Analiz: Türk-Rus ilişkilerinde Ortadoğu denklemi | TÜRKİYE | DW | 12.10.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

Analiz: Türk-Rus ilişkilerinde Ortadoğu denklemi

Uzman Serhat Erkmen'e göre, İstanbul’da gerçekleşen 23. Dünya Enerji Zirvesi Türk-Rus ilişkilerinin gölgesinde kaldı. Erkmen, ekonomik ilişkilerdeki bahar havası Irak ve Suriye politikalarına da olumlu yansıyor.

İstanbul'da düzenlenen 23. Dünya Enerji Zirvesi'nde gündeme gelen konular yabana atılır nitelikte değil. Ancak Putin’in beraberinde kritik bir heyetle İstanbul’a gelmesi ve tartışılan konular, dikkatlerin Türk-Rus ilişkilerindeki bahar havasına odaklanmasına neden oldu. Gerek Zirve’de yapılan görüşmeler gerekse sonrasındaki ikili temaslar Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin lokomotifinin ekonomik ilişkiler olduğunu gösteriyor. Ancak satır aralarında geçen dış politika konuları önümüzdeki dönemde Irak ve Suriye’deki gelişmeler hakkında da fikir veriyor.

Ekonomik ilişkilerde bahar havası

Türkiye ile Rusya arasında son yıllarda Ortadoğu’ya ilişkin farklı görüşler bulunmasına rağmen bu farklılıkların ekonomik ilişkiler üzerindeki etkileri Kasım 2015’e kadar daha sınırlıydı. Ekonomik ilişkilerin son derece güçlü ve köklü olduğu; bu nedenle iki ülke arasındaki sorunlardan büyük ölçüde etkilenmeyeceği varsayılıyordu. Hatta, Türkiye’de birçok analizci Rus uçağının düşürülmesiyle başlayan krizin Türk ekonomisi üzerindeki etkisinin sınırlı olacağını öngörüyordu. Ancak Rusya’nın sert ve taviz vermez bir ekonomik yaptırım uygulamaya koyması Türkiye’yi üretim ve hizmet sektörlerinde önemli sorunlarla karşı karşıya bıraktı.

Türkiye-Rusya ilişkilerinde yaşanan kriz çok önemli bir gerçeği ortaya koydu. İkili ilişkilerdeki karşılıklı bağımlılığın ekonomik boyutu ne kadar güçlü olursa olsun, temelde bu ekonomik ilişkileri belirleyen faktör piyasanın işleyişinden ziyade siyasi ilişkilerdi. En azından Rusya açısından ekonomik ilişkilerdeki canlanma Rusya’nın içine sürüklendiği ekonomik sorunlar nedeniyle değil Türk-Rus ilişkilerindeki siyasi ve stratejik boyutun değişmesiyle yeniden canlandı. Daha özet bir ifadeyle, Türk-Rus ilişkilerindeki ekonomik ilişkiler ancak siyasi ilişkiler güçlü olduğu sürece iyileşebiliyor.

Bu gerçeklik son birkaç günde tekrar ön plana çıkan ekonomik ilişkilerin önemini azaltmıyor. Türkiye açısından önemli olan üretim, ticaret, turizm ve istihdam alanındaki işbirliği son anlaşmalarla düzelme yoluna gitti. Hala bazı sorunlar bulunmasına rağmen mevcut sorunların aşılması için hızlı bir iyileştirme mekanizmasının devreye girdiği yapılan görüşmeler ve anlaşmalar sonucunda netleşti. Türk Akımı Projesi ve Akkuyu Nükleer Güç Santrali için yapılan anlaşmalar da ikili ilişkilerdeki stratejik temelli ekonomik beklentilerin ileriye doğru taşınacağını gösterdi. Özetle, barındırdığı güçlüklere rağmen ekonomik ilişkilerde yeniden bir atılım dönemi başladı.

Gelişmeler Irak ve Suriye'ye Nasıl Yansır?

İlişkilerin düzelmesinin Ortadoğu’ya yansıması aynı hızda gerçekleşmiyor. Bugün Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin Ortadoğu ayağının hala en önemli boyutu Suriye. İki ülke arasında Suriye’deki rejimin devamı konusundaki fikir ayrılıkları açık bir biçimde devam ediyor. Ancak Halep’teki gelişmeler ile Fırat Kalkanı Operasyonu konularında göreli bir yakınlaşmanın izleri görülüyor.

Nahost-Experte Serhat Erkmen

Ortadoğu uzmanı Serhat Erkmen

Halep özelinde iki taraf arasındaki temel farklılıklar sürse de detaylar anlaşmaya yakınlaşıldığını gösteriyor. Kuşatma altında bulunan ve insani dramın yaşandığı kente yönelik yardımların gönderilmesi Türkiye’nin en önemli önceliği. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Halep’teki küçük bir çocuk ufka baktığında içi umutla dolmalı. Ancak bugün Halep’te ufka bakan çocuklar helikopterlerin ve uçakların kendilerini hedef alan bombalarını görüyor” sözlerini muhatabı aslında büyük ölçüde Rusya’ydı. Çünkü son bir aydır daha yoğun olmak üzere Halep’teki yoğun bombardımanın baş aktörünün Rusya olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek. Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda dahi Rusya’ya açık bir dille yüklenmekten uzak durdu.

Karşılığında Putin’in “Putin’in silah bırakmak istemeyen grupların uzaklaştırılması için Türkiye ile birlikte çaba göstereceğiz” sözleri incelenmeye değer. Halep konusunun en önemli yanı Suriye’deki çatışmaların gidişatı üzerinde yapacağı doğrudan etki. Rusya, burada Türkiye’nin doğrudan bir etki yapabileceğine inanıyor. Halep’i geri almak için ciddi bir efor sarfeden ve yığdığı güç nedeniyle diğer bölgelere odaklanmayan Suriye hükümetinin ve müttefiklerinin Halep’i kontrol etmeleriyle ellerinin rahatlayacağı ortada. Halep’te tekrar kontrolü sağlamanın güçlüğü ve maliyeti çatışmayı mümkün olduğunca kısa süre içinde bitirmek zorunda bırakıyor. İşte bu noktada, Halep’teki silahlı grupların şehirden çekilmesinin sağlanması Rusya ve Şam için hayati öneme sahip. Bu durum Rusya’nın Fırat Kalkanı Operasyonu hakkındaki göreli sessizliği konusunda gayet açıklayıcı bir olgu olabilir.

Rusya ve Türkiye karşı karşıya gelmez

Daha açık bir ifadeyle, Türkiye’nin Halep’teki muhaliflerin çekilmesine yardımcı olması karşılığında Rusya ve rejim için birincil öncelik taşımayan bölgede yürüttüğü operasyona karşı çıkmadığı görülüyor. Bu nedenle kısa vadede Rusya ve Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonu çerçevesinde karşı karşıya gelmesi beklenmemeli. Ancak, Halep’in rejimin denetimine geçmesi halinde çok yakında bulunan Suriye Ordusu’nun Bab’a ilerleme çabasını başlatması yeni bir sorun ya da işbirliği penceresi açabilir.

İkinci olarak tartışılması gereken konu ise Irak. Türkiye’nin çok yakında başlayacak Musul Operasyonu öncesinde Irak hükümetiyle ilişkilerinin gerildiği ortada. Rusya’dan bu konuda şimdiye kadar sert bir çıkış gelmedi. Tersine, Türkiye Irak’ta dolaylı yoldan da olsa daha çok ABD’yle ters düşen bir pozisyona sahip. Bununla birlikte, son dönemde Rusya’nın Bağdat’taki etkinliğinin arttığı da unutulmamalı. Ancak Rusya şu anda dikkatini, kaynaklarını ve önceliğini Suriye’ye yoğunlaştırmış durumda. Hatta ABD’nin Musul’da bir harekâta girişmesi Suriye’deki ağırlığının kısa vadede azalacağı anlamına bile gelebilir.

ABD’deki Başkanlık seçimine kadar Halep’i kontrol altına almayı önceliğine alan Rusya için şu anda Irak öncelikli değil. Fakat, Ortadoğu’da ağırlığını artıran Rusya’nın Irak sahasını tam olarak Amerikan denetimine bırakması çok olası görünmüyor. Muhtemelen, Türkiye ile ABD arasında Musul merkezli yeni bir gerilimin baş göstermesi Rusya ile Türkiye’yi Irak’ta yakınlaştırma potansiyeli taşıyabilir. Ancak bu noktada İran ve Irak merkezi hükümetinin oynayabileceği rol değerlendirme dışı bırakılmamalı.

Doç. Dr. Serhat Erkmen Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi Başkanı'dır.

©Deutsche Welle Türkçe

Serhat Erkmen

Reklam