27.11.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 27.11.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

27.11.2013 - Alman basınından özetler

Almanya'daki koalisyon uzlaşması, fakirlik raporu, Ukrayna'daki protestolar Alman basınından seçtiğimiz yorum konuları.

Neue Osnabrücker Zeitung, Berlin'deki 17 saatlik müzakere maratonunun ardından son noktanın konduğu Hrıstiyan Birlik Partileri ile Sosyal Demokrat Parti arasındaki koalisyon protokolünü konu alan yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Muhafazakâr ve sosyal demokrat kanatlar arasındaki koalisyon anlaşması tahlil edilirken akılda tutulması gereken bir tarih var. O da, 2017. Koalisyon pazarlığında taraflar bu tarihe odaklanmıştı. Koalisyon daha önce dağılmadığı takdirde Angela Merkel 2017 yılında üçüncü başbakanlık döneminin sonuna gelmiş olacak. Partisindeki sivrilmeye çalışan isimlerin gözü onun koltuğunda. Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı Sigmar Gabriel ise 2017 ve sonrası için Sol ve Yeşiller partileri ile koalisyon kurma planları yapıyor. Seçim gecesi zafer şarkıları söyleyen Hristiyan Birlik'in önde gelen isimlerinin keyfi kaçmışa benziyor. Almanya'nın eski ve yeni koalisyon ortakları birbirlerine ısınamıyorlar. Koalisyon anlaşması, iki büyük kanadın nasıl geçinebileceklerinin sınandığı bir belge olarak karşımıza çıkabilir.”

Der Neue Tag adlı gazete koalisyon görüşmelerini konu alan yorumunda, Sosyal Demokrat Parti'nin koalisyon anlaşmasını parti üyelerinin onayına sunmakla tehlikeli bir oyun oynadığı sonucuna varıyor:

“Koalisyon pazarlığında partilerin uzlaşma yeteneğinin ölçülmesinin ötesinde, varılan anlaşmanın Sosyal Demokrat Parti tabanına nasıl onaylatılacağı düşüncesinin rol oynaması hayra alamet değildir. Şimdiye kadar 475 bin parti üyesi 44 milyon 300 bin seçmenden daha önemli olmamıştı. Şimdiye kadar hiçbir parti yönetimi kaderini parti tabanının insafına bırakmamıştı. Bu nedenle, Angela Merkel liderliğindeki koalisyon hükümetini zor günlerin beklediğini söylemek yanlış olmaz.”

Almanya'nın istihdam durumuyla fakirlik istatistiklerinin sıralandığı Sosyal Rapor'u büyüteç altına alan Rheinische Post gazetesinin yorumu:

“Rapor, koalisyon görüşmeleri finaline rast gelmesi bakımından büyük yankı uyandırdı. Araştırmalara göre Almanya'daki her altı kişiden biri ya fakir, ya da fakir düşme tehlikesiyle yaşıyor. Bu durum, Sosyal Demokrat Parti'nin talep ettiği gibi asgari ücret uygulamasının Almanya genelinde ve bütün sektörlerde başlatılması için bir argüman olabilir mi? Ya da asgari emeklilik aylığının arttırılması için? Hayır. Her fakir aynı kaba konamaz. Önemli olan fakirliğin nasıl tanımlandığıdır. Rapor Avrupa Birliği'nin doğruluğu şüphe götüren, ‘ortalama gelirin yüzde 60'ından daha az geliri olan fakir sayılır' şeklindeki formülünü temel alıyor. Bu formüle göre Almanya'da ayda 980 eurodan az para kazanan, fakir tanımlamasına uyuyor. Bu meblağ fazla olmasa da, fakir sayılmaya acaba yeter mi? Diğer ülkelerde fakirlik sınırı çok daha düşük. Örneğin Romanya'da 105 euro. Ayrıca bir ülke ne kadar zenginse, fakirlik sınırı da o kadar yüksek oluyor. Norveç'te bu sınır ayda 2 bin 2 euro. Asıl önemlisi, raporda, fakirlikten kurtulmanın hemen hemen imkansız olduğu sonucuna varılmasıdır. Almanya'nın yeni hükümetine milli geliri paylaştırma değil, fırsat eşitliğini ve mesleğinde yükselme şansını teminat altına alma görevi düşüyor.”

Berlin'de yayımlanan Tageszeitung adlı gazetenin yorumunda Ukrayna'daki son protesto gösterileri ele alınıyor:

“Ukraynalıların büyük çoğunluğu açısından, prensip olarak ülkelerinin geleceği için çizilecek yolun yönü önem taşıyor. Genç kuşaklar geleceklerini, büyük krizler atlatsa da Avrupa'nın bir parçası olarak görüyor. Tutuklu muhalefet lideri Yulya Timoşenko'nun da bunu idrak etmesi lazım. Protestocular artık politikacıların şahsi çıkarlarına alet edilmek istemiyorlar. Turuncu Devrim'den sonra Yanukoviç'in rakipleri şahsi rekabetin ve nihayetinde de egolarının kurbanı oldular. Önemli olan, bundan ders alıp almadıklarıdır. Ancak ders aldıkları takdirde son protesto hareketi kalıcı değişiklik getirebilir. Aslında şartlar da müsait.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: A. Günaltay

Editör: Ercan Coşkun

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam