18.12.2012 - Avrupa basınından özetler | BASIN | DW | 18.12.2012
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

18.12.2012 - Avrupa basınından özetler

Japonya'da seçim sonuçları, Suriye ve Fransa'daki gelişmeler ile ABD'deki okul baskınının küresel çapta düşündürdükleri bugünkü Avrupa basınının konularını oluşturuyor.

Sol liberal Macar gazetesi Nepszabadsag, “Uzakdoğu’da kara bulutlar” başlıklı yorumunda Japonya’da yapılan son genel seçimde sağın zafer kazanmasının dünya çapında etkileri olacağını vurguluyor. Yorumda şu satırları okuyoruz:

“Japonya’da yeni, aşırı milliyetçi Restorasyon Partisi'nin seçimde aldığı başarı ve sağcıların yeniden iktidara dönüş yapması, zaten gergin olan Uzakdoğu’da önemsenmeyecek bir gelişme değil. Ülkede yüzyıllar öncesine dayanan eski yaralar deşiliyor, ıssız adalara ilişkin (Çin ile) anlaşmazlıklar baş gösteriyor, askerî tatbikatlar düzenleniyor, Japon savaş suçlularına adanmış lâhitler üst düzey politikacılar tarafından ziyaret ediliyor. Bu gelişmeler üzerine kitleler sokaklara dökülerek olan biteni protesto ediyor, Çin'de ise göstericiler Japon otomobil işletmelerine saldırıyor. Dünyanın son imparatorluğu konumundaki  Japonya, İkinci Dünya Savaşı sonrasında müttefik güçlerin dayatmasıyla kabul etmek zorunda kaldığı anayasa nedeniyle bugüne kadar hep şiddet karşıtı, pasifist tavırda olmuştu. Şimdi ise bu durumu sorgulayan ve tarihî bir revizyon talep eden siyasi parti, seçimden ‘üçüncü güç’ olarak çıkmıştır. Bu konumdaki Japonya Restorasyon Partisi'nin, iktidara dönüş yapan sağ muhafazakâr Şinzo Abe’nin koalisyon ortağı olması muhtemeldir.”

Hollanda gazetesi Algemeen Dagblad, Suriye’de Devlet Başkanı Yardımcısı Faruk El Şara’nın muhaliflere yaptığı görüşme teklifine ilişkin yorumunda bu konuda fazla bir şans olmadığı görüşünü savunuyor:

“Suriye’de iç savaş 21 aydır sürerken Devlet Başkanı Yardımcısı, dikkat çekici bir sonuca ulaşıyor: Ülkede gittikçe sertleşen mücadelenin hiç kimseye birşey kazandırmadığı sonucuna. Böylece Suriye rejiminin ilk temsilcisi olarak El Şara, Devlet Başkanı Esad’ın bu mücadeleyi kazanamayacağını kamuoyu önünde teslim etmiş oluyor. Bu yüzden de ateşkes ve ulusal birlik hükümeti çağrısı yapıyor. Ne var ki bu konuda fazla şansı yok. Hem asiler, hem de rejimin özü konumundaki Esad ailesi ile ordu yönetimi bu çağrıya ilgi göstermiyor. Sadece temsilî görevleri olan Devlet Başkanı Yardımcısı Şam'daki küçük liberal bir grubun mensubu olarak algılanıyor.”

İsviçre’nin Tages-Anzeiger adlı gazetesi ise ABD’deki okul baskınını yorum sütunlarına taşımış:

“Amerika’nın ateşli silahlar konusunda efsaneleşmiş bir ruh hali vardır ve çok sayıda Amerikalı, elindeki silahları kullanmaya eğilimlidir. Sonuçta kamuoyunun tepkisinin çok yüksek sesli çıkmamasının arkasında gizliden gizliye bir kabullenme yatıyor. Cinnetin yol açtığı katliam genel bir zarar olarak görülüyor mümkün olmayan olaylardan sayılıyor. Şiddet, her sivil toplumun içine işlemiş durumda. Çünkü insanın doğasında şiddet var. Ancak vatandaşlarının silahlanmasına izin vermekle kalmayıp, bunu bir kültür olarak gören, vatanseverlik olarak göğe çıkaran başka bir demokrasi daha dünyada görülmemiştir. Bu konuda devlet öncü rolde. ABD, her yıl silahlanma için listede kendisinden sonra gelen 26 ülkeden daha fazla para harcıyor ki, bunlardan 25'i zaten ABD'nin müttefikidir. Amerika ise bunu, kendini savunma amacıyla yaptığını söylüyor.” 

Muhafazakar Fransız gazetesi Le Figaro, dünyaca ünlü Fransız film yıldızı Gerard Depardieu’nün vergi borçları yüzünden Belçika’ya yerleşmesi tartışmasına ve sanatçıya “acınacak halde” diyen Fransa Başbakanı Jean-Marc Ayrult’un sözlerine atıfta bulunuyor ve yorumunda şu görüşleri savunuyor:

“Acınacak halde olanlar kulübü genişliyor. Belçika makamlarına inanılacak olursa, Gerard Depardieu gibi 500 Fransız vatandaşı daha uyruk değiştirmek istiyor. Neden? Çünkü Fransız hükümeti vergileri yükseltmek suretiyle bu insanları adeta ülkelerini terk etmeye itiyor. Ülkenin zenginliğini yaratanlar damgalanıyorlar. Komşularımızın vergi anlaşmalarını yeni baştan düzenleyeceklerine inanacak kadar ve çılgınca girişimlerimizi örnek alacaklarını sanacak kadar saf olunabilir mi? Gerçek olan şu ki, Fransa’nın solcuları bir fanus içinde ve geçen yüzyılın mutlak değerlerine sarılmış bir biçimde yaşıyor.”


© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam