Altı soruda Türkiye-AB ilişkileri | TÜRKİYE | DW | 09.09.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

TÜRKİYE

Altı soruda Türkiye-AB ilişkileri

Türkiye’deki darbe girişimi sonrasında Ankara ile Brüksel arasında gerginlik yaşanıyor. Son günlerde yapılan üst düzey temaslarla ilişkilerin yeniden normalleşmesi hedefleniyor.

Türkiye'de 15 Temmuz’daki darbe girişiminden bu yana Ankara ile Brüksel arasında soğuk rüzgârlar esiyor. Ankara, AB’nin darbe girişimi sonrasında Türkiye ile dayanışma göstermediğini savunuyor. Darbe girişimi sonrasındaki gözaltı, tutuklama ve ihraçlar ise AB’nin eleştirilerine yol açıyor. Ankara-Brüksel hattındaki gerginlik, özellikle Türkiye ile AB arasındaki mülteci anlaşmasının geleceği konusunda soru işaretleri yarattı. Ancak son günlerde Ankara ile Brüksel arasındaki ilişkilerin yeniden normalleşmesi için çaba gösteriliyor. Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz'un 1 Eylül'de Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaret darbe girişimi sonrasında Türkiye ile AB arasındaki ilk üst düzey temas oldu. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonu'nun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn'ın ise bugün Ankara'da temaslarda bulunması bekleniyor. Peki, Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler neden gerildi, bu gerginlik nasıl aşılacak? Konuya ilişkin sorular ve yanıtlar şöyle:

Türkiye neden hoşnut değil?

Türk hükümeti, darbe girişimi sonrasında AB’nin gösterdiği tavırdan hoşnut değil. Türkiye, darbe girişimi sonrasında AB’nin yeterince destek vermemesini eleştiriyor. Ayrıca AB’ye üye ülkelerin Türkiye’de darbe girişimi sonrasındaki gözaltı, tutuklama ve ihraçları eleştirmesi Ankara’da sıkıntı yaratıyor. Ancak Türkiye yine de AB ile ilişkiyi sürdürmek istiyor. AB Bakanı Ömer Çelik Ankara’nın AB’nin tavrına ilişkin hoşnutsuzluğunu dile getirse de, Türkiye’nin AB ile daha sıkı işbirliği hedefinde olduğunu vurguladı.

Türkiye mülteci anlaşmasından vazgeçebilir mi?

Ankara ile Brüksel arasındaki gerginliğe rağmen AB Bakanı Ömer Çelik, Türkiye’nin mülteci anlaşmasına bağlı olduğunu vurguladı. Mart ayında Ankara ile Brüksel arasında imzalanan anlaşma uyarınca, Türkiye kendi toprakları üzerinde Yunanistan’a giden her mülteciyi geri kabul etmek zorunda. Bu anlaşma sayesinde AB’ye gelen mülteci sayısında önemli düşüş kaydedildi. BM Mülteci Yüksek Komiserliği verilerine göre, bu yılın başında Yunanistan’a gelen sığınmacı sayısı ayda 50 bin olarak kaydedilirken, ağustos ayında bu sayının 3 bin 400 olduğu belirtildi.

Neden mülteci anlaşmasının feshedilmesinden endişe ediliyor?

AB mülteci anlaşması çerçevesinde Türk vatandaşlarına vize muafiyetinin hızlandırılması konusunda yeşil ışık yaktı. Vize muafiyeti uygulamasına haziran ayında başlanması öngörülüyordu, ancak Türk hükümeti AB’nin talep ettiği şekilde terörle mücadele yasasının yumuşatılmasını kabul etmedi. Başbakan Binali Yıldırım, AP Parlamentosu Başkanı Martin Schulz ile yaptığı görüşme sonrasında, terörle mücadele yasasında değişiklik yapmayacaklarını tekrarladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen haftalarda yaptığı açıklamada, eğer Ekim ayına kadar Türk vatandaşlarına AB ülkeleri için vize muafiyeti sağlanmazsa, mülteci anlaşmasını feshetmekle tehdit etmişti.

Vize muafiyeti kademeli olarak yürürlüğe girebilir mi?

Türkiye’de terörle mücadele yasasında istenen değişiklikler yapılmadan, vize zorunluluğunda esneklik sağlanarak belirli bir gruba vize muafiyeti uygulanması bile AB tarafından düşünülmüyor.  AB Komisyonu'nun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn hafta sonunda yaptığı açıklamada, AB’nin diğer ülkelerle de vize muafiyeti konusunda görüşmeler sürdürdüğünü hatırlatarak, her ülke için aynı kuralların geçerli olduğunu vurguladı. Hahn, bu nedenle de esneklik beklenmemesi gerektiğini dile getirdi.

Türkiye ile AB arasındaki gerginliğin aşılmasında Avrupa Konseyi nasıl yardımcı olabilir?

AB’ye ait olmayan bir kuruluş olan Avrupa Konseyi, Türkiye ile AB arasındaki gerginliğin aşılmasında bir çeşit arabulucu rol oynayabilir. Ancak Avrupa Konseyi, Türkiye’de darbe girişiminde bulunanlara yönelik davalarda gözlemci olarak doğrudan bir rol üstlenmek istemiyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Çarşamba günü Strasbourg’daki temasları sırasında “sürecin şeffaf” olacağına dair güvence vererek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Türkiye için rehber olmaya devam edeceğini vurguladı. Ankara, bu süreçte Avrupa Konseyi uzmanları ile işbirliği yapmak istiyor. Terörle mücadele yasası konusunda Türkiye ile AB arasındaki anlaşmazlığın giderilmesi konusunda Avrupa Konseyi’nin rol oynayabileceği ise belli belirsiz bir umut olmaktan öteye geçemiyor.

Bundan sonra ne olacak?

Ankara ile ilişkileri normalleştirme yönünde AB’nin çabaları sürüyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn Türk hükümetinin temsilcileri ile görüşmelerde bulunmak üzere Cuma günü Ankara’da temaslarda bulunacak.

© Deutsche Welle Türkçe

AFP/JD/HS

Reklam