27.11.2012 - Avrupa basınından özetler | BASIN | DW | 27.11.2012
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

27.11.2012 - Avrupa basınından özetler

Avrupa gazetelerinde, Fransa’da Halk Hareketi Birliği (UMP) partisi içindeki dinmeyen liderlik kavgası ve Mısır’daki son gelişmeler konu alınıyor.

İsviçre’nin Neue Zürcher Zeitung adlı gazetesi, Fransa’da bir zamanlar eski Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy’nin liderliğini yaptığı, muhafazakâr Halk Hareketi Birliği (UMP) partisinin başına seçilen Jean-François Cope'nin bu görevde onaylanmasını ve partinin içinde bulunduğu olumsuz durumu mercek altına yatırıyor:

“Fransızların algılamasına göre Cope, parti içindeki (kötü) atmosferin tırmanmasının baş sorumlusu. Bu anlamda Cope’nin parti başkanlığına seçilmesi gerçek bir zafer anlamına gelmiyor. Daha şimdiden parti içinde 2016 yılında düzenlenecek ön seçimlerde parti tabanının faturayı Cope'ye çıkartacağı yönünde görüşler yaygın. (Parti liderliği mücadelesinde yenik düşen) François Fillon’un şimdi ne gibi adımlar atacağı henüz belli değil. Eğer Fillon, seçimde yolsuzluk yapıldığı gerekçesiyle adalet mercilerini devreye sokacağı şeklindeki tehdidini gerçekleştirecek olursa, partinin bölünme sürecini hızlandırmış olacak, kendi itibarını da zedeleyecektir. Fillon yandaşlarının parlamentonun çeşitli kanatlarında yeniden kümeleşmesinin önüne ise büyük olasılıkla geçilemeyecektir. Bu, UMP’nin ne sonunun geldiğinin, ne de bölünmesinin işaretidir; fakat parti içi çekişmeler aylar, hatta yıllarca sürecek demektir.”

Güney Fransa’da yayımlanan L'Eclair des Pyrenees, Halk Hareketi Birliği (UMP) içinde baş gösteren amansız liderlik mücadelesine ve eski Cumhurbaşkanı ve eski parti lideri Nicolas Sarkozy'nin bu kavgaya arabulucu kimliğiyle müdahil olmasına değiniyor:

“UMP’nin kurucuları arasında bulunan Alain Juppe’nin arabulucuk çabalarının sonuçsuz kalması üzerine şimdi Nicolas Sarkozy ön saflarda bu göreve soyunmuş durumda. Ancak onun halefi olmak isteyen iki politikacının mücadelesine müdahale etmesi, Sarkozy’e yarardan çok zarar getirebilir. Sarkozy şüphesiz ki siyasî arenaya dönme hedefinden vazgeçmiş değil. Ancak bu konuda zamana ve mesafeli bir duruşa ihtiyacı var. Bu anlaşmazlıktan güçlü bir biçimde çıkabilmesi için elinde tek bir olanak var: O da, sahip olduğu otoriteyi, liderlik seçiminin tekrarlanması için parti nezdinde kullanmasıdır.”

Sağ liberal İtalyan gazetesi Corriere della Sera'nın yorumu ise Mısır’daki gelişmelerle ilgili. Gazete bu konudaki yorumunda, Mısır Devlet Başkanı Muhammed Mursi’nin yetkilerini genişletmesinin Mısır’da yeni bir diktatörlük anlamına geldiğini ve bunun sonuçlarının batılı ülkeleri zor duruma düşüreceğini belirtiyor:

“Mısır eğer bir İslamî diktatörlüğe dönüşecek olursa, bu, tüm Ortadoğu’yu etkileyecektir. Müslüman Kardeşler örgütü, yanlarına aşırı görüşlü Selefîleri de alarak, en etkili ve en yaygın güç olarak ortaya çıkacaktır. Peki öyle bir durumda batı karşıtı güçlerin tüm bölgede yeniden boy göstermesi ne kadar zaman alacaktır? İsrail’in akıbetinin ne olacağı ise başka bir sorudur... Amerikan dolarlarının bölgeye alışılagelmiş akışı da Orta ve Yakın Doğu’nun kontrol altında tutulmasına çok fazla katkı sağlamayacaktır; zira bu bölge gittikçe daha fazla bir biçimde İran’ın Şii radikalizmi ile farklı Sünnî grupları birleştirme amacındaki gruplar arasında sıkışıp kalacaktır.”

Sol liberal İspanyol gazetesi El Pais ise aynı konuda şu görüşlere yer veriyor:

“Mısır’da sergilenen siyasî kavganın yansımaları, sadece bu en kalabalık nüfusa sahip Arap ülkesi açısından değil, komşu ülkeler açısından da büyük önem taşıyor. Kavganın tarafları Devlet Başkanı Mursi ile eski rejim yandaşlarıdır. Diğer yandan bu kavga İslamcılarla, Hüsnü Mübarek’in devrilmesinde önemli rol oynayan lâik güçler arasındaki mücadeledir. Mursi, Mübarek rejimini anımsatan geniş devlet başkanı yetkilerini iade etmelidir. Şu andaki mücadelede söz konusu olan Mısır’ın bir İslamî cumhuriyet olup olmayacağıdır. Devletin içte ve dışta kendine duyulan güveni mutlaka yeniden sağlaması gerekmektedir. Aksi takdirde devrim kurbanları boşa verilmiş olacaktır.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Başak Özay

Reklam