12.04.2013 - Avrupa basınından özetler | BASIN | DW | 12.04.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

12.04.2013 - Avrupa basınından özetler

Kuzey Kore kaynaklı nükleer tehdit, Suriye'deki çatışmalar ve Fransa'da yolsuzlukla mücadele çabaları, Avrupa basınının ağırlıklı konularını oluşturuyor.

İtalya'dan La Stampa gazetesi, Kuzey Kore nedeniyle yaşanan gerginliği yorum sütunlarına taşıyor:

"Dünya kamuoyu Kuzey Kore'nin Güney Kore, Japonya ya da ABD'ye karşı gerçekten nükleer füze ile saldırma ihtimali nedeniyle çok ciddi biçimde endişelenmeye başladı. Kuzey Kore'deki rejimin, aykırı ve tehdit edici açıklamalar yaparak ve bazı vakalarda agresif davranışlar sergileyerek, bizleri bir dizi provokasyona alıştırdığı doğru. Ancak şimdi Kuzey Kore rejiminin son nükleer denemeleri ve birçok test uçuşuyla uzun menzilli füzeleri kullanıma hazır hale getirmesi, durumu daha endişe verici hale getiriyor. En büyük kaygı, Kuzey Kore'nin askerî açıdan güçlü olması değil, bu rejimin yapısı."  

Fransa'dan La Croix gazetesi aynı konuyla ilgili, 'Kuzey Kore ateşle oynuyor' başlıklı yorumunda, şu satırlara yer veriyor:

"Herkes sağduyunun galip gelmesini ve Kuzey Kore lideri Kim Jong Un'un ateşle oynamaya son vermesini umut ediyor. Uluslararası alanda yapılan uyarıları dikkate alarak, nükleer füze saldırısından vazgeçmesi temenni ediliyor. Kim Jong Un'un son çıkışı Soğuk Savaş'ın kalıntılarını yeniden güncel hale getirdi. Kuzey Kore ideolojisine katı biçimde bağlı ve gizli yapısını sıkı sıkıya koruyor. Kuzey Kore'nin diğer ülkelere ya da terör gruplarına nükleer silah satmaktan çekinmeyeceğinden korkmak gerek. Kuzey Kore, az sayıda dostunun dahi dizginleyemediği bir istikrarsızlık deposu. Bu önceden kestirilemeyen tavrı yüzünden Kuzey Kore gerçek bir tehlike."

Avusturya'dan Der Standard bugünkü sayısında Suriye'de bir türlü dinmek bilmeyen şiddete yer veriyor:

"Suriye'deki acının limiti yok. Ölümlerin durdurulması için neden dışarıdan bir şeyler yapılmadığı sorusunu sormak yerinde. Bazıları, NATO'nun askerî müdahalede bulunduğu Libya'nın aksine, Suriye'de petrol olmadığını, bu nedenle hiçbir şey yapılmadığını söylüyor. İsyancıların, rejime göre çok daha büyük bölgeleri kontrol ettiği düşünüldüğünde, askerî yardımla hiçbir hedefe ulaşılamayacağı yönündeki tez ortadan kalkmış oluyor. Evet, isyancıların kontrol ettiği bu bölgeler Libya'daki isyancıların desteklendiği Doğu Libya gibi Akdeniz'de değil. Ancak Suriye'deki isyancılara en azından silah yardımı yapılamaz mıydı? Esad rejimi İran ve Rusya ile Kaddafi'den farklı olarak önemli ve ağırlığı olan destekçilere sahip. Dolayısıyla bu silahların nasıl kullanılacağı sorusu da akla geliyor."  

Fransız Le Monde gazetesi Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın yolsuzluk ve kara para aklamaya karşı başlattığı mücadeleyi ve politikacılara mal bildiriminde bulunma zorunluluğu getirilmesi planlarını yorum sütunlarına taşıyor:

"Cumhurbaşkanının siyasi rakipleri, hükümetteki bütün bakanların ve milletvekillerinin mal varlıklarını açıklama talebiyle onun bir 'şeffaflık diktatörlüğü' kurmaya çalıştığını iddia ediyor. Bunun yanı sıra bu önlemlerin yolsuzluk yapmaya kararlı olanları korkutamayacağı görüşündeler. Bu eleştirilerde haklılık payı yok değil. Avrupa'nın çoğu ülkesinde bu tür şeffaflık kuralları ve kontroller Fransa'dakinden çok daha sert. Dürüstlüğün en temel kurallarını ihlâl eden politikacılara karşı gösterilen hoşgörü, Fransa'nın çok uzun süredir müsamaha ettiği bir istisna."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Ayhan Şimşek


Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam