18.06.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 18.06.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

18.06.2013 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman basınında ağırlıklı olarak Taksim Gezi Parkı protestolarıyla başlayan ve tüm Türkiye'ye yayılan olaylar ele alınıyor.

Frankfurter Allgemeine Zeitung'un konuya ilişkin yorumunda polisin uyguladığı şiddeti eleştiriyor:

“Polisin İstanbul'un Taksim Meydanı ve Gezi Parkı'ndaki protestocu ve göstericilere bu kadar orantısız şiddet uygulaması dehşet vericidir. Başbakan Erdoğan'ın güvenlik güçlerinin bu tutumunu meşru göstermek için kullandığı ifadeler de daha az ürkütücü ve gerçek yüzünü gösterici değildir… Yurt dışından gelen protestoları örneğin Avrupa Parlamentosu'nun ölçülü bir şekilde dile getirilmiş kararını 'Türkiye'nin içişlerine müdahale' olarak yorumladı ve diktatörlerin kendilerini eleştirilerden korumak için sığındıkları dili kullandı. Şimdi Ankara ile üyelik müzakerelerinin devam ettirilmesinin, yani yeni bir başlığın açılmasının anlamı olup olmadığını sormak gerekir.”

Die TagespostTürkiye'de yaşanan olayların ışığında, AB üyeliğinin imkânsız olduğunu yazıyor:

“Türkiye'deki gelişmeler bir kez daha AB üyeliğinin imkânsız olduğunu gösteriyor. Çünkü ne birleşmiş Avrupa Türkiye'nin sorunlarını çözebilir ne de Türkiye’nin üyeliği Avrupa’nın problemlerini. Ama bu olaylar aynı zamanda yangına körükle gitmektense Türkiye'yi tekrar istikrara kavuşturmanın bütün Avrupa'nın yararına olduğunu da gösteriyor. Son 10 yıl içinde Türkiye'deki ekonomik canlanmadan, generallerin gücünün azaltılması ve 300 bin Suriyeli mültecinin kabul edilmesi, Erdoğan hükümetinin bölgesel istikrara hizmet ettiğini kanıtladı. Avrupa’nın bütün bunları kötülemeye ve yapılanların önemini azaltmaya çalışması vahim sonuçlara yol açacak bir hata olur.”

Westdeutsche Allgemeine Zeitungise “Türkiye'deki ekonomik mucizenin tehlike altında olduğu” yorumun yapıyor:

“Erdoğan, Türkiye'de ekonomik mucize yarattı. 10 yılık başbakanlık döneminde gayri safi yurt içi hâsıla iki kattan fazla arttı, kişi başına gelir üç misline çıktı. İşsizlik yüzde 10'un altına indi. Erdoğan yabancı firmaları ülkeye çekti. 2011 yılında 635 milyon eurosu Almanya'dan olmak üzere 16 milyar euroluk dış sermaye geldi. Ancak Başbakan tazyikli su sıkan ve şiddet uygulayan polisiyle kendi inşa ettiği sağlıklı ekonomik temeli yıkıyor. Hatta Erdoğan protestoculara yakınlık gösteren bazı firmaları tahkir edip borsa endekslerindeki düşüşü önemsizmiş gibi göstermeye çalışıyor. Ülkesindeki demokratikleşmeyi bastırma çılgınlığı ona her türlü sağduyuyu kaybettirdi. Orduyu göstericilerin üstüne sürme tehdidinde bulunmakla kendini uluslararası izolasyona düşme tehlikesine atmış oluyor. Eğer karşılıklı şiddet tırmanırsa Türkiye önemli yatırımcısını ve turistini kaybeder. Piyasalar son derece hassastır. Ekonomik mucize aniden sona erme tehlikesiyle karşı karşıya. Taksim'deki kalabalıklar buna karşı da mücadele ediyor.”

Nürnberger Zeitung'un yorumu ise şöyle:

“Dünya, Başbakan’ın ordunun da protestoculara karşı harekete geçirilebileceğini düşünmekle hangi akla hizmet ettiğini soruyor. 2009 seçimlerinden sonra ‘Yeşil Devrimin’ kuvvetle bastırıldığı İran'ı örnek alıyor olmasın? Doğu ile batı arasında önemi tartışılmaz bir menteşe görevini üstlenen bir devlette böyle bir politika yarar sağlayamaz. Erdoğan bu tutumuyla Türkiye'nin AB üyeliği olgunluğuna hâlâ ulaşmadığını savunan şüphecileri haklı çıkarmış oluyor.”

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Sezen

Editör: Ahmet Günaltay

"DW Türkçe'yi Facebook (https://www.facebook.com/dwturkce), Twitter (https://twitter.com/dw_turkce) ve Youtube (http://www.youtube.com/deutschewelleturkish) üzerinden de takip edin!"

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam