19.11.2010 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 19.11.2010
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

19.11.2010 - Alman basınından özetler

Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maizire’in, teröristlerin sansasyonel bir intihar eylemi hazırlığından söz ederek terör uyarısında bulunması gündeme damgasını vurdu. Yorum sütunlarında tehdidin ciddiyeti sorgulanıyor.

default

Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maizire’in, teröristlerin sansasyonel bir intihar eylemi hazırlığından sözederek terör uyarısında bulunması gündeme damgasını vurdu. Mumbai benzeri bir saldırıdan endişe ettiklerini açıklayan Almanya İçişleri Bakanı halka paniğe kapılmamakla birlikte uyanık olma çağrısında bulundu. Maiziere, “Uluslararası terörizmin, korku ve dehşet yaymak istediğine ancak buna izin vermeyeceklerine” vurgu yaptı ve “halka günlük yaşantılarını birbirlerine dikkat ederek barışçıl bir ortamda değiştirmeden sürdürme" telkinini yaptı.

Güvenlik önlemlerine ilişkin tartışmalar sürerken Yeşiller Partisi Federal Meclis Grup Başkanı Hans-Christian Ströbele terör uyarısının güvenirliğinden şüphe duyduğunu söyledi ve Federal Meclis'in güvenlikle ilgili yasaları sertleştirmek amacıyla terör korkusunu yaydığını iddia etti.

Terör uyarısı Alman gazetelerinde yer alan yorumlara da yansıdı. Die Welt gazetesi “yanlış telkin” başlığıyla şu ilginç yorumu aktarıyor:

“Berlin Eyalet İçişleri Bakanı Ehrhart Körting, terör tehditlerinde ne yapılmaması gerektiğinin çok iyi bir örneği. Çünkü o ‘biraz tuhaf görünen', ‘göz önünde olmayan' ve ‘bizim anlamadığımız Arapça veya başka bir dilde konuşan' komşularını güvenlik makamlarına bildirme çağrısını yaptı. Oysa 11 Eylül saldırganları Batılı görünümlüydüler ve çok iyi İngilizce ve Almanca biliyorlardı. Bugüne kadar tespit edilen El Kaide üyeleri de aksansız Almanca konuşuyor ayrıca bir kısmı da etnik Alman. Belirli grup insanlarla ilgili şüphe yaratmanın mantığı yok.”

Mitteldeutsche Zeitung, “güvenlik isteyen bunun maddi bedelini de öder” görüşüne yer verdiği yorumda şu noktalara dikkat çekiyor:

“Daha fazla polisi bedavaya görevlendiremiyorsunuz. Kargo uçaklarının daha etkin denetimi de bedava değil. Dış güvenlikte de aynı konu geçerli. Afganistan’daki Federal Alman Ordusu’nun daha iyi bir donanıma ihtiyaç duyuyor. Tüm bunlar için milyarlarca paraya ihtiyaç var. Şimdi terör uyarısı yapıldı. Polis havalimanı ve garlardaki güvenlik önlemlerini ancak birkaç haftalığına artırabiliyor. Ayları kapsayacak şekilde daha fazla polisin görevlendirilebilmesi için çok daha fazla para gerekiyor.”

Terör uyarıları kişiye özel verilerin saklanmasıyla ilgili yasa hakkındaki tartışmaları da yeniden alevlendirdi. Rheinische Post gazetesi şu yorumu aktarıyor:

“Gayet tabi ki Hür Demokrat Partili Adalet Bakanı haklı. Olası terör tehditleri nedeniyle hukuk devletimizi camdan atacak değiliz. Ancak yine de Bakan, kişiye özel verilerin saklanmasına karşı yürüttüğü mücadelede ısrar ederek tehlikeli bir yol seçti. Zira bizzat kendisi polisin ciddi suçları tespit edebildiği bu verilerin saklanmasına karşı başvuruda bulunmuş, Anayasa Mahkemesi Mart ayında yasanın yürütmesini durdurmuş ve ancak belirli koşullar altında kimin kime ne zaman ne yazdığına ve ilettiğine ilişkin verilerin saklanabileceğini belirlemişti. Oysa kendisi de yürütülen bir çok soruşturmada verilerin eksik olmasından dolayı sıkıntıya giriyor. Zira soruşturmalar sonuçsuz kalıyor. Şayet polis gelen teröristler hakkındaki verilere çok geç ulaşırsa Hür Demokrat Partili politikacı koltuğundan olur. Ama bu zaten öyle bir durumda en küçük sorunumuz olur.”

Neue Westfälische terör tehdidi konusundaki bilgilerin “çok sınırlı ve belirsiz” olduğunu ifade ederek şu değerlendirmeyi aktarıyor:

“Terör tehdidiyle ilgili bilgiler muğlak ancak güvenlik önlemleri gözle görülür şekilde artırıldı. Tabanca ve biber gazı taşıyan polisler şimdi kurşun geçirmez yelek ve makineli tüfeklerle geziyor. Ayrıca gizli önlemler alındığı da kaydediliyor ki bu soyut terör tehlikesinden daha fazla korkuya yol açıyor. Hrıstiyan Birlik partileri için terör tehdidi, tartışmalı kişisel verilerin kaydedilmesi konusunda hükümet ortağı Hür Demokrat Parti'ye baskı uygulamak için iyi bir fırsat yarattı. Alman halkının kitlesel bir şekilde denetlenmesi için bir saldırı tehdidi yeterli. Tüm bunlar arasında ‘Peki Almanya birden bire nasıl oluyor da terörün hedefi haline geliyor?' sorusu dikkatlerden kaçıyor. Sakın bunun Alman Ordusu'nun Afganistan'daki göreviyle ilgisi olmasın. Çünkü savaşanın düşmanı olur.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Değer Akal

Editör: Ahmet Günaltay