27.11.2012 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 26.11.2012
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

27.11.2012 - Alman basınından özetler

Katalonya özerk yönetiminde yapılan parlamento seçimleri, NSU soruşturmasındaki aksaklıklar ve Mısır'da Müslüman Kardeşler'in desteğiyle göreve gelen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin izlediği rota değerlendiriliyor.

İspanya'nın özerk bölgelerinden Katalonya'da bağımsızlık talepleriyle seçimlere giren Başbakan Artur Mas'ın oy kaybına uğraması dikkat çekti. Franfurter Rundschau gazetesinin yorumu şöyle:

“Katalonya Bölgesi'nin bağımsızlığını isteyenler Mas'ın sandığı kadar fikir birliği içinde değiller. Mas için bölgenin yönetimi bundan sonra daha da zor olacak. Şimdiye kadar yaptığı gibi ayrılıkçı hevesleri bir kenara bırakıp, bunun yerine gündelik sorunlara çözüm bulmak için çalışsaydı iyi ederdi. İspanya'nın tamamının refahı için özerk bölgelerin daha fazla sorumluluk üstlenmesini savunmak yerine bölgesel egoizmi tercih etti. Bu hiç iyiye işaret değil.“

Berliner Zeitung ise 8'i Türk 10 kişinin ölümünden sorumlu tutulan terör örgütü Nasyonal Sosyalist Yeraltı ile ilgili soruşturmalardaki aksaklık ve ihmallere değiniyor. Gazete, örgütün hapisteki üyesi Beate Zschaepe'nin ifade verip vermeyeceği konusunun tartışıldığı bir dönemde şu değerlendirmede bulunuyor.

“Vatandaşın devlete ve kurumlarına duyması gereken ve duymak istediği güven, büyük ölçüde kaybedildi. Şimdi sıra bu güvenin yeniden tesis edilmesinde. Bu da ancak yalanlara son verilmesi ve temiz bir sayfa açılması halinde mümkün olabilir. Bu yüzden Beate Zschaepe konusuyla yakından ilgileniyoruz. Gerçeği söyleyeceğine inandığımızdan değil, yapacağı açıklamalar sonrasında yetkililerin kendilerini nihayet konuşmak zorunda hissetmelerini umut ediyoruz. Artık canavarca suçlar işlemek için ille de canavar olunması gerekmediğini, arkadaş canlısı, hayvanları ve büyükannelerini seven insanların da katil olabileceklerini biliyoruz. Zschaepe'nin ev yaşamı ya da müzik zevkiyle ilgili hikayeler bizi hiç de ilgilendirmiyor.“

Tagesspiegel gazetesi ise Mısır'da Müslüman Kardeşler'in desteğiyle göreve gelen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin izlediği rotayı irdeliyor:

“Bir İslam cumhuriyeti mi? Dinin istismar edildiği İran diktatörlüğü de kendini böyle adlandırıyor. Çünkü aslında İslamcı, yani dinci totaliter bir rejim söz konusu. Nüfusunun çoğunluğu Müslümanlardan ya da Hıristiyan, Yahudi ya da Hindulardan oluşan ve günlük hayata bu kültürün damgasını vurduğu bir demokrasi, ancak diğer dinlere, siyasi partilere ve başka görüşlere izin verdiği sürece gerçek bir demokrasidir. Ve aynı zamanda Müslümanlara din değiştirme ya da ateist olma hakkı tanındığı sürece. Ayrıca kadınların erkeklerle aynı haklara sahip olduğu, hukukun ve yargının iktidardan ve dinden bağımsız olduğu zaman. Bu kadar kolay ve bir o kadar da zor.“

Märkische Oderzeitung'un yorumu ise şöyle:

“Mursi'nin şimdi geri adım atması, kendi izanından kaynaklanıyor olmasa gerek. Daha ziyade uluslararası ve yurtiçi baskılara yanıt vermiş oldu. Bu en azından gerçeklerle bağlantısını henüz kaybetmediği yönünde bir işaret. Ancak Mısır'ın Arap Baharı'nın ardından kuvvetler ayrılığı ilkesine bağlı, bir nevi Batılı, laik bir demokrasi haline dönüşeceğini düşünen Batılı zevzeklere günlerini göstermiş oldu. Ama siyasî açıdan bakıldığında en önemli konu bu değil. Çalkalanan Mısır ve tüm bölgenin şu an en çok ihtiyacı olan şey, istikrar."

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Köylü

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam