13.12.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 13.12.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

13.12.2013 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinin ağırlıklı konusu Ukrayna'daki protesto gösterileri ve Rusya'nın gerginlikteki rolü.

Frankfurter Allgemeine Zeitung Ukrayna'da muhalefetin haftalardır sürdürdüğü protesto gösterilerini ve Rusya'nın Ukrayna üzerindeki etkisini şöyle yorumluyor:

"Putin'in konuşması AB için Rusya'ya karşı, her iki tarafın da çıkarlarını gözetecek, mantıklı ve gerçekçi bir politika izlemenin ne kadar zor olduğunu ibret verici bir biçimde gösteriyor. Putin'in Ukrayna konusunda söyledikleri ciddiye alınacak olursa, o zaman ilişkiler daha basit hale gelir, Avrupa da daha emin olur. Ancak Moskova'da yapılan açıklamalar ve izlenen icraatlar birbirinden o kadar uzak ki, ikisinin birbiri ile hiçbir biçimde alakası yok. Bu durum özellikle Rus hükümeti dostane davrandığında sorun olacaktır. Putin'in şimdi Rusya'nın Ukrayna'yı kesinlikle zorlamadığını söylemesi güzel. Peki, ama o zaman Ukrayna ile son aylarda birbiri ardına ekonomik konularda yaşanan ihtilafların nasıl bir açıklaması var?”

Neue Osnabrücker Zeitung aynı konuyla ilgili yorumunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ulusa sesleniş konuşmasında Ukrayna ile ilgili yaptığı açıklamaları mercek altına alıyor:

"Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ulusa sesleniş konuşmasında alışılmışın dışında uysal bir üslup kullandı. Barışçıl bir biçimde ülkesinin süper güç olmak istemediğinin ve bölgesel bir nüfuz kurma arzusunda da olmadığının güvencesini verdi. Ancak uygulanan politikaların iç yüzü sözlerinin yalan olduğunu ortaya çıkarıyor. Bu dev ülke için bölgesel üstünlüğün ne kadar önemli olduğu, şu sıralar Ukrayna örneğinde somut biçimde görülüyor."

Magdeburg'da yayımlanan Volksstimme Putin'in açıklamalarını Batılı ülkelere tavrı açısından sorguluyor. Yorum şöyle:

"Vladimir Putin Batı'yı dejenere ve ahlaksız olarak görüyor. Avrupa'nın toplumsal değerleri Putin'e yabancı ve tamamen zıt. Bunun yerine, dünyadaki insanların ortak yaşamının bekçisi, güçlü Rusya senaryosunu ortaya atıyor. Devlet Başkanı Putin için en önemli konu Rus ekonomisinin güçlendirilmesi. Yeraltı zenginlikleri ve silahlar dışında çok kaynağa sahip değil. Putin, ulusal bağımsızlık konusunda daha fazla ısrar edebilir. Çünkü ekonomik açıdan beğenmediği Batı ile ortaklığa girişmek istemiyor."

Moskova ile Berlin'in ekonomik açıdan daha sıkı ilişkilere sahip olduğunu belirten Westdeutsche Zeitung buna rağmen Rusya'nın artık Almanya ve AB ile ilişkilere çok da önem vermediğini vurguluyor:

"Rusya'nın siyasi açıdan Almanya'ya ilgisi azaldı. Yeltsin döneminde Moskova Almanya'yı köprü kuran ve Rusya'nın AB ile ilgili perspektiflerinin avukatlığını yapan bir ülke olarak görüyordu. Ancak AB, Rusya için cazibesini yitirdi. Putin, artık daha çok AB üyesi ülkeler arasında köprü görevi görmenin avantajlarını kullanıyor. Burada Avrupa'nın ortak bir dış ve güvenlik politikası oluşturamamasının acısı çıkıyor. AB'nin dış politika yüksek temsilcisi Catherine Ashton'un Ukrayna'ya yaptığı ziyaret, Rusya açısından sembolik bir öneme bile sahip değil."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam