20.11.2012 - Avrupa basınından özetler | BASIN | DW | 20.11.2012
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

20.11.2012 - Avrupa basınından özetler

Alman basınında Gazze'de devam eden gerginlik ile Türkiye-Suriye sınırına konuşlandırılması beklenen Patriot füzelerine ilişkin yorumlar ön planda.

Hollanda gazetesi de Volkskrant, Patriotların Türkiye-Suriye sınırına konuşlandırılma planlarına ilişkin olarak şu yorumu yapıyor:

“Türkiye hükümeti, Suriye Devlet Başkanı Esad’ın sıkıştığı anda en son çare olarak gördüğü kimyasal silahları devreye sokabileceğinden endişe ediyor. ‘Patriot’ füzelerinin bu konuda caydırıcı etki yapması hedefleniyor. Fakat konunun bir de siyasî yönü var. Türkiye’de, Suriye sınırı boyunca oluşturulmak istenen uçuşa yasaklı bölgenin, NATO savaş uçaklarına gerek kalmadan Patriotlarla korunmasına ilişkin görüşler de mevcut. Ne var ki öyle bir bölge oluşturulduğunda artık savunma değil, saldırı misyonundan söz etmek gerekecektir. Kısacası, uçuşa yasaklı böyle bir bölgenin oluşturulması, Suriye anlaşmazlığına doğrudan müdahale anlamına gelecektir. Bunun için ise sadece NATO’nun değil, BM Güvenlik Konseyi’nin onayı da gereklidir.”

Sol liberal İngiliz gazetesi Independent ise “Ufukta Ortadoğu’ya ilişkin bir çözüm görünmüyor” başlıklı yorumunda, Gazze’de giderek tırmanan gerginliğe ilişkin şu saptamalarda bulunuyor:

“Ortadoğu anlaşmazlığının yakın tarihinde ‘6 gün’ kavramının özel bir anlamı vardır. İsrailliler 1967'deki 'Altı Gün Savaşları'nda koordineli askerî operasyonlarla sınır komşularının büyük toprak parçalarını ilhak etmiş ve bu harekât savaş sanatı olarak tarihe geçmişti. Ama Hamas’ın askerî kanadının şefini bertaraf etmek suretiyle güncel anlaşmazlığın baş göstermesine ön ayak olan İsrail, şimdi aradan geçen 6 gün içerisinde bir sonuca varamadığı gibi, anlaşmazlığın daha da büyümesine yol açmıştır. Bu aşamada neler yapılması gerektiğine ilişkin düşünceler çok daha karmaşık hale gelmiş, denge sağlama işi çok daha güçleşmiştir.”

Avusturya gazetesi Die Presse, ABD Başkanı Barack Obama’nın, ülkesinin tarihinde ilk Amerikan Başkanı sıfatıyla Myanmar’ı ziyaret etmesini yorum sütunlarına taşımış:

“İnsan hakları savunucuları kendi bakış açılarından belki burun kıvırıyor olabilirler. Ama Obama’nın bu ülke için yaptığı şeyler, Myanmar’ın kalıcı olup olmadığı tam olarak kestirilemeyen bu dışa açılım hamlesi açısından devasa bir girişimdir. Demokrasi ikonu Aung San Suu Kyi, haklı olarak Başkan Obama’yı bu konuda fazla hayalci olmaması yönünde uyardı. Ancak Myanmar, Obama’nın dış politikada uygulamak istediği ana projenin, yani Çin’in bu bölgedeki nüfuzunun dizginlenmesinin bir parçasını oluşturuyor. Obama eğer Myanmar’ı Çin’in yörüngesinden kurtarmayı başarabilirse, o zaman bu onun dış politika hanesine gerçek bir başarı olarak yazılır. Yani Amerikan Başkanı aslında tamamen ülkesinin çıkarları doğrultusunda hareket ediyor.”

Fransız Le Monde, “UMP içeresindeki kaos” başlıklı yorumunda, eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin muhafazakâr partisi Halk Hareketi Birliği'ne (UMP) devrettiği siyasî mirası paylaşma kavgasına değiniyor:

“UMP için daha kötü bir senaryo düşünmek zor. Bundan 10 yıl önce parti kurulduğunda, hedefi açıktı: Muhafazakâr görüşlü, aşırı sağ ile arasına mesafe koymak üzere çeşitli sağ görüşleri parti içinde birleştiren ve uzun süre iktidarda kalacak, modern bir halk partisi olmak istiyordu. Ne var ki Nicolas Sarkozy’nin yenilgisinin üzerinden 6 ay geçmesinden sonra parti başkanlığına aday olan Jean-François Cope ile François Filon arasındaki kıyasıya mücadele, partinin hedeflediğinin tam tersini gerçekleştirdiğini ortaya koydu. UMP, kendi içinde bölünmüş, meşru bir yönetimi olmayan ve yönetimdekilerin de muhalefet ve sağ politikalar konusunda önümüzdeki yıllarda birbirinden farklı görüşleri sergilemesi muhtemel bir partiye dönüşmüş durumda.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam