11.02.2014 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 11.02.2014
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

11.02.2014 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman basınından seçtiğimiz yorumlar, İsviçre’de geçen pazar günü yapılan halkoylamasında seçmenin yüzde 50,3’ünün ülkeye göç akışını sınırlandırma yönünde oy vermesini konu alıyor.

Ludwigshafen’da yayımlanan Die Rheinpfalz gazetesinin İsviçrelilerin ülkeye göçün sınırlandırılması ve göçün yıllık kotalara tabî tutulmasına "evet" oyu vermesi konusundaki yorumu şöyle:

“İsviçrelilerin göçün sınırlandırılmasına evet oyu vermeleri bir ‘pot kırma' değil, gerçekten aylardan beri gözlemlenen bir eğilimin dışa vurulması olduğu için düşündürücü. Bulgar ve Rumen göçmenlerin Alman kentlerinde de neden olduğu sosyal sorunlar, sınırların açık olması prensibinde şüphelere yol açtı. AB ülkeleri vatandaşlarının işsizlik parası hakkı gündeme geldiğinde, birliğe bağlı ulusal devletlerde ve genelde Avrupa çapında belirgin olmayan yasalar bu şüpheleri daha da artırdı. Ve siyasî yelpazenin en sağındaki partiler bu konuyu kendi amaçları uğrunda nasıl kullanacaklarını çok iyi biliyorlar.”

Berlin’de yayımlanan Bild gazetesi ise yorumunda İsviçrelilerin kararının demokratik olduğunu, çıkan sonuca saygı duyulması gerektiğini anımsatıyor:

“İsviçreliler çıldırmış deniyor, ne kadar aptalca bir söz! Brüksel ve Berlin’in oluşturduğu koro, İsviçrelilerin yanlış karar verdiğini seslendirip duruyor. Halk görüşünü söyledi diye onu cezalandırmak isteyen kendine demokratlar! Halk oylamasının yapıldığı pazar gününe kadar her İsviçre vatandaşı doğrudan seçme hakkını kullanabildiği için hepimize örnek oluyordu. Şimdi düzenlenen halk oylamasında ülkelerine göçü sınırlama kararı aldıkları için aforoz edilmek isteniyorlar. Demokrasi oldukça acı verici olabilir! Ancak İsviçrelilerin kararı Avrupa için de uyarı sinyali niteliğinde. Sınırsız bir göç dalgasının getireceği sorunları görmezden gelmek isteyenler bu uyarıyı anlamamış demektir. Etrafa sövüp sayarak kimseyi ikna edemezsiniz; ne İsviçre’de ne de başka bir yerde. Ne kadar acı gelse de demokrasiyi içinize sindirmelisiniz.”

Berlin'de yayımlanan Die Welt gazetesi, İsviçre’deki halk oylaması kapsamında Avrupa’daki göç olgusunu irdeliyor:

“Bundan daha 20 yıl öncesine kadar Almanya’da da göç tartışmaları yapılıyordu. Ama bu tartışmalar çoktan sona erdi. Siyasî yelpazede modern toplumların göçü önleyemeyeceği ve de önlememesi gerektiği konusunda fikir birliği mevcut. Ancak vatandaşların durumu farklı değerlendirebileceğini İsviçre geçen hafta sonu kanıtladı. Peki böyle karar verdiler diye şimdi İsviçreliler yabancı düşmanı mı? Hiç değil. Göçten yana olan kimi çevreler sıkça, göçün her iki taraf için kazanç anlamına geleceği hatasına düşüyorlar. Hem göçmenleri hem de geldikleri toplumu ileriye götüreceğini ileri sürüyorlar. Bu doğru olabilir, ama her zaman değil! İsviçre’nin şimdi üstesinden gelmek zorunda olduğu şey, halkın iradesine uyacak bir tavır alması ama aynı zamanda kapısını dünyaya açık tutmasıdır. Bunu başardığında Avrupa'daki herkes de bu durumdan bir şeyler öğrenerek çıkacaktır.”

Neue Ruhr/Neue Rhein Zeitung gazetesi ise İsviçre’deki referandumu AB perspektifinden değerlendiriyor:

“AB ülkelerinde bazı üye ülkelerin vatandaşlarını birlik üyesi bir ülkenin vatandaşı olarak değil de yabancı bir unsur olarak algılama eğilimi güçleniyor. İsviçre örneği, insanların sahip olduğu içgüdüleri kâr-zarar teorileri ya da istatistiklerle ortadan kaldırmanın son derece zor olduğunu gösteriyor. Düşünce soyut ama ama otobüsün artık ağzına kadar dolması, dağ taşın yerleşim alanına dönüşmesi gerçeği gayet somut. Genelde siyaset bilimcisi olmayan sade vatandaş tabii ki somut olana bakıyor. İdeal senaryoya göre İsviçrelilerin boğuştuğu zorluklar, bir ülkenin daha fazla izole olma yolunun ne kadar çetrefil olduğunu AB vatandaşlarının gözleri önüne serebilir. Ancak AB içinde göç dalgasının sorunlu çekiciliğini kota bürokrasisi ile ortadan kaldırmaya çalışanların ekmeğine yağ sürme riski de büyük!”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Ercan Coşkun

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam