Alman basınında dokunulmazlık oylaması | BASIN | DW | 20.05.2016
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

Alman basınında dokunulmazlık oylaması

TBMM’deki dokunulmazlık oylaması, Alman basınında geniş yankı buldu. Alman gazetelerindeki yorumlarda, Türkiye’nin dikta rejimine doğru yol aldığı görüşü hakim.

TBMM’de hakkında fezleke olan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifinin kabul edilmesi, Alman basınında geniş yankı buldu. Alman gazetelerindeki yorumlarda, Türkiye’nin dikta rejimine doğru yol aldığı görüşü hakim.

Frankfurter Rundschau gazetesi, Türkiye ile mülteci anlaşmasının derhal sona erdirilmesi çağrısında bulunuyor:

“Almanya Federal Meclis Başkanı Norbert Lammert Türkiye'deki son gelişmeyi daha oylama öncesinde çok doğru bir şekilde yorumladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, istenmeyen milletvekillerini varsayımsal terör suçlamaları nedeniyle takibata uğratma planı, otokratik emellerini açığa çıkarmaktadır, dedi. Milletvekili dokunulmazlığının tarihteki asıl amacının, parlamentoların ve milletvekillerinin, feodal beylerin keyfi saldırılarına karşı korunması olduğunu hatırlattı. Güzel sözler, ama bu keyfi eylem gerçekleşti bile. Şimdi soru, Avrupa ve özellikle de Almanya'nın ortaya ne tavır koyacağı. Hükümet sözcüsü Steffen Seibert'in ifadesiyle, ‘Türkiye'nin demokrasi yolundan giderek kaymasını endişeyle not etmek‘ kesinlikle yeterli olmayacaktır. Demokrasi adına duyulan endişe dürüstse, ortada tek bir cevap olur. O da Ankara ile yapılan kirli mülteci anlaşmasının derhal sona erdirilmesidir.“

Mannheimer Morgen gazetesi ise yorumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı sert dille eleştiriyor:

“Erdoğan şimdiden Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün sahip olduğu iktidar gücüne ulaşmış durumda. Geçmişteki tecrübeler, Erdoğan'ın, muhaliflerini ve düşmanlarını saf dışı bırakmak için bu gücü suistimal etmede ne kadar gaddar olduğunu kanıtlıyor. Hapishaneler dolmaya devam edecek, basın ve televizyonun büyük bölümü doğrudan ya da dolaylı olarak devlet kontrolü altında. Resmi olarak Türkiye'de demokrasinin kırıntıları hala var olabilir, ama fiili olarak ülke, geçmişte sadece askeri rejimin en karanlık günlerinde görülen bir dikta rejimine dönüşüyor. Bu Türkiye'nin Avrupa'nın değerleriyle ortak hiçbir noktası kalmadı. Özellikle de Türkiye'de Erdoğan'ın kuzu postuna bürünmüş bir kurt olduğunu başından beri bilen pekçok insanın bulunması, durumu daha da üzücü kılıyor. Ve bu kurt şimdi acımasızca avını parçalıyor.“

Ludwigshafen'da yayımlanan Rheinpfalz gazetesi ise AKP içindeki hoşnutsuzluğun pazar günkü kongrede kendini gösterebileceği görüşünde:

“İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi içinde, reisleri konusunda artan hoşnutsuzluk, Erdoğan'a yakında sınırlarının gösterileceği umudu doğuruyor. Yarınki parti kongresi bunun için bir imkan. Ancak delegeler Erdoğan'ın gazabından duydukları korku nedeniyle en azından reisleri hakkında kamu önünde olumsuz birşey söylemeyecektir. Seçmene gelince, Erdoğan yıllardır milliyetçilik kartını ustaca kullanıyor, yurtdışına sayıp sövüyor, Kürtler konusunda tam gaz gidiyor. PKK ile bağlantıları bulunsa bile demokratik yollardan seçilmiş ve demokratik görüşlü HDP'nin saf dışı edilmesi sadece yeni kanlar akmasına yol açar. Avrupa bu noktada sessiz kalamaz.“

Die Welt gazetesinin yorumu ise şöyle:

“Seçilmiş milletvekillerinin şimdi terör suçlamalarından tutuklanması tehdidi, Avrupa Parlamentosu'nun terörle mücadele yasasının AB'ye uyumlaştırılması konusundaki ısrarının ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Türkiye ise tam aksi yönde karar verdi. Erdoğan'ın tarafında olmayan, potansiyel teröristtir. Alman hükümeti, mülteci anlaşmasına alternatifler düşünse ve Erdoğan'ın Berlin'e kadar uzanan korku rejimini üzerinden silkelese iyi eder.“

© Deutsche Welle Türkçe

DW/BK,ÇA

Reklam