14.06.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 13.06.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

14.06.2013 - Alman basınından özetler

Türkiye'de devam eden protestolar ve Başbakan Erdoğan'ın referandum önerisi, bugünkü Alman basınının ağırlıklı yorum konusu.

Berlin’de yayımlanan Der Tagesspiegel gazetesinin, Türkiye, İran ve Mısır'ı birlikte değerlendirdiği yorumunda şu satırları okuyoruz:

"Batılı ülkeler için bu ülkelerle ilişkiler, hiç kuşkusuz inişli çıkışlı bir atmosfere sahip ve toplumun seküler kesimine İslamî hegemonyanın dayatılmasına göre değişiklik gösteriyor. Bu filmin başrol oyuncuları çoğulculuk, evresel hukuk ve hoşgörülü kültür anlayışı gibi temel değerleri, Batı’nın ıvır zıvırı olarak kötülüyor. Bu değerleri önemseyen ve yaşatmaya çalışan vatandaşlar da ajan olmakla suçlanıyor. Ancak bu saldırgan yaylım ateşi kimsenin aklını karıştırmasın. İster Türkiye, ister İran ister Mısır olsun, bu ülkelerde toplumun gelecekteki çehresi için verdiği mücadele, henüz bitmedi. O nedenle İslamî tahakküme karşı özgürlük hakları için mücadele veren insanları desteklemek önemlidir. “

Başkent Berlin'de çıkan bir başka gazete Tageszeitung ise yorum sütunlarında Başbakan Erdoğan'ın referandum önerisine yer veriyor:

"Gerçekten de Erdoğan hiçbir şekilde demokratik bir riske girmiyor. Zira devlet organı ona ait, seçim kampanyası tecrübelerine sahip binlerce parti üyesi var ve medyayı da büyük ölçüde kontrol ediyor. İstanbul’un, AKP’nin egemen olduğu kenar mahallelerinde yaşayan ve hayatında hiç Gezi Parkı’nı görmemiş milyonlarca kişi, Erdoğan’ın parkı işgal edenlerin radikal bir azınlık olduğu yönündeki sözlerine inanıyor. Hükümetin kontrol ettiği basın dışında başka hiçbir bilgi kaynağından beslenmeyen bu insanları, referandumda istenen oyu vermeye ikna etmek için pek fazla çaba gerekmiyor. Gezi Parkı’nı işgal edenlerin gerekçelerini zaten hiçbir yerde duyamayacaklardır. Ondan sonra da Erdoğan, daha önce olduğu gibi, kendi geniş tabanlı çoğunluğuna atıfta bulunabilecek. Kısa vadede bu manevra Erdoğan’a nefes aldırabilir. Ama uzun vadede karşı koyma ruhunu, yeniden şişeye tıkamaz."

Kassel’de yayımlanan Hessische Niedersächische Allgemeine ise Türkiye'nin belki de AB'ye girmeyi denememesi gerektiğini savunuyor.

"İstanbul’un Sultanı' ya da 'İslamcı despot' nitelemeleri, Erdoğan'ın seçimden gelen meşruluğunu, dindar Anadolu kentlerinde yaşayan insanların ve ekonomik açıdan başarılı orta sınıfın, onun arkasında olduğu gerçeğini göz ardı ediyor. İsyan eden İstanbul’un genç kuşağı, manşetlere damgasını vurup bizim sempatimizi kazanabilir ama onlar Türkiye’nin çoğunluğunu temsil etmiyor. Erdoğan’ın geçmişte Türkiye’de sivil bir toplumun oluşturulması için yaptıkları şüphe götürmez. Geçen haftalarda gördüğümüz, özgüveni yüksek gençlerin protestosu, bunun bir örneğidir. Ama Erdoğan'ın son adımlarının, AB’nin ortak değerlerine yakınlaşmaya hizmet etmediği de doğrudur. Belki de bunu artık denememeliler."

Basın turumuzu Mittelbayerische Zeitung'un aynı konuya dair yorumu ile noktalıyoruz:

"Osmanlı İmparatorluğu yıkılmaya başladığı dönemde 'Boğazlardaki Hasta Adam' kavramı ortaya çıkmıştı. Ama bugünkü Türkiye 'Hasta Adam' değildir, en azından ekonomik açıdan bakıldığında. Bununla birlikte Taksim Meydanı’ndaki görüntüleri gören ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın protestocular hakkındaki sözlerini dinleyenler, 19’uncu yüzyıldan kalma 'Hasta Adam' tasvirinin çok da yanlış olmadığını düşünecektir. Hastanın iyileştirilmesi için birçok yöntem var. Bunlardan, Avrupa’da hâlihazırda en çok tartışılanı, izolasyon. Başta muhafazakâr siyasi partiler, 'Türkiye'de yaşanan olaylar ülkenin Avrupa Birliği üyeliğine hazır olmadığının en iyi kanıtı' diyerek bu tutumu gerekçelendiriyorlar. Bu gerekçe, temelde doğru olabilir ama Türkiye'ye uygulanacak bir izolasyonun sorunun çözümüne hiçbir faydası olmaz. Erdoğan’ın Gezi Parkı'na yapılması planlanan AVM projesini referanduma götürme önerisi, bir ilerleme olarak görülebilir. Zira protestoları başlatan da o parktaki ağaçların kesilmesiydi. Ama Erdoğan’ın bu önerisi, edep yerine kapatmaya yarayan bir incir yaprağından öte bir şey değildir. Zira sorunun özü, ağaçların kesilmesi değildir."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Ercan Coşkun

DW Türkçe'yi Facebook (https://www.facebook.com/dwturkce), Twitter (https://twitter.com/dw_turkce) ve Youtube (http://www.youtube.com/deutschewelleturkish) üzerinden de takip edin!

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam