yana çalkalanıyor. Theresa May'in istikrar sağlaması bekleniyor. Yeni lideri otoriter olarak eleştirenler var. Parti içinde liberal kanadın temsilcisi olarak da görülüyor.


Theresa May'in apar topar Muhafazakar Parti genel başkanlığına getirilmesi, geçtiğimiz haftalarda Birleşik Krallık'ın yaşadığı kırılmayı çarpıcı şekilde ortaya ortaya koyuyor. Aslında iktidar partisi genel başkanlık ve başbakanlık pozisyonunu belirlemek için daha önce 9 hafta öngörmüştü. Ancak Andrea Leadsom'ın çekildiğini açıklamasıyla parti içi yarış hızla sonuçlandı. David Cameron da halefine yer açtı. May'in kabinesini belirleyebilmesi için 48 saat süresi var.      

'Brexit yanlıları kilit pozisyonlara'

BBC'nin siyasi muhabiri Alex Forsyth, "Özellikle May Büyük Britanya'nın AB'de kalmasını savunduğundan kabinenin kilit pozisyonlarına Brexit yanlısı isimlerin getirilmesi yönündeki baskı güçlü olacak" diyor. Forsyth, May'in duyurduğu radikal sosyal ve ekonomik reformlarla kabinenin emektar isimlerinin siyasi geleceğine yönelik spekülasyonları artırdığına dikkat çekiyor.   

Alex Forsyth, "Siyasi kararlar vermek için zaman kıt olduğundan başbakan dönüşümle süreklilik arasında tercihini yapacak. Aynı zamanda AB referandumunda farklı kamplara bölünen Muhafazakarları birleştirmek istiyor" diyor. 

6 yıldır içişleri bakanlığı koltuğundaydı

59 yaşındaki Theresa May 2010 yılından beri içişleri bakanlığı görevinde bulunuyordu. Bu koltukta daha önce hiç kimse bu kadar uzun süreyle oturmamıştı. Uzun yıllardır daha üst pozisyonlara talip olduğu söyleniyor. Karar vermekte zorlanmayan, güvenilir ve kriz tecrübesi olan bir siyasetçi olarak tanımlanıyor. Brexit kampanyasının öncüleri Michael Gove ve Boris Johnson Muhafazakar Parti liderliği yarışından birbirlerini karşılıklı olarak attıklarında, May, "ciddi ve deneyimli" bir aday olduğunu vurguladı ve Büyük Britanya'yı bu zor dönemden çekip çıkarmayı vaat etti.  

İngiliz medyası daha ziyade göz alıcı ayakkabılarıyla da ilgilense May 17 yıldır Muhafazakar Parti'nin az sayıdaki ama seçkin kadın liderleri arasında yer alıyor. İçişleri bakanlığı sırasında göç politikalarında izlediği sert çizgiyle adını duyurdu. Geçen yıl yaptığı, "Göç, toplumun birliğine engel oluyor" açıklamasıyla dikkatleri üzerinde topladı.  

Caydırıcı göç politikaları

May, caydırıcılık politikaları kapsamında, eşlerini ya da çocuklarını İngiltere'ye getirmek isteyenlerin en az 18 bin 600 sterlinden başlayan gelir ispatında bulunmaları şartını getirdi. Britanya vatandaşı olmayan eşin geliri bu hesaplamada dikkate alınmadı. Mağdur aileler düzenlemeye karşı Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. 

Londra'da mültecilere kuruluşunda görev yapan Lucy Walker, "Theresa May'in politikaları bu ülkedeki mültecilerin hayatına doğrudan yansıdı, onların durumunu kötüleştirdi. Artan yabancı düşmanlığını göz önünde tuttuğumda başbakan olarak izleyeceği politikalar beni kaygılandırıyor" diyor.

İnternete sıkı denetim getirdi

İnternete getirilen sıkı denetim, May'in tartışmalı bir başka siyasi önlemiydi. Polis ve istihbarat örgütlerinin internet kullanımını izlemesi sağlandı. Kullanıcıların faaliyetlerinin bir yıl boyunca servis sağlayıcılar tarafından saklanması mecburiyeti getirildi.

Liberal yorumcular sözkonusu önlemleri otoriter olarak eleştirse de May muhafazakar mainstream ile görüş birliği içinde. Birmingham Üniversitesi uzmanlarından Matts Cole, "May'in içişleri bakanlığı sırasında savunduğu birçok pozisyon partinin sağ kanadında inandırıcılığını artırdı. Sınırdışı ve göç politikalarına ilişkin tavrı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olmaya son verme kampanyası ve Birleşik Krallık'ın birliğini güçlendirme bunlara dahil" diyor.

Pragmatik yönü    

May, pragmatik yönüyle de tanınıyor. Uzun siyasi kariyeri boyunca birbirinden farklı pozisyonları savundu. 2002 yılında Muhafazakarları kamuoyunda "çirkin parti" olarak algılanma tehlikesinden ötürü uyardı ve reformlar talep etti. Eşcinsel evlilikleri savundu, kamu kurumlarının vatandaşları genetik özelliklerine göre sınıflandırdığı "Racial Profiling" sistemini eleştirdi. 

Muhafazakar yazar Kate Maltby, May'i "gerçek modernleştirici" olarak niteliyor. Maltby, "May, daha sonra bu konumundan uzaklaşsa da, parti içinde sosyal ve liberal açılımlar için çaba harcayanlar açısından bir örnekti" diyor.  

AB'den çıkışı başarıya dönüştürecek

May Brexit referandumunda tercihini AB'de kalmaktan yana yapanlardandı. Ancak oylama sonucuna saygılı. Brexit kararının verildiğini, ikinci bir oylamaya gidilmeyeceğini belirtiyor. May, aynı zamanda "AB'den çıkışı bir başarıya dönüştürmek" istiyor. Toplumun alt kesimlerine destek olacak radikal sosyal reformların müjdesini verdi.   

Sakin imajı ve tecrübesi, ülkenin zor zamanlarda deneyimli bir siyasetçiye emanet edildiği umudunu güçlendiriyor. Manchester Barosu'na kayıtlı avukat Matt Pembroke, "Muhafazakar Parti seçmeni değilim ama kargaşa dolu bu dönemde siyasi tecrübesi yüksek bir kişinin yönetime gelmesini rahatlatıcı buluyorum. Bir oylamayla daha huzursuzluğun artmasına karşıyım. Dileğim, içinde bulunduğumuz felaket ortamından bir an önce çıkmak" diyor.   

© Deutsche Welle Türkçe

Samira Shackle

Önerdiğimiz linkler

Reklam