ABD’den Türkiye’nin “terörizmin finansmanı” suçlamasına yanıt | DÜNYA | DW | 17.08.2020
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages
Reklam

DÜNYA

ABD’den Türkiye’nin “terörizmin finansmanı” suçlamasına yanıt

SDG, Cenevre görüşmelerine katılacak mı? ABD, Ankara’nın “terörizmin finansmanı” suçlaması için ne diyor? ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, merak edilen sorulara dikkat çekici yanıtlar verdi.

ABD’nin Suriye Özel Temsilci James Jeffrey

ABD’nin Suriye Özel Temsilci James Jeffrey

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi James Jeffrey, Suriye'nin geleceği konusunda büyük önem taşıyan ve 24 Ağustos'ta Cenevre'de başlayacak anayasa görüşmeleri öncesinde önemli mesajlar verdi.

DW Türkçe muhabirinin de aralarında bulunduğu bir grup gazeteciye telekonferans aracılığıyla açıklamalarda bulunan Jeffrey, ABD-Türkiye arasında süren anlaşmazlık konularında soruları da yanıtladı.

Jeffrey, ilk olarak Suriye'nin kuzeyinde bugün düzenlenen çeşitli saldırılara atıfta bulunarak, farklı bölgelerde hem ABD, hem Türk, hem de Rus askerlerini hedef alan saldırıların bölgedeki tehlikeli durumu gösterdiğini, bunun siyasi çözümün önemini de bir kez daha gözler önüne serdiğini vurguladı.

Siyasi çözüm için ise uzun süredir toplanamayan Suriye Anayasa Komitesi'nin kritik önemde olduğuna işaret eden Jeffrey, 24 Ağustos'ta Cenevre'de başlayacak görüşmeler için kendisinin de İsviçre'ye gideceğini, burada uluslararası muhataplarıyla ve komite temsilcileriyle temaslarda bulunacağını anlattı.

Jeffrey, "BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen himayesi altında yapılacak komite toplantısına Suriye muhalefetinden 50, rejimi temsilen de 50 kişi katılacak. Yine toplantıda, Suriye sivil toplumunu temsilen, tarafsız olarak değerlendirilen 50 kişi de hazır bulunacak” dedi.

SDG temsilcileri katılacak mı?

Cenevre'deki kritik görüşmeler öncesinde en çok merak edilen konular arasında, Türkiye'nin PKK ve YPG ile bağlantılı gördüğü için tavır aldığı, ancak Suriye'nin kuzeyinde geniş bir alanda kontrolü sağlayan Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) durumu yer alıyor.

SDG'nin kontrolündeki Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'nden temsilcilerin Cenevre'deki Suriye Anayasa Komitesi çalışmalarına katılıp katılmayacakları, temsilcileriyle görüşmeler yapılıp yapılmayacağı tartışılmaya devam ediyor.

ABD'li Özel Temsilci James Jeffrey, geçen hafta yaptığı açıklamada, Suriye’nin kuzeydoğusunda yaşayanların iradesinin de Suriye Anayasa Komitesi toplantılarında temsil edilebilmesi için çalışmalar yaptıklarını söylemiş, bu sözleri büyük merak uyandırmıştı.

Jeffrey gazetecilerle bir araya geldiği telekonferansta, DW Türkçe'nin sorusu üzerine bu sözlerine açıklık getirirken, şunları söyledi:

"Suriye Anayasa Komitesi'nde yer alanlar, müzakerelere katılanlar, tüm ülke genelinden seçiliyor. Katılım spesifik, örgütsel bir yapıya dayanmıyor. Kuzeydoğu Suriye'de yaşayanların temsili konusu dönem dönem gündeme geliyor. Size söyleyebileceğim şu, olması gerektiği gibi, bunu dış güçler değil, Suriyeli farklı muhalif unsurlar, Kuzeydoğu Suriye'deki siyasi ve hükümet güçlerinin temsilcileri ile şu anda bu konuyu tartışıyor.”

Ankara'nın "terörizmin finansmanı” suçlamasına yanıt

Türkiye ile ABD arasında görüş ayrılıkları SDG'nin Suriye'nin geleceğine yön verecek anayasa görüşmelerinde temsil edilmesi konusuyla sınırlı değil.

ABD'li "Delta Crescent Energy LLC" şirketinin Suriye'nin kuzeyinde petrol çıkarmak üzere SDG ile anlaşma imzalaması da, Ankara-Washington hattında büyük bir gerginlik yaratmış durumda.

Jeffrey, Türkiye'nin bu anlaşmaya "terörizmin finansmanı” suçlamasıyla tepki gösterdiğinin hatırlatılması üzerine, bunun özel bir durum olduğunu, amacın Esad rejimi üzerindeki baskının artırılması olduğunu, bu nedenle de ABD'li şirketin Suriye yaptırımlarından muaf tutulduğunu söyledi.

 

Cenevre'de Birleşmiş Milletler binası

Cenevre'de Birleşmiş Milletler binası

"Bu özel bir operasyon”

"Biz Suriye'ye öngörülen yaptırımlara bu konuda muafiyet getirdik, çünkü bu bizden istendi ve bu konuda herhangi bir sorun görmemekte de son derece haklıyız. Çünkü bu aktivite Esad rejimine yarar sağlamıyor. Muafiyetin amacı da bu. Bu özel bir operasyon” diyen Jeffrey, şöyle devam etti:

"Biz sahiplikte herhangi bir değişiklik görmüyoruz. Bu petrol sahaları yıllardır, IŞİD'den bu bölgeleri geri aldıkları günden bu yana, özerk yönetim tarafından işletiliyor. Bu alanları, IŞİD'e karşı operasyonlarını sürdürmek için kullanıyorlar, hem kendi araçları için yakıt ihtiyaçlarını karşılıyorlar hem de ekonomilerinin önemli bir kaynağını oluşturuyor… Biz ve diğer koalisyon üyeleri, istikrar fonları ile onların ekonomisine destek sağladık, hem de yüzlerce milyon dolarla… İstikrarı sağlamayı ve IŞİD ile savaşmayı sürdürdükleri müddetçe, onların ekonomik açıdan iyi durumda olmalarını istememiz bir sürpriz değil.”

"Trump görevlendirdi”

SDG'nin, IŞİD'le mücadele eden 82 üyeli uluslararası koalisyonun bir partneri olduğunu dile getiren Jeffrey, bu nedenle SDG güçlerine 2015 yılından bu yana eğitim verdiklerini hatırlattı.

ABD'li Özel Temsilci ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump'ın kararı üzerine bu güce petrol sahalarının korunması görevinin de verildiğini aktararak, "Bu nedenle bunun için de onlara destek sağladık, eğitim, donanım ve danışmanlık misyonları yürüttük” dedi.

"Ateşkesten memnunuz”

Telekonferans yoluyla düzenlenen basın toplantısında James Jeffrey'ye, Trump'ın geçen sene gündeme getirdiği SDG ile Ankara arasında diyalog beklentisi de hatırlatıldı.

Jeffrey, bu konuda yeni girişimlerinin olup olmadığı sorusuna şu yanıtı vermekle yetindi:

"Biz, geçen sene  17 Ekim'de Türk tarafı ile müzakere ettiğimiz, kuzeydoğu Suriye'deki ateşkesten son derece memnunuz… Türkiye, kendisine yönelik bir dizi tehdit ile karşı karşıya, PKK çok önemli bir tehdit, bir diğeri DAEŞ. Bir üçüncü tehdit ise bölgedeki İran, Suriye, Rus güçleri. Türkiye ile hem Suriye'deki durum hem de genel olarak, her düzeyde çok yakın bir iletişim halindeyiz. Türkiye'nin İdlib'deki pozisyonunu çok güçlü bir şekilde destekliyoruz. Kuzeydoğu'ya ilişkin de görüşmelerimiz sürüyor.”

ABD Başkanı Trump'ın, Türkiye'nin 9 Ekim'de başlattığı Barış Pınarı Harekatı sonrasında attığı adımlar hem Washington hem Ankara'da gündemi sarsmış, gerilim Başkan Yardımcısı Pence ve Dışişleri Bakanı Pompeo'nun Ankara'ya yaptıkları ziyaret sonrasında dinmişti.

Trump'ın o günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a gönderdiği mektup, kamuoyunda günlerce tartışılmıştı.

Erdoğan'ı, "Sert adam olma. Aptallık etme” gibi sözlerle askeri harekattan vazgeçirmeye çalışan Trump, ayrıca SDG lideri Mazlum Kobani için olumlu ifadeler kullanmış, Ankara'nın SDG ile diyalog kurması beklentisini iletmişti.

Değer Akal

© Deutsche Welle Türkçe

 

Önerdiğimiz linkler

Reklam