1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Almanya İslamcılıkla mücadele yasası planlıyor mu?

3 Mart 2021

Fransa'da Cumhurbaşkanı Macron’un talebiyle hazırlanan ve meclisten geçen "İslamcı bölücülükle mücadele" yasası Almanya’da da tartışmalara neden oluyor. Almanya’da da benzer bir yasa planlanıyor mu?

https://p.dw.com/p/3q6RS
Köln'deki Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Merkez Camii
Köln'deki Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Merkez CamiiFotoğraf: Henning Kaiser/dpa/picture-alliance

Fransa'da geçen ay meclisten geçen ve yakında Senato'da görüşülmesi beklenen tartışmalı "İslamcı bölücülükle mücadele" yasası Almanya'da da geniş yankı buldu. Başbakan Angela Merkel'in partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birlik'in (CSU) İçişleri ve Yurt Çalışma Grubu da İslamcılıkla mücadelenin sertleştirilmesini öngören bir pozisyon belgesi hazırladı. Belgede camilerin kayıt altına alınmasından yurt dışı finansmanının takibine, İslamcı akımlarla mücadelede istihbaratın yetkilerinin artırılmasına pek çok talebin yer aldığı bildiriliyor. Peki Almanya'da da Fransa'daki gibi bir yasal düzenleme hedefleniyor mu?

İslamcı tehdit ne kadar yüksek?

Alman iç istihbaratından sorumlu Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV), İslamcılığı "Siyasi radikalizm içinde yer alan bir akım" ve hedefini de, "dini gerekçelerle Almanya'daki demokratik kamu düzenini kısmen veya tamemen yok etmek" olarak tanımlıyor. Bu grupların İslam'ı yorumlama şeklinin de Alman Anayasası'nın eşitlik, düşünce özgürlüğü ve halkın egemenliği gibi temel prensiplerine aykırı olduğu vurgulanıyor.

Alman güvenlik birimlerinin 2019 yılı istihbarat raporuna göre, Almanya'da İslamcı tehlike bir önceki yıla oranla yüzde 5,5 oranında artarak İslamcıların sayısı 28 bin 20 kişiye yükselmiş durumda.

Konuyla ilgili DW Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Almanya Federal İçişleri Bakanlığı da söz konusu bu grupların hem federal hem de eyaletler bazında istihbarat ve güvenlik birimleri tarafından yakından izlendiğini belirterek, Almanya'daki mevcut dernekler yasasının İslamcı gruplarla mücadeleye imkan tanıdığına işaret etti. Ayrıca Bakanlık, aşırı ideojileri aydınlatmaya yönelik istihbaratın yetkilerini artıran yeni bir düzenlemenin Federal Meclis'te olduğunun da altını çizdi.

Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer
Federal İçişleri Bakanı Horst SeehoferFotoğraf: John Macdougall/dpa/picture alliance

Almanya'da 2005'ten beri Hristiyan Birlik partilerinin (CDU ve CSU) elinde olan Federal İçişleri Bakanlığı, DW Türkçe'nin Fransa'daki gibi bir yasal hazırlık olup olmadığı şeklindeki sorusuna verdiği yanıtta, "Fransa'daki gelişmeleri yakından izlediklerini ve Almanya'nın Fransa ve diğer Avrupa Birliği ülkeleriyle sıkı işbirliği içinde olduğuna" dikkat çekti.

Bakanlık ayrıca 13 Kasım 2020 tarihli AB İçişleri Bakanları Ortak Açıklaması'na işaret etti. Söz konusu açıklamada Bakanlar, farklı dinlerin birbirine ve seküler düşünenlere saygı göstermesini talep ederek AB'de barışçıl ve bulunduğu ülkenin yasalarını benimseyen bir din özgürlüğünü sağlamakla yükümlü olduklarını belirtmiş, aksi hedef güden aşırı ideolojiler ile de hukuk devletinin en sert imkanlarıyla mücadele edeceklerini kaydetmişlerdi.

Camilerde siyasi etkinlikler ve Ankara'nın nüfuz girişimleri

Tahminlere göre Almanya'da Müslümanlara ait farklı eğilimlerde yaklaşık 2 bin 500 ibadethane bulunuyor.

DW Türkçe, Federal İçişleri Bakanlığı'na Fransa'daki gibi Almanya'da da camilerde siyasi etkinliklere yasak getirilip getirilmeyeceğini sordu.

Verdiği yanıtta prensip olarak olası bir yasakla ilgili önceden açıklama yapmayacağını belirten Bakanlık, "Almanya'da yaşayan Türkiye kökenlilerin, Türk hükümetinin diaspora politikası kapsamında siyasete malzeme edilmesi İçişleri Bakanlığı tarafından çok ciddiye alınmaktadır. Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) da dışardan tesir etme girişimlerini yoğun biçimde takip etmektedir" ifadelerini kullandı.

2016 yılından bu yana Ankara'nın Almanya'da yaşayan Türkiye kökenlilere yoğun biçimde nüfuz etmeye çalıştığına işaret eden Bakanlık, bu çerçevede imamların Türkiye'den gönderilmesi yerine başka ne tür alternatifler olabileceği konusunu Almanya İslam Konferansı çerçevesinde değerlendirdiklerini, İçişleri Bakanı Horst Seehofer'in gelecekte Ankara'dan daha az din görevlisi gönderilmesini talep ettiğini hatırlattı.

Terör ve aşırılıkla mali mücadele konusunda ise Alman güvenlik birimlerinin elinde çok sayıda imkan bulunduğuna işaret eden Bakanlık, cezai kovuşturma, istihbarati takip, dernek yasağı, Mali İstihbarat Birimi'nin kara para aklamaya yönelik yetkileri, kamu yararına çalışan dernek statüsünün iptali ve vergi kolaylıklarının kaldırılması gibi tedbirleri sıraladı.

Yeşiller Federal Meclis Milletvekili Filiz Polat
Yeşiller Federal Meclis Milletvekili Filiz PolatFotoğraf: picture-alliance/dpa/B. v. Jutrczenka

Siyasi partiler Fransa'daki gibi bir yasaya ne diyor?

Kamuoyu yoklamalarında Hristiyan Birlik'ten sonra ikinci sırada gelen Yeşiller ise Fransa'daki gibi özel bir yasal düzenlemeyi reddediyor. DW Türkçe'nin sorularını cevaplayan Yeşiller Federal Meclis İçişleri Komisyonu Üyesi Filiz Polat, Fransa sonrasında Almanya'daki bir grup Hristiyan Birlik üyesi politikacının dillendirdiği "cami kayıt sistemi"ni de eleştiriyor. Polat'a göre bu tür girişimler İslamcılıkla İslam'ı aynı kefeye koymak ve bir dini cemaati toptan zan altında bırakmak demek.

FDP'li Benjamin Strasser
FDP'li Benjamin StrasserFotoğraf: picture-alliance/dpa/J. Carstensen

Yeşiller gibi yine muhalefetten Hür Demokrat Parti (FDP) iç güvenlik uzmanı Benjamin Strasser ise Fransa'daki düzenlemenin oradaki sorunlar özelinde çıktığını belirtip Almanya'da dönem itibarıyla benzer bir yasaya ihtiyaç olmadığı görüşünde.

Sol Parti'li vekil Christine Buchholz
Sol Parti'li vekil Christine BuchholzFotoğraf: Christine Buchholz/Fraktion Die Linke

Muhalefetten Sol Parti ise Fransız solcuların parlamentodan geçen kanunu "İslam düşmanı" diye nitelediğini vurgulayarak oradaki Müslümanları tümden zan altında bıraktığını söylüyor. DW Türkçe'nin sorularını cevaplayan Federal Meclis Milletvekili Christine Buchholz, "Bizim Fransa'daki gibi bir yasaya ihtiyacımız yok. Bizim İslam'ın ve Müslüman cemaatlerin eşit şekilde tanınmasına ihtiyacımız var. Müslümanlara ve ırkçılığın her türüne karşı ortak mücadeleye ihtiyacımız var. Müslümanlara yönelik ırkçılık ve ayrımcılık dini fanatizmin ve aşırılığın beslenme kaynağıdır" diyor. Buchholz, ayrıca Almanya'da demokrasiyi Müslüman azınlığın değil, aşırı sağın tehdit ettiğini, onların düzenlediği Halle ve Hanau saldırılarının da birer uyarı olduğunu belirtiyor.

SPD üyesi vekil Prof.Dr. Lars Castellucci
SPD üyesi vekil Prof.Dr. Lars CastellucciFotoğraf: Marijan Murat/dpa/picture-alliance

Merkel hükümetinin koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) üyesi Lars Castellucci'ye göre ise siyasi İslam ve Selefilikle mücadelede üç aşamalı bir plan gerekli: Yaptırım, tedbir ve uyum. Yaptırımla kastettiklerinin İslamcılar ile nefret vaazları verenlere sıfır müsamaha olduğunu belirten Castellucci, "Aşırı İslamcı camilerin kapatılması, derneklerinin yasaklanması ve mali kaynaklarının kurutulması yaptırımdır" şeklinde konuştu. İkinci faktör olarak nitelediği tedbirde ise yolun eğitimden geçtiğini belirtiyor. Castellucci'ye göre dini eğitim şart, nitekim kendi dini ile başka dinler konusunda bilgisi olan aydın kişiler radikal eğilimlere daha dayanıklı. Dolayısıyla bütün çocuklara din veya etik dersi verilmeli, internet üzerinden radikalleşme ile mücadeleyi güçlendirmeli. İslamcılıkla mücadelede üçüncü kriter diye nitelediği uyum ile vurgulamak istediklerininse iyi bir ortak yaşam olduğunu söyleyen Castellucci, farklı din ve dünya görüşlerinin buluştuğu, herkesin ortak çalıştığı alanların güçlendirilmesini hedeflediklerini belirtiyor.

Öğrencilerine ifade özgürlüğünü anlatırken Muhammed Peygamber karikatürleri gösteren öğretmen Samuel Paty sosyal medyada hedef gösterilmesinin ardından katledilmişti.
Öğrencilerine ifade özgürlüğünü anlatırken Muhammed Peygamber karikatürleri gösteren öğretmen Samuel Paty sosyal medyada hedef gösterilmesinin ardından katledilmişti.Fotoğraf: Christophe Archambault/dpa/picture alliance

Fransa'da ne olmuştu?

Fransa'da 47 yaşındaki öğretmen Samuel Paty, öğrencilerine ifade özgürlüğünü anlatırken Muhammed Peygamber karikatürlerini gösterdiği gerekçesiyle 16 Ekim'de kafası kesilerek öldürülmüş, olay bütün Avrupa'da tepki yaratmıştı. Bunun üzerine Fransa'da hükümet, İslamcılıkla mücadele yasası çerçevesinde Müslümanlara ait ibadethanelerde siyasi etkinlikleri ve seçim propagandası yapmayı da yasaklamayı planlıyor. Türkiye'deki seçim dönemlerinde bugüne kadar Fransa'nın bazı kentlerindeki DİTİB’in tesisleri ofis olarak kullanılabiliyordu. Yasa geçerse kullanılamayacak.

Elmas Topcu

© Deutsche Welle Türkçe