Böhmermann kararı Almanya’yı ikiye böldü | ALMANYA | DW | 15.04.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Böhmermann kararı Almanya’yı ikiye böldü

Almanya Başbakanı Merkel’in Erdoğan’a hakaret suçundan dava açılabilmesi için savcılığa yetki vermesi, Almanya’yı ikiye böldü. SPD’li bakanların dava açılmasına ret oyu verdiği, son sözü Merkel’in söylediği belirtiliyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği suçlamasıyla, mizahçı Jan Böhmermann hakkında dava açılabilmesi için savcılığa yetki vermesi Alman siyaseti ve kamuoyunu ikiye böldü. Kararın istişaresi sırasında hükümeti oluşturan Hristiyan Birlik partileri kanadıyla Sosyal Demokratlar (SPD) arasında görüş ayrılıkları olduğu Alman medyasına yansımış, Başbakan Merkel de kararı açıklarken yaptığı konuşmada görüş ayrılıklarını doğrulamıştı. Hristiyan Birlik partileri dava açılmasına sıcak bakarken SPD’nin karşı çıktığı kamuoyuna yansımıştı.

Merkel, Ankara’nın başvurusu üzerine ‘yabancı devlet temsilcileri ve organlarına hakaret‘ suçunu düzenleyen Alman Ceza Kanunu’nun 103’üncü maddesi uyarınca Jan Böhmermann’a dava açılması için savcılığa yetki vermiş, bundan bağımsız olarak Alman hükümetinin 103’üncü maddenin 2018 yılına kadar kaldırılması gerektiği görüşünde olduğunu bildirmişti.

Merkel’in açıklamasının ardından konuşan Sosyal Demokrat Partili Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, "Zor bir karardı. Her iki seçeneğin de iyi nedenleri bulunuyordu. SPD idaresindeki bakanlıklar titiz inceleme ve istişareler sonucunda dava açılması yetkisi verilmesine karşı oy kullandı. Oy eşitliği durumunda Başbakan karar verir" diye konuştu.

Yine SPD’li Adalet Bakanı Heiko Maas da Ceza Kanunu’nun 103’üncü maddesini kaldırmak istediklerini yineleyerek, yabancı devlet başkanlarına hakaret konusunda özel düzenlemenin çağdaş olmadığını, artık günümüz ceza hukukunda yeri bulunmadığını söyledi.

Alman Hristiyan Birlik partileri Federal Meclis Grup Başkanı Volker Kauder, hükümetin kararını doğru buludğunu belirterek, "Hiciv herşeyi yapabilir, ama her hakaret hiciv değildir. Sınırın ne olduğuna hukuk devletimizde mahkemeler karar verir. Bu nedenle Alman hükümeti doğru hareket etmiştir" açıklaması yaptı.

Sosyal Demokrat Parti Federal Meclis Grup Başkanı Thomas Oppermann ise hükümetin kararına karşı çıkarak, "Kararı yanlış buluyorum. Hicve ‘yabancı devlet başkanına hakaret‘ suçundan cezai takibat, modern demokrasiyle uyumlu değildir" paylaşımında bulundu.

Yeşiller partisi de hükümetin kararını eleştirdi. Yeşiller Eş Başkanı Cem Özdemir, "Başbakan kısmen kendi kendine içine düştüğü zor bir durumdaydı" diyerek Türkiye’nin isteği üzerine Böhmermann’a özel bir dava açılması kararından memnun olmadığını kaydetti. Özdemir, "Burada özel bir muamele olması hoş bir his bırakmıyor. Türkiye Cumhurbaşkanı‘na normal hukuk yolu da zaten açık olacaktı" diye konuştu. Yeşiller de, 103’üncü maddenin kaldırılmasına destek açıklaması yapmıştı.

Sol Parti Federal Meclis Grup Başkanı Sahra Wagenknecht ise Başbakan Merkel’i Erdoğan önünde secde etmekle suçlayarak, "Tahammül edilemez bir secde selamı. Merkel Türk despotu Erdoğan önünde diz çöküyor ve Almanya’daki basın özgürlüğünü feda ediyor" ifadesini kullandı.

Sol Parti Genel Sekreteri Matthias Höhn ise "Tüm ülkelerden despotlar, elinizi çabuk tutun. 2018’den itibaren hicve yeniden izin çıkacak" paylaşımında bulundu.

Almanya Türk Toplumu adlı derneğin başkanı Gökay Sofuoğlu da Alman hükümetinin kararını eleştirerek, "Başbakanın bu dava için yetki vermeyip, Erdoğanın kişisel başvurusu ile ilgili karar sürecini beklemesini arzu ederdim" diye konuştu. Erdoğan, 103’üncü madde kapsamında T.C. Cumhurbaşkanı olarak yapılan suç duyurusu dışında hakaret suçlamasıyla kişisel suç duyurusunda da bulunmuştu.

Alman Avukatlar Birliği (DAV), topun hükümet tarafından yargıya atılmasını memnuniyetle karşıladığını açıkladı. DAV Başkanı Ulrich Schellenberg, herkese etkin bir hukuki korumanın sağlanmasının güçlü ve işlerliği olan bir hukuk devletinin işareti olduğunu belirterek, "Bu bağlamda yabancı bir devlet başkanının da olası hukuk ihlallerine karşı hukuk devleti araçlarına başvurması doğru olandır… Zor hukuki sorulara yanıt bulmak yargının temel ödevidir. Özellikle de bir yanda sanat ve basın özgürlüğünün sınırı ve diğer yanda şahısların kişilik haklarının korunması konusunda mahkemelerimizin yüksek ehliyetine güvenebiliriz" diye konuştu.

© Deutsche Welle Türkçe

Rtr,dpa/BK,NH

Önerdiğimiz linkler

Reklam