12.12.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 12.12.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

12.12.2013 - Alman basınından özetler

Alman gazeteleri, 2009'daki Kunduz saldırısıyla ilgili Alman mahkemesinden çıkan karar ve Ukrayna'daki gelişmelerle ilgili yorumlara ağırlık veriyor.

Bonn Eyalet Mahkemesi Afganistan'ın Kunduz kentinde 2009 yılında NATO'nun düzenlediği, Alman komutan Georg Klein'in emriyle dört Taliban liderinin hedef alındığı gerekçesiyle düzenlenen ve 142 sivilin hayatını kaybettiği saldırıyla ilgili önemli bir karar verdi. Mahkeme, bir grup kurban yakınının tazminat davası talebini reddetti. Mahkeme heyeti, saldırı emrini veren Alman komutanın, olay yerinde sivillerin olup olmadığı bilemeyeceği için görevini ihlal etmediğine hükmetti.

Lüneburg'da yayımlanan Landeszeitung mahkemenin kararını şöyle yorumluyor:

"Kurban yakınlarının dava talebinin reddedilmesi, tatmin edici olmayan bir karar. Bonn Eyalet Mahkemesi, Taliban tarafından 2009 yılında kaçırılan iki tankerin bombalanmasının ardından yayılan yalan yanlış bilgilerle ilgili sisin kaldırılması görevinde, başarısız oldu. Peki ama ISAF görev kurallarını ihlal etmiş ve devletler hukuku en uç sınırına kadar esnetilmişse, Albay Georg Klein görevini ihlal etmemiş olabilir mi? Klein o dönemde saldırı emrini vermeden önce olayı aydınlatmak için tüm seçenekleri kullanmadı. Bu, etik açıdan hatalı bir hizmet. Sadece bu bile Federal Alman Cumhuriyeti'ni, sivillerin yakınlarına ödenen 3 bin 600 euroluk gülünç tazminattan daha fazla harekete geçirmeli."

Kölner Stadt-Anzeiger ise aynı konuyla ilgili yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

"Bu karar ikna edici değil. Sonuçta Klein (saldırı emrini verirken) sadece tek bir kaynağa, tankerlerin etrafında toplanan insan kalabalığının isyancılar olduğunu iddia eden bir Afgan muhbire güvendi. Daha sonra bu muhbirin, anlattığı olay yerini görmediği ortaya çıktı. Albay Klein, Taliban'ın hiçbir zaman aynı anda bir yerde bu kadar kalabalık olarak ortaya çıkmadığını göz önüne alarak, olaya şüpheli yaklaşmak zorundaydı. Olay yerini bombalayan Amerikan uçaklarının pilotları bile emri garip bulmuş, olay yerindeki kalabalığı, alçak uçuş yaparak dağıtmak istemişti. Hiç kimse Klein'a, sivilleri kasıtlı olarak öldürdüğü suçlamasını yöneltmiyor. Ancak ihmalkâr davranarak, köy halkının hayatını riske attığını ve sonuçta ölmelerine neden olduğunu, hem Federal Cumhuriyet'in, hem de yargının kabul etmesi gerekiyor. Hatalardan ders çıkarmaya hazır olunduğunun işaretini vermek için."

Konuyla ilgili aktaracağımız son yorum Münih'te yayımlanan Süddeutsche Zeitung'dan:

"Görev başındaki bir ordu için, sadece elindeki imkânlara bağlı olarak hareket eden polisten farklı kurallar geçerlidir. Çarpışmada mümkün olduğunca çok düşmanın etkisiz hâle getirilmesi gerekli olabilir. Bir hava saldırısıyla buna ulaşmak gerekebilir. Askerler bu konuda Devletler Hukuku'na tabidir. Kunduz'da bilinçli olarak sivilleri bombalasalardı - ki mahkeme bunun böyle olmadığını söylüyor- o zaman bu saldırı suç olurdu. Ancak mahkemeye göre askerler sadece düşmanı hedef almak için saldırıyı düzenledi, dolayısıyla görevlerini ihlâl etmediler. Askerler şimdi hukuki güvenceye sahip. Askerlerin böyle bir hakka sahip olmasını istemeyenler, güvenlik güçlerini savaşa göndermemeli. Sonuçta bu da bir seçenek olabilir."

Bugünkü Alman gazetelerinin yer verdiği bir başka konu ise Ukrayna'da muhalefetin düzenlediği protesto gösterileri. Frankfurter Rundschau'nun yorumu şöyle:

"Kiev'deki göstericilerin şiddete başvurmadan da hedeflerine ulaşabileceği ve Ukrayna'nın Avrupa'ya entegrasyon yoluna devam edebileceği kesin değil. Ancak kesin olan, şiddete başvurmaları halinde, çok acı ve kanlı bir yenilgi alacakları. Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç ve adamları açıkça güvenlik güçlerine istediğini yapma yetkisi vermek için bir bahane arıyor. Yine de şimdiki tabloya göre, protestoların şansı çok da düşük değil. Rejim değişikliği için çabalayan barışçıl hareketler son 25 yılda Avrupa'da çok sık başarılı oldu."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Ercan Coşkun

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam