31.07.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 30.07.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

31.07.2013 - Alman basınından özetler

Mısır'daki gelişmeler, İngiltere'de kaçak göçmenlere yönelik tartışmalı kampanya ve Bayern Münih Başkanı'na karşı vergi kaçakçılığı suçlamasıyla açılan dava, bugünkü Alman basınında öne çıkan yorum konuları.

Mittelbayerische Zeitung, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton'ın dünkü Mısır temaslarını, yorum sütununa taşıyor.

"Catherine Ashton’ın 'Avrupa'nın arabulucusu' sıfatı ile Mısır’da edindiği imaj, eldeki tek koz. Zira çatışmanın taraflarını müzakere masasına oturmaya zorlamak için, 28 AB ülkesinin elinde başka hiçbir gerçek baskı aracı bulunmuyor. ABD, savaş mühimmat sevkiyatını dondurma kozu ile Mısır ordusunun geri adım atmasını sağlamaya çalışırken, Avrupalılara sözün gücünden başka bir silah kalmıyor. Mevcut krizde Ashton’ın sessiz diplomasisi, o nedenle büyük önem kazanıyor. Nitekim Ashton'dan yardım rica eden de bizzat Mısır’daki geçiş hükümetiydi. Bu bile büyük bir başarı."

Geçiyoruz İngiltere'ye. İngiliz İçişleri Bakanlığı’nın, ülkedeki yasa dışı göçmenlere yönelik başlattığı bir kampanya, büyük tartışma yarattı. İngiltere’deki kaçak göçmenleri, kendi kendilerini ihbar etmeye teşvik etmeyi amaçlayan kampanya kapsamında, üzerinde "Evine geri dön, yoksa tutuklanırsın" yazılı otobüsler Londra sokaklarında dolaşıyor. Başlığın altında ihbar için bir de telefon numarası bulunuyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung konuyu yorum sütunlarında şöyle değerlendiriyor:

"İşin etik açısı bir kenara bırakılsa bile, İngiliz hükümetinin kaçak göçmenlere yönelik kampanyasını 'şüpheli' diye nitelemek gerekir. Bu insanlar afişlerde kendilerinden talep edildiği gibi gidip niye gönüllü olarak kendilerini ihbar etsin ki? Zira bunu yaparlarsa sınır dışı edilecekler… Bu kampanyanın, üzerinde iyice düşünülmeden ve koalisyon ortaklarıyla görüşülmeden atılmış bir adım olduğu, küçük koalisyon ortağı liberal demokratların sert eleştirilerinden belli. O zaman bu kampanyayı anlamak için şu varsayımdan yola çıkılabilir; Başbakan Cameron, partisinin güveni sarsılmış tabanının gönlünü  bir kampanya ile yeniden kazanmaya çalışıyor ve kararlılık aşılamaya çalışıyor ama aslında her şeyden önce çaresizliğini ortaya koyuyor."

Geçiyoruz Almanya'da büyük yankı yaratan bir 'kendi kendini ihbar etme' olayına. Münih Savcılığı, dün, Bayern Münih Futbol Kulübü’nün Başkanı Uli Hoeneß hakkında vergi kaçakçılığı suçlamasıyla dava açtı. İsviçre bankalarına yatırdığı milyonlarca euroyu beyan etmeyen Hoeneß, isminin gizli kalmasını sağlayacak olan Almanya ile İsviçre arasındaki anlaşmaya güvenerek kendini ihbar etmişti. Ancak anlaşma Federal Eyalet Temsilcileri Meclisi'nden geçemeyince, Hoeneß'in ismi açığa çıkmıştı. Almanya'nın ulusal gazetelerinden Süddeutsche  Zeitung'un yorumu şöyle:

“Hoeneß hafif bir ceza ile paçayı kurtarır mı, bunda ocak ayında kendi hakkında yaptığı suç duyurusunun zamanlaması belirleyici olacak. İfşa edilme tehlikesinin bulunmadığı dönemde doğru zamanda ve yeterince ayrıntılı şekilde yapıldıysa, o zaman muhtemelen şansı var. Ama sadece bu durumda. Çünkü yargı, vergi kaçakçısının tüm hesapları zamanında ortaya dökmesini, hiçbir şey saklamamasını talep ediyor. Ne tek bir banka hesabı, ne de tek bir kuruş. Tabii bu işin sadece hukukî kısmı. Dava sonucunda ağır bir ceza çıkmasa bile, bu sürecin sonuçları olacaktır. Bayern Münih Kulübü kendi üzerine düşen sorumluluktan kaçamayacaktır. En azından Hoeneß’in Denetim Kurulu Başkanı olmasının savunulacak yanı kalmadı.”

Basın turumuzu Mitteldeutsche Zeitung’un aynı konuya ilişkin yorumu ile noktalıyoruz.

"Hoeneß’in vergi vakası çoktan öyle bir boyuta ulaştı ki, eşit muamele yönündeki haklı talepler dengeden çıktı. Asıl düşündürücü olan da bu. Kendi hakkında yaptığı suç duyurusunun gizli tutulmaması, milyonlarca euroluk kefalet söylentileri ya da Hoeneß'in ceza tecilini garantileyen bir uzlaşmaya varıldığına dair haberler… Bunların hepsi, daha dava açılmadan yapılan kamusal bir yargılama süreciydi. Hayır, insanın Uli Hoeneß’e acıması gerekmiyor. Ve pek tabii ki vergi kaçırdığı için hukukî açıdan cezalandırılması gerekir. Ancak bu sürece ilişkin önemli tespitlerden biri de şu: Yargı, elindeki bilgileri hiç de örnek gösterilecek bir biçimde kullanmadı ve kamuoyuna mal olmuş bir isim olan Uli Hoeneß’i dava daha sonuçlanmadan, belki de birçok küçük vergi kaçakçısından çok daha ağır bir şekilde cezalandırmış oldu.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam