11.02.2011 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 10.02.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

11.02.2011 - Alman basınından özetler

Yorumlar, Minsk kentinde yapılması planlanan Ukrayna toplantısı ile yeni Yunan hükümetinin farklı çıkışları ve Almanya’daki İslam karşıtı Pegida oluşumunun dağılmasıyla ilgili.

Ses dosyasını dinle 04:58
Şimdi canlı
04:58 dk

11.02.2011 - Alman basınından özetler

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Rusya lideri Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko'nun Ukrayna krizine çözüm bulabilmek için Minsk’te biraraya gelmesi planlanıyor. Koblenz kentinde yayımlanan Rhein-Zeitung Ukrayna krizi konusunda şu görüşleri dile getiriyor:

“Başbakan Merkel Ukrayna’da krize askerî bir çözüm görmüyor. Amerikan Başkanı da durumu benzer bir biçimde değerlendiriyor, ancak güçler dengesi konusunda hayale kapılmıyor ve Ukrayna Ordusu tamamen silahlandırılmış olsa bile ayrılıkçı asilerin arkasında tüm gücüyle duran Rusya’ya karşı koyamayacağını biliyor. Ne var ki Merkel’den farklı olarak, durum böyle diye Kiev’e silah yardımı yapmanın yanlış adım olacağı sonucunu da çıkartmıyor. Başkan Obama, sırtında sadece iç politik baskılar olduğu için de böyle davranmıyor. Tabii ki Cumhuriyetçi şahinler şu sıralarda Washington’da politikaları belirliyorlar, ama bu durum Obama’yı böyle davranmaya zorlamıyor. Obama aslında tüm dünya kamuoyunun gözleri önünde Ukrayna’ya silah sevkiyatı yapabilecekleri yönündeki senaryoyu açıklamaya mecbur değildi. Ama buna rağmen bunu yapmışsa, isteyerek yapmış demektir. Zira Putin ile giriştiği sinir harbinde elinde yeni bir koz olmasını ümit ediyor.”

Pforzheimer Zeitung’un aynı konudaki yorumunda da, Ukrayna anlaşmazlığında söz konusu olanın Ukrayna’nın doğusundan çok, Rusya ile ABD arasındaki ilişkiler olduğunun son dönemde iyice su yüzüne çıktığı belirtiliyor. Yorumun devamında şu görüşler yer alıyor:

“Karşılıklı suçlamalar, tehditler, Soğuk Savaş döneminin en soğuk günlerini anımsatıyor. ABD’deki muhafazakar çevreler barışa götürebilecek diplomatik tüm yolların kullanılmasından yana olanlara bile öfkeleniyorlar. Eski başkan adaylarından John McCain ve onun gibilerin savaş naraları da, bu haydutlar filminde iyi ve kötü rollerin sık sık pozisyon değiştirdiğini gözler önüne seriyor. Obama’nın buna daha ne kadar tahammül edeceği bilinmez. Eğer Putin inatçı tavrını devam ettirmeyi başarırsa, o zaman çok kötü şeylerin olması işten bile değil. Minsk’te barışa giden yolun önü açılabilir; tabii faciaya giden yolun da… .”

Konu değiştiriyoruz… Münih’te yayımlanan Münchner Merkur gazetesi bir kez daha Yunanistan'a ilişkin son derece eleştirel görüşleri yorum sütununa taşımış:

“Atina’nın Başbakanı Tsipras sıkça ve ayinsel bir tarzda ‘Yunanistan’ın onuru’ndan bahsediyor ve bu onuru Avrupalı vergi mükelleflerinin ödentileriyle kurtaracağını söylüyor. Tspiras gerçekten de ulusal onuru bir çırpıda yeniden tesis edebilir. Sadece Euro Bölgesi'nden çıktığını açıklaması yeterli. Öylesi bir durumda Atina’nın Troyka’nın buyruklarına baş eğmesi gerekmez, uluslararası yatırımcılar da Hellas’da istihdam yaratmak üzere kuyruğa girerler. Eski Amerikan Merkez Bankası Başkanı Greenspan tam üzerine bastı ve dedi ki, ‘Euro Bölgesi’nin Yunanistan’a ihtiyacı yok, Yunanlar da zaten euro ile ne yapacaklarını bilemez durumdalar. Durum böyleyken Yunanistan dilenerek Avrupa’yı bezdiriyor, Avrupa ise Yunanistan’ı aşağıladığını iyiden iyiye belli ediyor. Bu yakışık almaz oyunun artık sona erdirilme zamanı gelmiştir.”

Nürnberger Zeitung ise “Batının İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar” adındaki oluşum, kısa adıyla Pegida’nın Almanya’da bir anda ortadan yok olmasına ilişkin yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Pegida’nın ayağa kalkacak gücü kalmadı. Kathrin Oertel liderliğindeki oluşum bölünerek dağıldı. Lutz Bachmann liderliğindeki orijinal Pegida ise gittikçe daha fazla sağa kaymakta. Ne var ki bu adamın bir ay önce seferber ettiği kitleler ve bu kitlelerin poretesto gösterilerine katılma gerekçeleri uçup gitmedi! Bachmann’ın yıldırım hızıyla gelişen ve birdenbire yok olan hareketi bir alarm sinyali niteliğinde. Ama korkulan o ki, parlamentodaki yerleşik siyasi partiler bu hareketin ortaya çıkış nedenlerini araştırmayacaklar, sadece oluşumun -şimdilik- ortadan kalkmasına sevinecekler.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen Çelik Akpınar

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız