25.06.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 24.06.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

25.06.2013 - Alman basınından özetler

Alman gazetelerinin yorum sütunlarında öne çıkan başlıca konu, Gezi Parkı eylemleriyle başlayan süreçte Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin geleceği.

Nürnberger Nachrichten adlı gazetede şu yorumu okuyoruz:

"Şu anda ve önümüzdeki yıllarda ne Avrupa Birliği, Türkiye gibi bir ülkeyi üyeliğe kabul edecek durumda ne de Türkiye tamamen bir Avrupalı olarak işlemeyi becerebiliyor. Aralarında Westerwelle‘nin de bulunduğu bir grup Avrupalı dışişleri bakanı, müzakerelerde 23 ve 24'üncü fasılların mümkün olduğu kadar çabuk açılmasından yana. Bu fasıllar hukuk devleti ilkesi ve insan haklarıyla ilgili düzenlemeleri kapsıyor. Erdoğan’ın en kısa zamanda rengini belli etmesi lazım. Bu süreç, hem Brüksel ile Ankara arasında hem de Türkiye’de heyecan verici bir diyalog olabilir. Avrupa yeni müzakerelere 'hayır' dediği anda, otoriter başbakanlarından farklı bir toplum hayali kuran Türklerin de umudunu kıracaktır.“

Landeszeitung Lüneburg gazetesi de Gezi Parkı olayları konusunda Alman iç siyasetindeki farklı görüşleri irdeliyor yorum sütununda:

"Dışişleri Bakanı Westerwelle tam doğru zamanda, koalisyon ortağı muhafazakâr Hrıstiyan Sosyal Birlik'e zıt bir çizgi izliyor. Bu parti, Taksim Meydanı'nda polisin uyguladığı şiddeti, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nde yeri olmadığı yönündeki tutumunu destekleyen bir argüman olarak sunmuştu. Ancak ülkedeki ayaklanma tam tersini kanıtlıyor. Avrupa'nın kapısını çalan, her geçen gün daha fazla bir anti-Atatürk görünümü alan Erdoğan değil, aksine onun baskılarına başkaldıran ve her kesimden gelen insanlar. Ve bu insanlar cesaretleriyle Avrupaî değerlerin Türkiye'deki sivil toplumda ne denli kökleştiğini olduğunu kanıtlamış oldu.“

Ulm kentinde çıkan Südwest Presse'nin Ankara-Brüksel ilişkilerine bakışı ise şöyle:

"Varılan nokta, iki tarafın da uzlaşmış görünüp aslında kendi çizgilerinden oynamadıkları bir tablo. Avrupa Birliği, Türkiye ile üyelik müzakerelerini sürdürecek, ama hemen değil. Ankara yeni bir faslın açılması için sonbahara kadar beklemek zorunda. Avrupa Birliği zor bir konumda. Bir yandan aşırı kibirli bir tavır sergileyen Başbakan Erdoğan'a düşünce özgürlüğünün TOMA'larla bastırılamayacağı mesajının verilmesi gerekiyor, diğer yandan da Türkiye'nin Avrupa yönünde açılımı için cesurca sokaklara dökülen sivil toplumun da hayal kırıklığına uğratılmaması gerekiyor.“

Ludwigshafen çıkışlı Rheinpfalz gazetesinin yorumu da şu satırları içeriyor:

"Baskı artacak. Referandum ile anayasayı değiştirmezse Başbakan'ın görev süresi 2015’te bitiyor. 2014 yılında ise Avrupa Parlamentosu seçimleri var. Elinizi kalbinize koyun. Seçim kampanyaları gerçekten de sadece borç krizi ve Euro kurtarma mekanizmaları üzerine mi kurulsun, yoksa adını Avrupa Birliği koyduğumuz ve barış ile kalkınma konusundaki bu benzersiz projenin geleceği için yeni vizyonlar mı tartışılsın? Üzerinde tartışılması gereken noktalardan biri de Türkiye gibi yeni üyelerin kabul edilip edilmeyeceği. Eğer Türkiye gereken kriterleri yerine getirirse, bu İslam ve demokrasinin birbirleriyle bağdaşmayacağını savunanları yalancı çıkartacaktır. Ankara ile üyelik müzakerelerinin kesilmesi, bu nedenle yanlış olacaktır.“

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Aydın Üstünel

Editör: Hülya Schenk

DW Türkçe'yi Facebook (facebook.com/dwturkce), Twitter (twitter.com/dw_turkce), Youtube (youtube.com/deutschewelleturkish), Soundcloud (soundcloud.com/dw-turkce) ve Ustream (ustream.tv/channel/dw-türkçe) üzerinden de takip edebilirsiniz.

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam