16.10.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 15.10.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

16.10.2013 - Alman basınından özetler

İran'ın nükleer programına ilişkin müzakereler ve Başbakan Merkel'in partisine yapılan yüklü bağış, bugünkü Alman gazetelerinde öne çıkan yorum konuları.

Frankfurter Allgemeine Zeitung, İran'ın nükleer faaliyetleriyle ilgili Cenevre'de başlayan müzakereleri yorum sütunlarında şöyle ele alıyor:

"İran’ın nükleer programına ilişkin daha önce yapılan müzakere turlarının hiçbirinde atmosfer, Cenevre’deki görüşmelerin başlangıcında olduğu kadar iyi olmamıştı. Ancak yine de dünyayı 10 yıldan uzun bir süredir meşgul eden bir krizin, iki gün içerisinde çözülmesini beklemek gerçekçi olmaz. O nedenle Cenevre’deki müzakerelerden, ne Batı’nın İran’a uygun gördüğü ne de İran’ın üzerinde ısrar ettiği tüm detayları içeren bir çözüm çıkması beklenmiyor. Yine de ulaşılabilir bir gelecekte her iki tarafın da razı olabileceği bir sonucu kapsayan bir tür yol haritası üzerinde anlaşılacak gibi görünüyor. Böyle bir imkan mevcut, çünkü İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Ruhani, uluslararası yaptırımların acı baskısı altında ve selefi Ahmedinejad’tan farklı olarak müzakerelere yapıcı yaklaşıyor."

Münchener Merkur, İran'ın nükleer silah üretmesinin nelere mal olacağını irdeliyor:

"'Bomba' İran’ı bir anda Körfez’in dokunulmaz üstün gücü haline getirebilir. Tabii askeri müdahale riskini saymazsak, ardı arkası kesilmeyecek çok büyük bedeller karşılığında. Nükleer silahlardan vazgeçmek ise petrol zengini ülkeyi acı veren izolasyondan kurtarır ve uluslararası yaptırımların ortadan kaldırılması olağanüstü bir ekonomik canlanmaya yol açar. Bu da iç politikada istikrarı garantiler. Ayrıca bölgedeki dengelerin kimseyi rahatsız etmeden barışçıl yollarla değişmesi şansı yaratır. Bu kısaca klasik bir fayda - maliyet hesabı olarak adlandırılabilir. Tahran’daki şahinlerin de güvercinler gibi aynı kategoride düşünmeye hazır olup olmadıkları şimdi ortaya çıkacaktır."

Geçiyoruz Almanya’ya. Almanya’da Başbakan Angela Merkel’in partisi Hrıstiyan Demokrat Birlik’e lüks otomobil markası BMW'nin sahibi Quandt Ailesi tarafından yapılan 690 bin euroluk bağış, muhalefetin tepkisine neden oldu. Bağışın Avrupa Birliği’nde (AB) yeni egzoz gazı emisyonu düzenlemeleri tartışmasına denk gelmesi Alman hükümetini zan altında bıraktı. Berliner Zeitung konuyu yorum sütunlarında şöyle değerlendiriyor:

"Yapılan bağış tam da Merkel hükümetinin, Alman otomobil endüstrisinin işine gelmeyen AB'nin yeni iklim düzenlemelerini engellediği zamana denk geliyor. Bu da ortaya hoş manşetler çıkarmıyor. Bizler Angela Merkel’i otomobil branşının lehine siyasi bir girişim karşılığında, yüklü para aldığı gibi bir suçlama altında bırakmak istemiyoruz. Biz onu kesinlikle dürüst biri olarak tanımaya devam etmek istiyoruz. Ancak bağışı yapan Quandt Ailesi’nin Başbakan’ın partisine neredeyse yıllık kâr payını bağışlayarak en azından bir mesaj göndermeye çalıştığını düşünebiliriz."

Basın turumuzu Leipziger Volkszeitung’un aynı konuya ilişkin yorumu ile noktalıyoruz:

"Lüks Alman otomobillerinin ortalığı hayli kirlettiği bir gerçek. Politikacılar uzun süre buna göz yumdu ve otomobil üreticileri, yeşil teknolojiye yatırım yapmakta çok geç kaldı. Dönemin Sosyal Demokrat başbakanı Gerhard Schröder de otomobil patronları tarafından sevilen bir başbakandı. Burada yanlış zamanda yanlış yere yapılan bir minnettarlık söz konusu. Bu aptalca bir durum. Şimdi birileri Almanya’da kararlar alınırken kaymak gibi işleyen bir sistem olduğunu düşünüyor. Quandt Ailesi içinse fark etmez... Ancak siyasi partilere bağış sistemi böyle bir işleyişi teşvik ediyor. Asıl sorun da işte bu."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Hülya Schenk

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam