Analiz: ABD-Türkiye ilişkilerinde son perde | TÜRKİYE | DW | 07.09.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

Analiz: ABD-Türkiye ilişkilerinde son perde

Ortadoğu uzmanı Serhat Erkmen, ABD ve Türkiye IŞİD ile mücadelede anlaşırsa bu anlaşmanın Bab ya da Rakka’yla sınırlı olmayacağı Musul’a kadar genişletilebileceği görüşünde.

Çin’de gerçekleşen G20 Zirvesi Türkiye açısından toplantının içeriğinin ötesinde anlamlar taşıyor. Toplantıda dünya ekonomisini ve çevre siyasetini ilgilendiren konularda önemli adımlar atılmasına rağmen Türkiye açısından asıl ön plana çıkan konu Türk-Amerikan ilişkileri oldu.

Serhat Erkmen

Ortadoğu uzmanı Serhat Erkmen

Son dönemde Türk ve ABD yetkilileri arasında üst düzey bir görüşme trafiği yaşanıyor. Joe Biden'in Ankara ziyaretinden sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Barack Obama Çin'de gerçekleştirilen G20 toplantısında biraraya geldi. Ayrıca yine aynı toplantıda Dışişleri Bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve John Kerry de görüştü. Ayrıca iki ülkeden üst düzey yetkililer ve siyasetçiler arasındaki ziyaretlerde de büyük artış var. Ancak bu artış sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyor. Tersine görüşme sıklığındaki artışa rağmen şu ana kadar sorunların çözümünde önemli bir ilerleme yaşanmaması fikir ayrılıklarının sürdüğünün göstergesi. Fakat yine de bu Erdoğan-Obama görüşmesinin önemini azaltmıyor.

Elbette Türk Amerikan ilişkilerinin bir çok boyutu var. Özellikle NATO çerçevesinde iki ülke arasında yıllardır süren yoğun bir işbirliği devam ediyor. Türkiye ve ABD, Ortadoğu, Balkanlar, Karadeniz gibi coğrafyalarda pekçok alanda yakın işbirliğine sahip. Fakat görüşme yaklaşık 45 dakika kadar sürdü ve bu süre iki ülke ilişkilerindeki tüm önemli konuları ele almak için yeterli değil. Zaten liderlerin kamuoyuna verdiği mesajlar da ana gündemin Fethullah Gülen'in iadesi ve Suriye olduğunu gösteriyor.

Gülen’in iadesinde yeni gelişme yok

Türkiye'nin Fethullah Gülen'in iadesini ABD’den talep ettiği biliniyor. Türkiye’nin bu konuda defalarca tekrarlanan taleplerinin Çin’de de gündeme getirildiği görüldü. Ancak, Obama’nın sözlerinin Biden'in önceki ifadelerinin ötesine geçtiği söylenemez. Mevcut durum karşılıklı olarak bu konudaki görüşmelerin süreceği ve Türkiye’nin ABD’yi ikna etmek için tüm kanalları zorlayamaya devam edeceği yönünde.

Ancak Türkiye kamuoyunun büyük bir kısmı darbe girişiminin ABD tarafından desteklendiğine ve Fethullah Gülen’in de bu nedenle ABD tarafından verilmediğine inanıyor. Bu iddia ABD tarafından kesin bir dille reddediliyor. Hatta hükümetin içinde bu iddiayı dile getiren siyasetçilerin sayısı da epey azaldı. Ancak oluşan kamuoyunun hemen değişmesi beklenmemeli. Süreç uzadıkça Türkiye’de ABD’ye yönelik tepkinin süreceği, hatta artacağı unutulmamalı.

Fırat Kalkanı işbirliği olanağı sunuyor mu?

Suriye meselesinde her iki ülkenin de üzerinde anlaştığı noktalar da var. IŞİD ile mücadele bunun başında geliyor. ABD’den şu ana kadar Fırat Kalkanı Operasyonu’na güçlü bir itiraz gelmedi. Hatta operasyonun ilk günü Biden Ankara'daki görüşmeleri sırasında YPG'nin Fırat'ın batısında bulunması halinde ABD'den destek alamayacağını söyledi. Fakat daha sonraki günlerde ABD'den gelen açıklamalar Türkiye'nin desteklediği ÖSO ile YPG çerçevesindeki çatışmalardan memnun olmadığı yönünde oldu. Türkiye ise IŞİD’i sınırlarından atmakla ilgilendiği kadar Suriye’nin kuzeyinde YPG’nin kontrolünde bir bölge oluşmasına karşı. Bunu engellemek için Azez’in güneyinden açılmaya çalışılan koridoru engellemeye yönelik ciddi hamleler yapılıyor. Daha açık söylemek gerekirse ABD, Türkiye’nin Minbiç’e ilerleme olasılığından endişeli. Hatta ABD açık bir biçimde Türkiye’nin IŞİD'le mücadeleye odaklanmasını ve YPG’ye dokunmamasını istiyor. Bu durum, Türkiye ile ABD arasında Minbiç ve PYD konusunda bir kilitlenme yaratıyor. Obama-Erdoğan görüşmesinde bu kilitlenmenin aşıldığı söylenemez.

Buna karşılık tarafların Suriye konusunda tamamen ayrı düşünmediği görülüyor. En azından bir ortak noktada iki ülke birleşiyor: IŞİD ile mücadele. Türkiye’nin IŞİD’i sınırdan uzaklaştırmanın yanı sıra içeriye doğru sıkıştırdığı görülüyor. Hatta Türk basınında El Bab’a yöneleceği haberleri çoğalmaya başladı. Dahası Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çin dönüşünde yaptığı açıklamalarda Rakka ve hatta Irak’ta IŞİD’le mücadelede işbirliğinden söz etti. Bu sözler iki ülke arasında IŞİD’le mücadele konusunda bazı pazarlıklar olabileceğini düşündürüyor.

Bilindiği gibi IŞİD ile mücadele sadece Suriye ile sınırlı değil. Tersine IŞİD’in sona erdirilebileceği asıl yer Musul. Bu nedenle ABD’nin uzun süredir Kuzey Irak’ta ve Musul’un doğusunda hazırlık yaptığı görülüyor. Yani, eğer aralarındaki tüm sorunlara rağmen ABD ve Türkiye IŞİD ile mücadelede anlaşırsa bu anlaşmanın Bab ya da Rakka’yla sınırlı olmayacağı Musul’a kadar genişletilebileceği söylenebilir.

Yeni stratejik adım

Özetle, Erdoğan Obama görüşmesi Gülen’in iadesi konusunda bir yenilik getirmedi. ABD’nin PYD’ye verdiği desteğin azaltılmasında da bir değişiklik yok. Fakat, Türkiye ABD ile IŞİD konusunda işbirliği yaparak yeni bir stratejik adım atmayı planlıyor olabilir. Önümüzdeki dönemde iki ülke ilişkileri daha da karmaşıklaşmaya devam edecek. Muhtemelen karşılıklı ziyaretlerin artacağı, görüşmelerin yoğunlaşacağı, mevcut sorunların devam edeceği ancak yeni işbirliği alanlarının da ortaya çıkabileceği son derece karmaşık yeni bir denklem bizi bekliyor.

Türkiye'nin son dönemde ABD'den istediği iki önemli şey var: Gülen'in iadesi ve PKK'yla mücadelede tam destek. Ancak her iki konuda da ABD'den istediğini tam olarak alamadı.

© Deutsche Welle Türkçe

Serhat Erkmen

Doç. Dr. Serhat Erkmen Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi Başkanı'dır.

Önerdiğimiz linkler

Reklam