13.06.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 12.06.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

13.06.2013 - Alman basınından özetler

Türkiye'deki protestolar ve Erdoğan'ın tutumu, bugünkü Alman basının ağırlıklı yorum konusunu oluşturuyor.

Die Welt gazetesi, yaklaşık iki haftadır süren protestolara yer verdiği yorumunda Erdoğan'ın nasıl bir mesaj vermek istediğini irdeliyor.

"Gezi Parkı’nın yerine yapılması planlanan Topçu Kışlası projesine karşı düzenlenen protestolar, yerel politikalar, tarihin yorumlanması, sosyal zıtlıklar ve psikolojik uyuşmazlıklar gibi çeşitli sorunları içeriyor. Almanya açısından ise konu; öncelikle siyasi bir anlam taşıyor. Ekonomik kalkınma, demokrasi ile birlikte mi gelişmeli, yoksa uzun vadede otoriter metotlarla güvence altına mı alınmalı? Erdoğan’ın konuşmalarından anlaşılan, onun daha ziyade ikinci yolu seçtiği. Dış politikadaki durum, bunu teşvik eder nitelikte. Ortadoğu’daki kriz, Ankara’ya kendi jeostratejik önemini açıkça gösterebilir. Bununla birlikte AB, Erdoğan’ın tek gerçek ve güvenilir ortağıdır. Ama o, gerçekten de Türkiye’nin AB üyeliğinin pek de iyi bir fikir olmadığı izlenimini mi vermek istiyor?"

Kölner Stadt Anzeiger gazetesi ise Erdoğan'ın güç denemesinin kazanan tarafı gibi göründüğünü kaydediyor.

"Erdoğan’ın destekçileri olan Anadolu’nun dini bütün insanları ve Batılı yaşam tarzına sahip büyük kentler dışında ekonomik açıdan nüfuzu artan muhafazakâr - dindar orta sınıf ona bağlılığını sürdürüyor. Erdoğan, karmaşık komplo teorileri ile 'dış mihraklara', 'faiz lobisine' ve 'borsa spekülatörlerine' yaptığı çıkışlarla gücü ile övünüp protestoculara yönelik acımasızca tutumu ile de taraftarları arasında puan topladı. Onu eleştirenlere duyması ne kadar zor gelse de Erdoğan, bu güç denemesinin şimdilik kazanan tarafı gibi görünüyor."

Ludwigshafen’da yayımlanan Rheinpfalz gazetesinin aynı konuya ilişkin yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

"Erdoğan hükümetinin ulaştığı nokta, tam da Mısır’ın Hüsnü Mübarek yönetimindeki hali denebilir. Ülkede basın özgürlüğü yok, onun yerine aykırı sesleri adil olmayan yargılamalarla bastıran ve siyasi kararlar alan mahkemeler var. Oysa Türkiye’nin ekonomik büyümesi ve temel demokratik yapılanması ile İslam dünyasına örnek olması gerekirdi. Ortadoğu demokrasisinde doğuştan gelen sakatlıkların giderilmesi için onlarca yılın geçmesi gerekiyor. Eğer yeni kuşak sorumluluk alır ve aldığı eğitim sayesinde hukuk devletini olması gerektiği gibi kavrarsa, o zaman evrensel bir vatandaşlık hakkından söz edilebilir."

Basın turumuzu Die Tagespost gazetesinin yorumu ile noktalıyoruz:

"Basının aktardığı siyah - beyaz tablo, birkaç gri tonu da kapsayabilir: Türkiye’nin iç politikası Almanya’nınki ile karşılaştırılamaz. Dindar bir Müslüman olan Erdoğan ne 'muhafazakâr' ne de 'sistemin adamı'. Ama Suudi İslam'ından da birkaç ışık yılı uzaklıkta. Erdoğan, demokratik yollarla seçildi ve hâlâ geniş bir kitle onu desteklemeyi sürdürüyor. Ama tıpkı Macaristan, İspanya, Fransa ve İtalya’da olduğu gibi Türkiye’de de derin bir çatlak var. Bu çatlak toplumun içinden geçiyor ve sadece siyasi duruş bakımından değil, aynı zamanda yaşam biçimi, kendini ifade etme ve gelecek beklentileri gibi birçok konuyu içeriyor. Bu çatlak, 20’nci yüzyılın ideolojik ateşli hastalığının bir sonucu. Bu çatlağı yapıştırmak, Erdoğan’ın en büyük gayretiydi. Bunu başarıp başaramayacağını önümüzdeki günler gösterecek."

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Hülya Schenk


"DW Türkçe'yi Facebook ve Twitter üzerinden de takip edin!"

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam