1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

11 Eylül ABD için milat oldu

11 Eylül 2013

Amerika Birleşik Devletleri, 11 Eylül saldırılarının ardından güvenlik yapılanmasında kapsamlı değişikliklere gitti. Stratejik değişim kalıcı etkilere yol açtı.

https://p.dw.com/p/19fsf
Fotoğraf: AP


Heidelberg Amerikan Araştırmaları Merkezi’nden siyaset bilimi uzmanı Martin Thunert, ABD’de 11 Eylül terör saldırıları öncesinde ve sonrasındaki değişimleri şöyle anlatıyor: “1990’lı yıllarda Amerikan toplumunda ekonomik öncelikler vardı. Dış ve güvenlik politikalarını da bunlar belirliyordu. İktisadî, dünya ekonomik gidişatına ilişkin konular ön plandaydı. İşte bu durum birdenbire değişti ve sanıyorum Bush yönetiminin son dönemlerine kadar güvenlik konusu ABD’de öncelik kazandı. Ve bu durum -kanımca- bazı istisnalar dışında bugün de devam ediyor.”

Eski Başkan George W. Bush’un 11 Eylül terör saldırılarının ardından “teröre karşı savaş” politikası kapsamında toplam 16 Amerikan istihbarat servisinin bütçesi artırıldı. Amerikan istihbarat servislerinin dünya çapında -müttefik ülkelerin de dâhil olduğu- tüm iletişim ağını izlediği Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) görevlisi Edward Snowden tarafından geçen aylar içerisinde tüm dünya kamuoyu nezdinde ifşa edildi.

‘ABD asimetrik savaşa yöneldi’

ABD Yurtiçi Güvenlik Bakanlığı 2002 yılında ülkenin en büyük üçüncü resmi dairesi olarak görev yapmaya başlamıştı. Heidelberg Amerikan Araştırmalar Merkezi’nden Martin Thunert’e göre, 11 Eylül saldırılarından sonra terörün merkezî niteliğini kaybetmesi nedeniyle, Amerikan askerleri de asimetrik savaş yöntemlerine başvurdu. Bu bağlamda belirlenen canlı hedeflerin mahkeme kararı olmadan öldürülmesi uygulaması yaygınlaştı. Alman Bilim ve Politika Vakfı’ndan Amerika uzmanı Peter Rudolf şunları söylüyor:

“Gizli istihbarat servisleri yaygınlaştırıldı. Özel Kuvvetler adı verilen, teröristler ve gerilla birimleriyle mücadele için oluşturulan askerî birlikler ve insansız savaş araçları gittikçe daha çok kullanılır oldu. Bunlar 11 Eylül saldırıları nedeniyle oluşturulan ama daha sonra da uygulamada kalan gelişmeler. Ayrıca askerî operasyonlar, önleyici operasyonlar kapsamında meşruiyet kazandı ve iyice benimsendi. Bunun sonucu olarak da - Irak Savaşı’nın da gerekçelerini oluşturan- gelecekteki olası tehditlerin ortadan kaldırılmasına yönelik operasyonlar düzenlenmeye başlandı. Önleyici operasyonlar olağan hale geldi. Bunlar daha önceki yıllarda sürekli uygulanan yöntemler olmamıştı.”

ABD’nin ‘imajını’ nasıl etkiledi?

Peter Rudolf, terörle mücadelede kullanılan araçların ABD’nin imajına da büyük zararlar açtığını belirtiyor. Bu imajı yumuşatmaya gayret gösteren Obama Yönetimi, 2013 Mayıs ayında tartışmalı tutuklu kampı Guantanamo’yu kapatmayı, insansız savaş uçaklarını sınırlandırmayı ve sıkı kurallara bağlamayı vaat etti. ‘Yeni bir dönemin’ başladığına işaret eden Başkan Obama, gelecekte terörizme karşı sınırsız küresel bir savaş yürütülmeyeceğini vurguladı. Bilim ve Politika Vakfı’ndan Amerika uzmanı Peter Rudolf, Obama dönemindeki değişikliğe ilişkin şu görüşleri savunuyor:

ABD'de Müslümanlar nasıl yaşıyor?

Peter Rudolf
Peter RudolfFotoğraf: DW/H. Kiesel

“Terörle savaş kavramı Obama döneminde pek rağbet görmedi. Ama pratikte ABD kendisini hâlâ El Kaide ile onun ‘müttefiki’, ya da ‘onu çağrıştıran’ örgütlerle uluslararası olmayan bir savaş içinde hissediyor. Tabii bu kavramlar çok farklı algılanmaya müsaittir.”

Özetle, 11 Eylül saldırılarından sonra ABD’nin güvenlik politikalarına ilişkin araçlar ve yöntemler bu politikaların bir parçası haline gelerek, kalıcı oldu ve stratejik değişimlere uğradı. Başkan Obama bu yöntemleri sıkı denetim altına almak istese de, ABD’nin gelecekte bunlardan vazgeçmesinin pek mümkün olmadığına dikkat çekiliyor.

© Deutsche Welle Türkçe


DW/SP/ÇA/BÖ/NH