16.07.2013 - Avrupa basınından özetler | BASIN | DW | 16.07.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

16.07.2013 - Avrupa basınından özetler

Suriye’li muhaliflere silah yardımı yapma planları, ABD’deki mahkeme kararının yankıları ve Mario Draghi’nin para politikası Avrupa basınının konularını oluşturuyor.

Amsterdam'da yayımlanan De Telegraaf adlı Hollanda gazetesi Suriye iç savaşını konu alan yorumunda, Batı'nın muhalif İslamcıları silahlandırmasının vahim sonuçlara yol açabileceğini iddia ediyor:

“Taliban teröristlerinin mevcudiyeti, Suriye'deki cihatçılarla Pakistan'daki El Kaide yönetimi arasındaki ilişkilerin pekişmesini sağladı. Böylece Batı'dan gelen silahların İslamcıların eline geçme tehlikesi daha da artmış oldu. ABD'nin endişeleri yabana atılamaz. Muhalefete silah vermek niyetinde olan Avrupa Birliği ülkeleri de, Suriye'deki hangi grupların silahlandırılabileceğine karar vermenin son derece zor olduğunu idrak etmeli. Mukaddes savaşın destekçisi durumuna düşme riski son derece ihtiyatlı olmayı gerektiriyor.”

Der Standard adlı Avusturya gazetesi bir Amerikan mahkemesindeki cinayet davasından çıkan tartışmalı beraat kararını şöyle yorumluyor:

“Mahkeme acı suçlamaları, ‘şüphe durumunda sanıktan yana' şeklindeki denenmiş prensibe sadık kaldığını belirterek göğüsleyebilir. Ancak, psikolojik bakımdan, Amerikalı siyahları ikinci sınıf vatandaş sayan ezeli algılama şekli ön plana çıkıyor. Obama birinci sınıfa yükselmiş olsa da bu his kaldı. İyimserlerin çoktan kapandığını sandığı yaralar bir anda yeniden kanayabiliyor. Zimmerman davası da işte böyle bir andı.”

Danimarka gazetelerinden Politiken de ABD'deki siyahların hukuk sistemine güvenmemekte haklı olduklarını yazıyor:

“Zimmerman Latin Amerikalı olduğundan, cinayetin ABD'deki beyaz adamın üstünlüğüne örnek teşkil ettiği şeklindeki iddia doğru olamaz. Ancak ortaya şimdi de ‘Beyaz Latin Amerikalı' kavramı atıldı. Beraat kararının, Amerikan adaletline güvenmemek için haklı nedenleri olan siyahlar arasında infial uyandırması normal karşılanmalı. Bu nedenler, Barack Obama'nın söndürmeye çalıştığı yangını azdırabilir. Obama, ‘oğlum olsaydı, Trayvon Martin'e benzerdi', demekle hata etmiş olabilir. Empati izlenimi veren bu sözler, ırklar arası gerginliğin artmasına da yol açabilir.”

Fransız gazetelerinden Le Monde Euro krizini konu alan yorumunda, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi'nin doğru para politikası izlediğini dile getiriyor:

“Euro krizden bir türlü kurtulamıyor. Ortak para birimi gerçi bundan iki yıl önceki gibi batma tehlikesiyle karşı karşıya değil. Ancak Euro Bölgesi aşırı borçlanma kriziyle başa çıkamıyor. Neyse ki, Avrupa Merkez Bankası'nın Mario Draghi gibi ikna gücü yüksek bir başkanı var. O kararlı bir şekilde basmakalıp para politikasına sırt çeviriyor. İzlediği politikayı hayata geçirmesi de gerekmiyor. Draghi'nin alışagelinmiş politikalar uygulamayacağını söylemesi bile yetiyor. Sakinleştirici rol oynuyor. Euro'ya güvendiğini söylemesi bile Portekiz devlet tahvili faizinin düşmesine yetiyor. Ama genel anlamda tam bir kaos hüküm sürüyor. Draghi, Euro'ya güç kazandıracak reformların geciktirilmemesini, yani bankalara ortak standartlar getirilip bütçe politikalarının uyumlaştırılmasını talep ediyor. Tabii hassasiyeti elden bırakmadan.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam