29.10.2013 - Avrupa basınından özetler | BASIN | DW | 29.10.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

29.10.2013 - Avrupa basınından özetler

Almanya’da NSA skandalı, Gürcistan’da seçimlerle gelen iktidar değişikliği ve Polonya eski başbakanlarından Tadeusz Mazowiecki’nin ölümü, bugünün Avrupa basınında öne çıkan yorum konuları…

İsviçre’nin Zürih kentinden Neue Zürcher Zeitung, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in cep telefonunun Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu NSA tarafından dinlenmesi ile patlak veren skandalı konu alıyor:

“Almanya ne yapabilir? Gerçi ABD ile AB düzleminde serbest ticaret anlaşması ve banka verilerinin paylaşımı ile ilgili Swift anlaşması durdurulabilir. Ve tabii ki Almanya ve Fransa, istihbarat faaliyetlerine davranış kodeksi getiren ve Washington’ı bu kodekse uymaya yükümlü kılacak planlanan anlaşmayı hayata geçirebilirlerse iyi olur. Ancak bu tür planların sonunun ne olacağını kestirmek zor değil. ABD doğru davranmayı vaat edecek, Avrupalılar anlaşmayı imzalamak zorunda kalacak. Ama gerçekten de Washington’ın verdiği sözü tutacağına inanan var mı?”

Polonya’da komünizmin yıkılmasının ardından 1989 yılında göreve gelen ilk başbakan olan Tadeusz Mazowiecki'nin ölümü sadece Polonya’da değil, Avrupa genelinde de üzüntü yarattı. Komünist rejime karşı mücadele veren sendika hareketi Dayanışma’nın önde gelen isimlerinden olan Mazowiecki, 86 yaşındaydı. Fransız Le Monde gazetesi, Mazowiecki’nin Avrupa açısından anlamını şu satırlarla dile getiriyor:

“Avrupa dikkate değer bir insanı kaybetti. Sadece Polonya değil, Avrupa. Komünist olmayan ilk başbakan Tadeusz Mazowiecki sadece Polonya’daki Solidarnosc ‘Dayanışma’ hareketinin önde gelen isimlerinden biri değil, aynı zamanda Polonya’nın bölünmemiş birleşik bir Avrupa’ya entegrasyonunun yılmaz savunucusuydu. AB'ye üye olmasından neredeyse on yıl sonra Polonya’nın bugün bulunduğu konum, Mazowiecki ve Lech Walesa’nın 1980’li yıllarda verdikleri başarılı ve net mücadelenin doğruluğuna dair parlak bir kanıttır. Mazowiecki ülkesinde bir ahlâkî otoriteydi ve hayatının son anına kadar büyük saygı gördü. Bu, aynı zamanda ‘Dayanışma’ sendikası macerasına duyulan saygıdır.”

Gürcistan’da cumhurbaşkanlığı seçimleri on yıl önce Gül Devrimi ile göreve gelen Mihail Saakaşvili dönemini sona erdirdi. Seçimleri açık farkla kazanan Georgi Margvelaşvili ülkenin Batı rotasını sürdürmek istediğini açıkladı. Letonya’dan Diena gazetesi, Gürcistan’ın bu seçimlerle demokratik olgunluk sınavını verdiği değerlendirmesinde bulunuyor:

“Sakin ve medenî bir şekilde geçen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından Gürcistan sadece yeni bir cumhurbaşkanına kavuşmadı, aynı zamanda demokratik olgunluk sınavını da vermiş oldu. Bu gerçek, uzun vadede 1991’deki bağımsızlıktan bu yana dördüncü cumhurbaşkanının seçilmiş olmasından bile daha önemli. Seçimlerin getirdiği en önemli başarı, ağırlığı olan bir muhalefetin oluşması. Dört oydan birinin ikinci gelen David Bakratze’ye gitmiş olması bunun göstergesi.”

Hollanda'dan ‘de Volkskrant' gazetesi ise yeni iktidarın seçimleri kaybeden Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’ye karşı intikam eylemlerine girişebileceği uyarısında bulunuyor:

“Hırsı ve hep haklı olduğuna duyduğu inanç, Saakaşvili’nin bakış açısını daralttı ve onu baş düşmanı Vladimir Putin ile benzerliklere yol açan hoşgörüsüzlük ve diktatörümsü davranışlara yöneltti. Taraflı yargı, iş dünyası ve medyaya baskı, ‘idarî araçları’ kullanarak seçimlere müdahale, devlet televizyonunun propaganda aracı olarak suistimal edilmesi… Saakaşvili iktidar koltuğundan inerken en azından Putin karşıtı olmasıyla teselli bulabilir. Partisinin yenilgisini kabul etti ve iki görev dönemi sonunda olması gerektiği gibi koltuğundan indi. Yeni iktidar, şimdi dokunulmazlığını yitirdiğinde Saakaşvili’den intikam alma arzusuna yenik düşmemeli . Aynı Ukrayna’da eski başbakan Yulya Timoşenko’ya yapıldığı gibi.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Ayhan Şimşek

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam