17.07.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 16.07.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

17.07.2013 - Alman basınından özetler

Alman basınından seçtiğimiz yorumlar, Almanya’nın Gezi Parkı eylemlerine nasıl tepki vermesi gerektiği, Yunanistan’da alınan yeni tasarruf önlemleri ve dijital casusluk skandalına ilişkin.

Gezi Parkı eylemlerinde protestoculara polisin tazyikli su ve biber gazı ile karşılık vermesi kapsamında Frankfurter Rundschau gazetesi Almanya'nın buna nasıl tepki vermesi gerektiğini irdeliyor:

“Alman hükümeti, İstanbul'da polisin uyguladığı şiddetten hiçbir sonuç çıkarmaması nedeniyle eleştirilmelidir. Eyalet hükümetleri ise sorunun bilincinde olduğunu göstermiş, yardım programlarını askıya almıştır. Ama Alman federal hükümeti, göstericilere karşı büyük bir olasılıkla Alman biber gazının kullanılmasından ya da polisin göstericilerin karşısına Alman malı malzemelerle çıkmasından hiç pişmanlık duymuyor gibi bir izlenim veriyor. Federal hükümet en azından bu noktada kafa patlatabilir ve toplumsal tansiyonun nasıl düşürüleceği, düşünce ve basın özgürlüğünün nasıl geliştirilebileceği konusunda gelecekte biraz daha fazla egzersiz olanağı sunabilir.”

Münih'te yayımlanan Münchener Merkur gazetesinin tasarruf önlemlerine devam etme yükümlülüğü altında bulunan Yunanistan'a ilişkin yorumunda ise şu görüşler göze çarpıyor:

“Yunanlar reform sürecinin baskısı altında büyük güçlüklere katlanmak zorunda kaldı. Ancak 2014 yılına kadar kamudaki 15 bin kadar çalışanın işine son verilmesi yükümlülüğü, 11 milyonluk bu ülkede 750 bin devlet memurunun çalıştırıldığı göz önünde bulundurulursa, bu güçlüklerden birini oluşturmuyor. Sendikalar ise turizm sezonu zirvedeyken ülkeyi sürekli genel greve götürmekte bir sakınca görmüyor. Ancak protesto gösterilerinin görüntüleri yanıltıcı olabilir. Turizm bölgelerindeki Yunanlar öfkeli. Krizin ortaya çıkmasından bu yana özel sektörde yüz binlerce kişi işini kaybederken, devlet memurlarına hiçbir şey olmamıştı. O yüzden imtiyazlı devlet memurlarının da ilk kez tasarruf önlemlerine maruz kalacak olmalarına Yunanların duyduğu öfke belli sınırlar içinde kalıyor.”     

Nürnberger Nachrichten gazetesinin aynı konuya ilişkin yorumu da şöyle:

“Yunanistan'daki son tasarruf önlemleri konusunda insan hayrete düşüyor. Şimdi sıra okulların kapanmasına, öğretmenlerin işten çıkartılmasına gelmiş görünüyor. Bu, anlaşılır bir şey değil. Troyka, Berlin ve Brüksel ise bu gelişmeyi sadece seyrediyor. Onlara göre, önemli olan tasarruf önlemlerinin yerine getirilmesi! Oysa ki açılan zarar, küçüleceğine gittikçe büyümekte. İşte Avrupa uçuruma böyle düşer.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung'dan seçtiğimiz yorumda ise  ABD Ulusal Güvenlik Kurumu'nun (NSA) AB ülkelerinde ve Almanya'daki dijital casusluk faaliyetlerinden yola çıkılarak bazı uyarılarda bulunuluyor:

“Elbette ki istihbarat servislerinin sınırsızca enformasyon toplama iştahı konusunda öfke duyulabilir. Denetleme ve izlemeler iyice abartıldığında öfke dalgası sürekli kabarıyor; böyle olması da iyi. Ama asıl rahatsız etmesi gereken nokta, resmî daireler ile büyük ticarî aktörler ve enformasyon - veri piyasası arasındaki çok sıkı, hatta mahrem alışveriş ilişkileridir. Bu ilişkinin nedeni de özellikle, tüketici eğilimlerinin nasıl ve ne yönde olduğudur. Bu ise tüm bireysel tercihlerin ve mahremiyetin ortaya serilmesidir ki; bu da herkesin ruhuna bakılabilmesi anlamına gelir. Acaba birçok saf Google ve Facebook kullanıcısı bu durumun bilincinde mi?”   

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen Çelik Akpınar

Editör: Hülya Schenk 

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam