27.03.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 26.03.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

27.03.2013 - Alman basınından özetler

Neonazi cinayetlerinin baş sanığı Zschäpe'nin yargılanacağı davayı izlemek için Türk basın mensuplarının duruşma salonuna alınmamasına ilişkin tartışma, bugünkü Alman basınından seçtiğimiz yorum konusunu oluşturuyor.

Stuttgarter Zeitung, mahkemenin akreditasyon listesinde hiçbir Türk medya kuruluşunun bulunmamasını şöyle yorumluyor:

"Neonazi çetesinin 8 kurbanı Türk’tü. Ama aksilik bu ya, anlaşılan Türk medyası için duruşma salonunda yer bulunamamış! Bu bir saçmalık. Zaten zorlu geçecek olan mahkeme süreci, bu şekilde daha başlamadan büyük bir yük olmaya başladı. Zira ortada büyük bir risk var: Polis ve iç istihbarat teşkilatının yaptığı hatalar zincirinden sonra Almanya’nın kendisini daha fazla utandırmaması gerekiyor. Münihli yargıçlar, Oslo’daki Breivik davasına bakan meslektaşlarının, işine hakim tarzlarını örnek alabilirler."

Heilbonner Stimme gazetesinin konuya dair yorumunda da şu satırları okuyoruz:

"Şöyle bir düşünün: Türkiye’de bir mahkeme, çok geç ve beceriksizce ortaya çıkarılmış 8 Alman’ın öldürüldüğü bir seri cinayet davasına bakıyor. Ama Alman medyası mahkeme salonuna  alınmıyor. Sebebi de maalesef duruşma salonunun biraz küçük olması. Türk yetkililer de basın için ayırdıkları koltukları, sadece Türk gazete ve televizyon kanallara verileceğini açıklıyor. Almanya'da  kaşların çatılması, Berlin’den de sert bir protesto gelmesi çok sürmezdi. Politikada buna diplomasi deniliyor. Oysa kızgınlığa yol açan bu durum, Bavyera’nın metropolünde yaşanıyor..."

Frankfurter Rundschau gazetesinin aynı konuya ilişkin yorumu ise şöyle:

"Mahkeme Başkanı Karl Huber, 'İş her şeyden önce, sanıklara yöneltilen suçlamaların açıklığa kavuşturulması ve hak edilen cezanın verilmesidir' demekle haklı. Çünkü bu, zor bir iş olacak. Yine de bu durum, mahkemenin, bu sürecin iç ve dış politikada yol açacağı boyutları dikkate almasını engelleyen bir unsur değil. Ama mahkeme işte tam da bunu yapmamaktadır ve özerkliğini, daha ziyade hassaslık duygusundan yoksunluğu ile göstermektedir."

Basın turumuzu Nürnberger Nachrichten gazetesinin aynı konuya dair yorumu ile noktalıyoruz:

"Medya mensuplarının bu tutum karşısında kendilerini terslenmiş hissetmeleri anlaşılabilir. Kaldı ki daha iyi bir çözüm için ortada yeterince örnek mevcut: Bu davaya ilgi gösteren ülkelere önceden bir kontenjan ayrılabilir ya da önemli duruşmalar, daha büyük salonlarda görülebilir veya Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi tarafından doğrudan kamuoyuna aktarımına izin verilmeyen davayı, gazeteciler kendileri için ayrılmış bir salonda takip edebilir. Mahkeme, bunun gibi hassas bir davaya gerçekten çok az bir duyarlılık gösteriyor ve bu şekilde de Alman adli makamlarının imajını zora sokuyor.“

 © Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Hülya Schenk

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam