25.11.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 25.11.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

25.11.2013 - Alman basınından özetler

İran ile Batılı devletler arasında varılan nükleer uzlaşma ve bağlayıcı kararların alınamadığı dünya iklim konferansı Alman gazetelerinden seçtiğimiz yorumların konuları.

Süddeutsche Zeitung, İsrail'in Batılı devletlerle İran arasında varılan nükleer uzlaşmayı engelleme girişimine ayırdığı satırlarda şu görüşleri dile getiriyor:

“ABD ve İran'ın yönetim zirvesinde barışma ve uzlaşma gönüllülüğü artıyor. İsrail istihbaratı bile Başbakan Benyamin Netanyahu'nun aksine, İran ile çıkar dengesine dayalı siyasi ilişki kurmanın mümkün olduğu sonucuna varmıştı. Bir zamanlar Mısır kaybettiği savaşların neticesinde İsrail'i can düşmanı bellemişti. ABD'nin iki ülkeyle de iyi ilişkilerinin olması sayesinde Mısır ile İsrail sonunda barıştılar ve ikili barış günümüze kadar dayandı. Cenevre'deki uzlaşmanın ardından Amerikan Dışişleri Bakanı John Kerry'nin, Kudüs ile Tahran arasında da böyle bir üçgen kurabileceğine güvenen ve şartların müsait olduğunu söyleyenlerin sayısı artıyor. İran, Irak savaşında köşeye sıkıştığında İran'a gizlice silah gönderilmesinde İsrail, ABD ile işbirliği yapmıştı. İsrail açısından İran değil, Araplar düşman sayılıyordu. İran'ın İsrail'e savurduğu savaş nidaları propagandadan başka bir şey değildi. Aslında İranlılar Filistin meselesi ile de ilgilenmiyorlar. Şimdiye kadar hiçbir İran askerinin bir İsrail askerine ateş etmediği de unutulmamalı.”

Berlin'in Tagesspiegel gazetesinde, Cenevre'de varılan uzlaşmanın Başkan Barack Obama'yı ağır sorumluluk altında bıraktığına dikkat çekiliyor:

“Riskler ortadan kaldırılabilmiş değil. Çünkü müzakerecilerin kendi saflarındaki muarızları yakınlaşmanın ne kadar önemli olduğuna ikna edebilecek tavizleri kopardıkları söylenemez. ABD, başarılı baskı aracı olarak kullandığı petrol ambargosu ve dondurulan banka hesapları gibi kozları hemen elden çıkarmak istemediği görülüyor. Bunun nedenini anlamak zor değil. Ama bu tutumun İran'ı görüşmelere son vermeye itebileceği de unutulmamalı. Diğer tarafta ise Başkan Obama'nın, nükleer programın sadece durdurulmayıp, sıfırlandırılacağına dair de kanıtlara ihtiyacı var. Aksi takdirde Amerikan Senatosu anlaşmayı onaylamayacaktır.”

Düsselddorf'ta yayımlanan Rheinische Post gazetesi nükleer görüşmelerde kısa adımlar atılmasının diyalogun kesilmesinden evla olduğunu vurguluyor:

“Konuşulduğu müddetçe savaşılmayacağı diplomasi literatüründe sıkça kullanılan bir formüldür. İran ile varılan ön anlaşma, Ortadoğu'nun barışa kavuşacağı ve dünyamızın daha güvenli hale geleceği demek değildir. Ancak, önümüzdeki altı aylık sürede İran'ın nükleer programını kısmen dondurması karşılığında yaptırımların yumuşatılmasını öngören uzlaşma İsrail'in iddia ettiği gibi ‘tarihi bir hata' da değildir. Cenevre'de, yıllardır yerinde sayan diyalog arayışındaki ilk adım atılmış olmaktadır. Tarafların önünde daha uzun bir yol var. Umalım bu yolun sonunda, İran nükleer teknolojiyi yalnızca barışçı amaçlarla kullanan bir ülke olsun. Geçmişe baktığımızda hatırımıza sadece eski İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın Batı ile kedinin fareyle oynadığı gibi oynadığı yıllar geliyor. Halefi Ruhani ve ekibinin siyasi zekâ ve ehliyet bakımından ondan çok daha farklı olduğu noktasından hareket edilebilir. Bundan böyle geleceğe bakmak ve İran'ı gözden kaçırmamak gerekir. Çıkan bütün çatlak seslere rağmen, yumuşama politikasının başka türlü olamayacağını bilmekte yarar vardır.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung'un Polonya'daki iklim konferansını konu alan yorumu:

“İklim konferanslarında konu iklimdir. Ama aynı zamanda milli egemenlik, tarihi suçluluk, tazminat ve önleyicilik gibi konular da ele alınır. Ancak, Batı tarafından genç sanayi ülkelerinden tavizlerin satın alındığı şeklindeki formül artık eskisi gibi geçmiyor. Bunun nedenlerinden biri, bazı genç sanayi ülkelerinin geleneksel anlamdaki sanayi ülkelerinden zengin oluşudur. Bunun iklim konferanslarında dikkate alınması gerekir. Diğer ülkeler de bağlayıcı kararlara yanaşmadığı sürece Avrupa Birliği ve Almanya'ya, daha fazla gayret göstermesi için yapılan ihtarlara kulak asılmayacaktır. Avrupa Birliği iklimi tek başına kurtaramaz.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam