09.02.2015 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 09.02.2015
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

09.02.2015 - Alman basınından özetler

Ukrayna krizinin Doğu - Batı çatışmasına yol açmaması için başlatılan girişimler Alman basınında öne çıkıyor.

Ses dosyasını dinle 03:58
Şimdi canlı
03:58 dk

09.02.2015 - Alman basınından özetler

Ukrayna krizi Batı ülkeleriyle Rusya arasındaki gerginliği tehlikeli bir mecraya sürüklüyor. Münih'teki Güvenlik Konferansı'nda Avrupalı politikacılar Ukrayna'ya silah verilmesinin savaşı uzatmaktan başka işe yaramayacağını savunurken Cumhuriyetçi partili Amerikalı konuşmacılar bu opsiyonun mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini dile getirdi. Kriz sonunda NATO ile Rusya'yı karşı karşıya mı getirecek, yoksa Putin yönetimi ABD ile Avrupalı müttefiklerini bölmeye mi çalışıyor?

Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ve Almanya Başbakanı Merkel'in Ukrayna'da fitili ateşlenen krizin büyük bir felakete dönüşmemesi için başlattığı mekik diplomasisine atıfta bulunan Süddeutsche Zeitung'da şu satırları okuyoruz:

“Başkan Barack Obama, Ukrayna krizinde ‘namevcut' olmayı tercih edip arabuluculuğu Almanya Başbakanı Merkel'e bırakıyor. Obama'nın dış politikadaki başarısı, olduğunca fazla görevi olduğunca fazla müttefiki arasında paylaştırmaktan kaynaklanıyor. ABD sadece son otorite olarak devreye giriyor. Başkan Obama, Angela Merkel'e diğer devlet ve hükümet başkanlarından fazla güveniyor. Aralarının çok iyi ve gerginlikten uzak olduğu söylenemez. Obama, Almanya tarafından Yunanistan'a dikte edilen tasarruf politikasını sadistçe bulurken Merkel de Washington'un casusluk faaliyetlerinden rahatsız oluyor. Ama birbirlerine muhtaç olduklarını ikisi de biliyor.”

Berliner Zeitung gazetesi Almanya Başbakanı'nın kriz diplomasisini büyüteç altına aldığı yorumunda Avrupa Birliğinin bir bütün olarak pasif davranmasını eleştiriyor:

“Çarşamba günü Minsk'te yapılması kararlaştırılan buluşmada ateşkes ve çatışma bölgesinin belli bir ölçüde askerden arındırılması üzerinde mutabakat sağlanabilirse, barışa götüren uzun yolda ilk adım atılmış olur. Bu aynı zamanda Alman dış politikasının Moskova ve Washington'un saldırgan askeri stratejileri karşısında başarılı olması anlamına gelir. Avrupa pasif kaldığı için Alman dış politikasından söz etmek daha doğru olur. AB'nin bu krizde rol almaması son derece hayret vericidir.”

Berlin'de yayımlanan Tagesspiegel gazetesi Ukrayna krizinin sıcak savaş tehlikesini arttırmasına izin verilmemesi gerektiğini vurguladığı yorumunda şu görüşlere yer vermiş:

“Almanya Dışişleri bakanı Steinmeier, ‘şimdi yanlış yola sapılırsa, tahribatı ortadan kaldırmak on yıllar alır', diyor. Son derece dramatik bir ifade. Steinmeier, diplomatik ifade tarzına uymayan açıklıkla konuşuyor. Tıpkı Başbakan Merkel'in Doğu Almanya'da yaşayanlara Berlin Duvarı'nı hatırlattığı gibi. Duvar çekildikten sonra da Batı askeri müdahalede bulunmamış ve Avrupa'nın merkezindeki bölünmüşlük sembolünün ortadan kalkması on yıllar almıştı. Şimdi Avrupa'nın, hatta dünyanın bölünmesi önlenmeye çalışılıyor. Sapılan yol askeri olmamalıdır.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung'da Ukrayna zirvesiyle ilgili olarak şu yorum yayınlandı:

“Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko yıl sonlarındaki seçim öncesinde prestijini arttırma fırsatı yakaladı. Belarus resmen Rusya'nın sıkı bir müttefikidir. Ukrayna'nın geleceğiyle ilgili görüşmelerin Minsk'te yapılması ilk bakışta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin için avantaj gibi görünmektedir. Oysa buluşma için seçilen yer, Kremlin'in yıllardır eski Sovyetler Birliği sınırları içinde kurmaya çalıştığı ittifakın ne kadar kırılgan olduğunu göstermektedir. Ukrayna yönetimi müzakerelerin Minsk'te yapılmasını, Lukaşenko bütün baskılara rağmen Rusya'nın Ukrayna politikasına ayak uydurmaya yanaşmadığı için kabul etmiştir.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız