1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

11 yılın rekoru: Gelir eşitsizliği

16 Haziran 2021

Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması verilerini yayınlayan TÜİK'e göre gelir eşitsizliği 11 yılın en kötü seviyesinde. Uzmanlar, Türkiye'nin gelir eşitsizliğinde Şampiyonlar Ligi'ne terfi ettiğini söylüyor.

https://p.dw.com/p/3v3zl
Türkei Istanbul | volle Straßen trotz Corona
Fotoğraf: DHA

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2019 yılını referans alınarak hazırlanan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2020 yılı sonuçlarını yayınladı. Araştırma sonuçlarına göre Gini katsayısı bir önceki yıla göre 0,015 puan artış ile 0,410 olarak tahmin edildi. Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade ediyor.

Peki, gelirde eşitsizliğinin önüne nasıl geçilebilir? DW Türkçe'ye konuşan uzmanlar vergi ve enflasyonu işaret ediyor.

"Türkiye gelir eşitsizliğinde Şampiyonlar Ligi'ne terfi etti"

Türkiye'de 0,44 olan Gini katsayısı 2005 yılında 0,38'e kadar düşmüştü. 2006 yılında yeniden yükselen oran 2014 ve 2015 dışında 0,40'ın üzerinde yer aldı.

Türkiye'de atıl işgücü: "Hayal bile kuramıyorum"

Göstergelerin "Türkiye'deki gelir dağılımındaki bozulmanın, eşitsizliğin giderek kalıcılaştığına" işaret ettiğini belirten araştırmacı-yazar Prof. Dr. Oğuz Işık, Türkiye'nin "yüksek düzey eşitsizliği olan ülkeler arasına katıldığına" değindi; "Gelir eşitsizliği kalıcı anlamda Şampiyonlar Ligi'ne terfi etti diyebiliriz" ifadesini kullandı. Işık, gelir dağılımı bakımından "2009 krizi öncesine dönüldüğünü" de kaydetti. 2000 yılı sonrasına işaret eden Prof. Işık, "ekonominin yavaşladığı ya da düşüşe geçtiği zamanlarda gelir dağılımının bozulduğunu" belirtti.

Dünya Gazetesi yazarı Özcan Kadıoğlu
Dünya Gazetesi yazarı Özcan KadıoğluFotoğraf: privat

DW Türkçe'ye değerlendirmelerde bulunan Dünya Gazetesi yazarı Özcan Kadıoğlu da "gelir dağılımında başarılı olunmadığını" vurguladı.

"Son zamanlarda ne kadar ekonomide şunu yaptık, bunu yaptık şöyle geliştik desek de maalesef gelir dağılımında bunu sağlayamadık" diyen Kadıoğlu, "16 milyon kişi toplam gelirin yüzde 48'ine yakın gelir almış oluyor. Bu 15 yıldır hemen hemen hiç değişmedi. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz; vatandaşın refahında ya da daha iyi yaşamasında bir arpa boyu bile yol alamadık" ifadelerini kullandı.

Yüksek gelirlinin payı arttı, düşük gelirlinin düştü

Araştırma sonuçlarına göre; en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay, bir önceki yıla göre 1,2 puan artarak yüzde 47,5'e yükseldi. En düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun aldığı pay ise 0,3 puan azalarak yüzde 5,9'a düştü.

Yaşam koşullarıyla ilgili de bilgiler veren TÜİK araştırmasında grupların ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamadıklarına da değinildi.

"Alım gücü kalmadı"

Hanehalkının toplam gelirinde de Türk Lirası cinsinden artış yaşandı. Yıllık ortalama gelir, yüzde 15,8 artarak 69 bin 349 liraya yükselirken, en yüksek yıllık ortalama esas iş geliri 63 bin 85 TL ile yükseköğretim mezunlarının oldu.

Gelir eşitsizliğinin önüne geçebilmek için neler yapılmalı?

Türkiye'de gelir adaletsizliği uzun süredir tartışılan bir konu. Son yıllarda döviz kaynaklı ekonomideki bozulma sonrası enflasyonun ve dolaylı vergilerin de artmasıyla birlikte aradaki makas daha da açıldı.

"Düşük gelir elde eden kişilerin maaşlarından kesilen gelir vergisi önce yarıya indirilmeli" diyen ekonomist Kadıoğlu, "makul bir sürede gelir vergisi tamamen kaldırılarak bu düşük maaş alan kişilerin gelir artışı sağlanmalıdır. Emekli maaşları taban katsayıya bağlanarak asgari ücret oranında artırılmalı. En düşük emekli maaşı net asgari ücretin en az başlangıç için yüzde 90'ı olmalıdır. Bu katsayı standart olmalı" önerisinde bulundu. 

Prof. Dr. Oğuz Işık
Prof. Dr. Oğuz IşıkFotoğraf: Privat

"Ekonominin rayına oturması, büyümenin kalıcı ve kapsayıcı hale gelmesi" gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Oğuz Işık da Türkiye'deki eşitsizliğe ilişkin meselenin sadece "ekonominin düzeltilmesi" olmadığını, ayrıca "adalet sistemi, ifade özgürlüğü gibi çok daha derin ve katmanlı problemlerin de" bulunduğunu vurguladı.

Adnan Ağaç

© Deutsche Welle Türkçe