09.04.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 08.04.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

09.04.2013 - Alman basınından özetler

Kore Yarımadası'ndaki gerginlik, Margaret Thatcher'ın ölümü ve Almanya eski Cumhurbaşkanı Wulff hakkında Hannover Savcılığı'nın açmayı planladığı dava, bugünkü Alman basınında öne çıkan yorum konuları.

Frankfurter Rundschau, Kore Yarımadası'ndaki gerginliği gidermenin yollarını irdeliyor:

"Hayır, şimdi diplomasinin atak zamanı gelmiştir. Gözdağı kulisi karşısında, uçak gemilerine, hayalet uçaklara ve nükleer başlıklarla donatılmış denizaltılara başvurulmadan önce, birçok müzakere imkânı bulunuyor. Kuzey Kore’nin öncelikle ciddiye alındığını hissetmesi gerekiyor. O nedenle ABD’nin gönlü razı olmasa da Pyönyang yönetimi ile doğrudan görüşmelere onay vermesi gerekiyor. Bunun yanında, Kuzey Kore’ye büyük zorluklar çıkaran BM yaptırımları da güven oluşturmak adına yumuşatılabilir."

Landeszeitung Lüneburg gazetesi ise yorum sütunlarında İngiltere'nin eski Başbakanı Margaret Thatcher'in ölümüne yer veriyor:

"Bu, bir politikacının ne kadar büyük olduğunu gösteren bir işarettir. Margaret Thatcher, İngiltere ve Batı’nın fikir dünyasını öyle bir alt üst etti ki, bunun sonuçları uzun bir süre daha hissedilecektir. 'Demir Leydi' 20’nci yüzyıla damgasını vurdu. O nedenle büyük bir politikacı ölmüştür. Namı iyi bir politikacı denilemez, çünkü yürüttüğü politikanın bilançosu müthiş yıkıcı oldu. Neoliberalizmin annesinin kendi ülkesine dayattığı ağır modernleştirme tedavisi, Avrupa’nın hasta adamını ancak kısa bir süreliğine idare etti. Deregülasyon ideolojisi, çağa biçim verdi. Zira bu ideoloji, sadece Anglosakson finanz sisteminin değil, aynı zamanda Batı’nın imajının kararmasına da yol açan dünya ekonomik krizinin patlak vermesine neden oldu."

Ulusal gazetelerden Süddeutsche Zeitung ise Hannover Savcılığı'nın, eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff'a karşı açmayı planladığı davaya değiniyor. Zira Hannover Savcılığı, Aşağı Saksonya eyaleti başbakanı olarak görev yaptığı süre içinde Wulff'un Almanya’nın Sylt adasında geçirdiği tatilin masraflarını film yapımcısı David Groenewald’ın karşıladığı iddiasına ilişkin soruşturma yürütmüştü. Savcılık ve Wullf'un avukatları dün bir çözüm bulmak için masaya oturdular. Ancak görüşmeden somut bir sonuç çıkmadı.

"Savcılık, sanık Wulff'la ilgili soruşturmaların sonucuna dair bir dümen çevirmeye çalışıyor. Cezai iddialar neredeyse tamamen sırra kadem bastı, ancak savcılık bunu kabul etmeyi reddediyor. Wulff davasının sırf empati duyulduğu için değil, nedeni niçini sorgulanmadan, hukuki gerekçelerle durdurulması lazım. Ancak savcılık buna yanaşmıyor, dava açmamak için para istiyor. Wulff bunu kabul etmediği için de aleyhine dava açılacak. Bu hukuki bir süreç değil, inatçılık sürecidir."

Berlin'de yayımlanan Tagesspiegel gazetesi ise aynı konuyu, aşırı sağcı terör örgütü NSU hakkındaki dava çerçevesinde değerlendiriyor:

"Münih'teki mahkeme gibi Hannover savcıları da kendi sistem ve anlayışları uyarınca doğru bir tavır sergiliyor. Ancak bu söz konusu tutumun, olası tek tutum olduğu ya da eleştirilemeyeceği ve hukuki kriterlere uygunluğunun denetlenemeyeceği anlamına gelmiyor. Münih davasında Federal Anayasa Mahkemesi'nin de yaptığı tam olarak bu. Ancak sürekli tekrarlanan deneyimlerin ortaya koyduğu bir gerçek var. Adalet sisteminden siyaseti telafi edecek şekilde hakemlik yapmasını beklemek, onları düzenli olarak sabrının sınırına dayandırmaktan başka işe yaramaz."

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Banu Wöltje

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam