Almanya yakın tarihiyle yüzleşiyor | ALMANYA | DW | 27.04.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Almanya yakın tarihiyle yüzleşiyor

Almanya Dışişleri Bakanlığı, Şili'de kurulmuş ve çeşitli insan hakları ihlallerine karışmış 'Colonia Dignidad' ile ilgili diplomatik sorumluluğunu masaya yatırıyor.

Geçtiğimiz aylarda vizyona giren 'Colonia Dignidad' adlı film, yakın tarihte işlenen insan hakları suçlarıyla ilgili bir yüzleşmenin kapısını aralıyor. Özellikle de Federal Almanya Cumhuriyeti için… 21 Mart'ta Türkiye'de de gösterilmeye başlanan film gerçek bir hikayeden yola çıkıyor. Zira 'Colognia Dignidad' yani Haysiyet Kolonisi çocuk tacizi suçlamalarından dolayı Almanya'dan kaçan Paul Schäfer tarafından 1961'de Şili'de kurulmuş bir komün. Söz konusu yer, aynı zamanda Augusto Pinochet döneminde Dina (Şili'nin istihbarat teşkilatı) tarafından bir işkence merkezi ve kimyasal silah geliştirme merkezi olarak da kullanılmış.

Gerçeklik duygusu filmdeki gerilimi artırıyor

Film her ne kadar başrollerdeki Daniel Brühl (Daniel) ve Emma Watson (Lena) arasındaki aşk hikayesi ile başlayıp Amerikan sinemasına has son anda kurtarma sahneleriyle nihayet bulsa da, koloniye dair anlatılanlarla, çarpıcı görüntüleri ve gerilimi artıran kurgusuyla şok etkisi yaratıyor. Tıpkı Nazileri ya da toplama kamplarını anlatan dönem filmlerinin bıraktığı türde bir etkiyle ayrılıyorsunuz filmden. Bunun nedeni hiç kuşkusuz olup bitenin gerçek olduğunu bilmenizde yatıyor. Ayrıca filmin sonunda Şili'deki Alman Büyükelçiliği'ne sığınan filmin kahramanlarının Büyükelçi eliyle Paul Schäfer ve Pinochet'ye teslim edilmeye çalışılması da izleyicideki rahatsızlığı iyiden iyiye artırıyor.

Colonia Dignidad filminden bir kare.

Colonia Dignidad filminden bir kare.

Kısacası, konu içinde barındırdığı bazı siyasi tercihler ve diplomatik ihmaller nedeniyle de son derece tartışmalı. Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier, Almanya Dışişleri Bakanlığı'nda 26 Nisan'da yapılan film özel gösteriminde 'Colonia Dignidad' kurbanlarıyla bir araya geldi ve dönemin diplomatlarının, Dışişleri Bakanlığı'nın konuya dair sorumluluklarını tartışmaya açtı.

“Alman diplomasisi için beyaz bir sayfa değil”

Steinmeier film gösterimi sonunda yaptığı konuşmada, sanatın her zaman siyasetten bir adım önde olduğunu ve siyaseti harekete geçirmek konusunda önemli bir işlev gördüğünü söyledi. Alman Dışişleri Bakanı,'Colonia Dignidad'ın Alman diplomasisi için beyaz bir sayfa olmadığını, yaşananların 60'lardan 80'lere uzanan yakın bir dönemi içine aldığını ve konuyla yüzleşmede henüz istenen adımların atılmadığını ifade etti. Bunun için Dışişleri Bakanlığı'nın meselenin üzerine kararlılık ve şeffaflık ilkesi içinde gitmesi gerektiğini belirten Steinmeier, bundan ders çıkarılmasının şart olduğunu vurguladı.

Gösterime katılan filmin yönetmeni ve Oscar ödüllü yapımcısı Florian Gallenberger ise, filmi yaparken tarih dersi vermeyi amaçlamadıklarını ilginç bir konuyu sinemanın diliyle aktarmayı ve 'Colonia Dignidad' kurbanları adına bir iz bırakmayı hedeflediklerini söyledi. Gallenberger, filmi izleyenlerin konudan etkilenerek, kurbanlar için harekete geçtiklerini bunun da bir filmden fazlası anlamına geldiğini ifade etti.

Almanya neden sessiz kaldı?

Steinmeier, Bakanlığına yöneltilen 40 yıl boyunca çocuk tacizleri, işkence ve çeşitli insan hakları ihlallerinin yaşandığı bir komünün neden Alman diplomatlarca görmezden gelindiği sorusunu şu sözlerle yanıtladı:"Bununla ilgili doğrudan bir cevap bekleyen açıkçası hayal kırıklığı yaşayacaktır. Çünkü bunun nedeni hem kişilerde hem de dönemin dayattığı tercihlerde yatıyor."

Willy Brandt'ın Avrupa'da yumuşama ve birlik düşüncesini yaymaya çalıştığı bir dönemde, dünyada dost ve düşman kavramlarının keskin çizgilerle ayrıldığı Soğuk Savaş rüzgarlarının estiğini belirten Steinmeier sözlerini şöyle sürdürdü:

"Pinochet'nin güçlü dostları vardı ve bu dostların önceliği özgür değerleri ayaklar altına alan askeri bir diktatörlükle mücadele değildi. Bunun yerine komünizm tehdidine karşı bir kale inşa etmekti. Siyasi özgürlükler ve insan hakları üniversitelerde ve belirli siyasi çevrelerde konuşuluyordu. Ama Avrupa'daki Dışişleri Bakanlıklarında değil; onlar daha çok kendi kolonyal miraslarıyla haşır neşirdiler, Almanya da dahil olmak üzere. Belki 1977'de Şili'de görevli Alman Büyükelçi'nin şu ifadesi dönemi daha iyi anlamak açısından faydalı olur. Büyükelçi ziyaret ettiği 'Colonia Dignidad' ile ilgili şunları söylüyor:'Aşırı düzenli ve temiz...Domuz ahırlarına varıncaya kadar."

Alman Dışişleri Bakanı,'Colonia Dignidad' dan kaçan insanların Alman Büyükelçiliği tarafından yeniden koloniye gönderildiğini, bu yüzden bazı üyelerin kaçtıklarında Alman Büyükelçiliği yerine Kanada gibi başka büyükelçiliklere sığındıklarını ekledi. Bununla birlikte Steinmeier, Koloni hakkında etraflı ve güvenilir bilgileri, yine o dönemlerde elçilikte çalışan bazı cesur diplomatlar yoluyla öğrendiklerinin de altını çizdi. Bakan, 80'lerde Şili'de görev yapan diplomat Dieter Haller'in ‘Sürekli esaret altındaki kurbanlar’ adlı bir rapor hazırladığını ve o raporda koloni için ' Herhalde Theresienstadt ( Çek Cumhuriyeti'ndeki Nazi toplama kampı) böyle görünüyordu' ifadesini kullandığını kaydetti.

Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ve Wolfgang Kneese.

Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ve Wolfgang Kneese.

Dışişleri Bakanlığı'ndan ilk adım

Alman Bakan,'Colonia Dignidad' kurbanları önünde saygıyla eğildiklerini belirtti ve ilk adım olarak, konuyla ilgili üzerinde 30 yıl gizlilik kararı bulunan diplomatik raporların gizlilik kararını 20 yıla indirdiklerini söyledi. Steinmeier böylece 'Colonia Dignidad' ile ilgili Dışişleri Bakanlığı'nda bulunan tüm raporların bugün itibariyle kamuoyuna ve incelemeye açıldığını duyurdu. Bakan ayrıca sivil toplum ile işbirliğine giderek olayın etraflıca aydınlatılması ve kurbanlara yardım için çalışma grupları kurulacağını bildirdi.

'Colonia Dignidad'dan kaçan ilk kurbanlardan biri olan ve toplantıda söz alan Wolfgang Kneese, koloniden kaçtığı 1966'dan beri kurbanların sesini duyurmaya çalıştığını ifade etti. Kneese, fotoğraflar ve tanıkların anlattığı hikayelerin dünyada infial yarattığını ancak bunun ne çözüme ne de yaraların sarılmasına katkı sağladığını söyledi. Paul Schäfer'in işlediği suçlar nedeniyle ancak 2006'da hapse atılabildiğini belirten Kneese, şimdiye kadar tepkilerinin bir duvara çarpıp geri döndüğünü, ancak şimdi Dışişleri Bakanlığı'nın girişimiyle çözüme daha yakın olduklarını ifade etti. Wolfgang Kneese ayrıca, Schäfer'in 2010'da ölmesinin ardından dahi koloninin dağılmadığını belirterek, kolonide yaşayan insanların normal yaşama adapte olabilmesi için sosyolojik ve psikolojik desteğe ihtiyaç duyduklarını kaydetti.

© Deutsche Welle Türkçe

Özlem Coşkun / Berlin

Reklam