25.07.2013 - Avrupa basınından özetler | BASIN | DW | 25.07.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

25.07.2013 - Avrupa basınından özetler

Bugün Avrupa basınından seçtiğimiz yorumlar, Bulgaristan’daki gelişmeler, Edward Snowden’ın Rusya’daki muğlak durumu, Mısır ve sporda doping konularıyla ilgili.

Avusturya gazetesi Die Presse, Bulgaristan'daki sosyal krize ilişkin yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Bulgaristan’da 1989’daki dönüşümden sonra iktidara kim geldiyse, hepsi seçmeni hayal kırıklığına uğrattı. Bu, şuradan da belli oluyor: Hiçbir Bulgar kabinesi aslında nelere kadir olduğunu kanıtlayacak ikinci bir şansı bir türlü elde edemedi. O nedenle de politikaya yeni giren namuslu kişiler halktan büyük sempati topluyor, ne var ki bunlar da uzun süre bu özelliklerini koruyamıyorlar. Şimdiye kadar siyaset her dört yılda bir yeni bir yöne kayıyordu. Ancak 2013 yılı ile birlikte bir-iki ayda bir siyaset rotasında değişim yaşanmaya başladı. Yalnız bu defa durum biraz farklı. Zira sorunlara çözüm bulacak bir kurtarıcı ortalarda görünmüyor ve sorunlara yüzeysel çözüm bulunması da mümkün değil. İşte bu yüzden de kriz bu kadar ciddiye alınıyor.”

Rus gazetesi Nesavissimaja, ABD’nin dijital casusluk faaliyetlerini ifşa eden, dört haftadan bu yana Moskova havalimanının transit bölümünde yaşayan Edward Snowden’ın ülkesine iade edilememesinin sorumluluğunun ABD’de olduğu görüşünü savunuyor:

“Washington, Rusya'nın, eski istihbarat elemanı Snowden’ı ABD’ye iade edeceğini ümit etmeye devam ediyor. Amerikan makamları bunun gerekçesi olarak da iki ülke arasında hukuksal alanda var olan işbirliğine ilişkin zengin tecrübelere işaret ediyorlar. Ancak ABD’nin bu pozisyonu Rusya’da şaşkınlıkla karşılanıyor. Zira daha önceleri sığınmacıların iadesi anlaşmasını imzalamaya yanaşmayan ABD iken, şimdilerde ülkeden sürdüğü vatandaşları Rusya’nın ricası üzerine teslim ettiğini söylüyor.”

Hollanda gazetesi De Telegraaf'ın ise Mısır Genelkurmay Başkanı El Sisi'nin daha fazla özel yetki talep etmesini konu aldığı yorumunda şu satırları okuyoruz:

“El Sisi'nin yaptığı konuşma, Mısır'da kimin gerçekten patron olduğunu ortaya koymuş oldu. Patron geçici hükümetin başkanı Mansur değil, seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi'yi deviren ordudur! El Sisi sadece ordu komutanı değil, aynı zamanda Başbakan Vekili ve Savunma Bakanı konumunda. Her ne kadar iktidarın mümkün olan en kısa zamanda seçilmiş bir lidere devredilmesi gerektiğini söylese de, seçim öncesinde ilk olarak anayasanın mevcut duruma uygun hale getirilmesini istiyor. Genelkurmay Başkanı'nın kitlesel gösterilere çağrı yapması, Mısır'da şu sıralarda ‘demokrasi'nin de nasıl işlediğini gösteriyor. Seçimlerin değil, kaç kişinin sokaklara dökülebileceği önem kazanıyor. Ancak o gösteriler ki, Mursi'nin devrilmesine de onlar önayak olmuştu. “   

Fransız gazetesi Le Figaro, Fransa Parlamentosu’nun sporda doping ile ilgili raporuna ilişkin yorumunda şunları yazıyor:

“Sahtekârlığa karşı kararlı bir mücadele verirken bazı gerçekleri göz ardı etmemek gerekiyor. Uzun süre damgalanmış olan bisiklet sporu, hata yapılan yegâne spor dalı değildir. Atletizm ya da yüzme sporlarında da benzer durumlar vardır. Spor dünyasında özellikle yüksek performans sergilemenin büyük paralar ile yakından ilişkili olduğu düşünülecek olursa, dopingin de sürekli zirvede kalmak için bir araç olarak kullanıldığı görülür. Spor sadece kendi içinden bazı mekanizmaların mücadelesiyle ayakta kalabilir, aksi takdirde varlığını koruyamaz.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen Çelik Akpınar

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam