08.07.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 08.07.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

08.07.2013 - Alman basınından özetler

Hafta başında Alman basınından seçtiğimiz yorumlar yine Amerikan gizli servislerinin AB kurumlarını ve özel kişileri dinlediği yolundaki haberler ve Mısır'daki güncel gelişmeler kapsamında kaleme alınmış.

Der Tagesspiegel gazetesinden seçtiğimiz yorum Mısır’daki son gelişmelerle ilgili. Yorumda şu görüşler göze çarpıyor:

“Tahrir Meydanı’ndaki kitle ülkenin nihayet yeniden ele geçirildiğini sevinçle haykırıyor. Ama hangi ülkeyi kast ediyorlar acaba? Mısır’ın orta sınıfının vatandaşlık hakları denen şeyden haberi yok. Vatandaşlarına köle muamelesi yapan sistemin kendi gözleri önünde onyıllarca varlığını sürdürdüğü gerçeğini düşünmüyorlar. Tüm toplumun selâmeti gibi bir duygu hissetmiyorlar. Mısır ordusunun göklere çıkartılan ulusal kahramanlarının da durumu daha iyi değil. Generallerin hisse sahibi olduğu firmalar, Mısır ekonomisinin yüzde 40'ına denk geliyor. O nedenle onların da iliklerine kadar yolsuzluklara batmış toplumda herhangi bir değişim olması gibi bir talepleri yok. Toplumdaki birçok aktör için önemli olan, kârlı işlerine herhangi bir biçimde halel gelmemesi!”

Süddeutsche Zeitung'un Mısır'a ilişkin yorumunda ise şu satırlar yer alıyor:

“Mısır'da bir zamanların reform hareketi donmuş durumda. Mısır'daki gibi toplumlar dinî nostalji ile yeni ufuklara açılma eğilimleri arasında dağılmış durumdalar; bu da toplum içindeki kavganın şiddetini açıklıyor. Mısır'daki İslamcılar bundan bir yıl önceki o kendine özgü tarihî dönemde halk arasındaki popülerliklerini, ideolojilerine verilen onay sandılar. Bir ülkeyi 21. yüzyılda yönetebilecek durumda olduklarını, en azından hatalarının ne olduğunu anlayabildiklerini görebilmek şu an için mümkün değil.”

ABD ile AB temsilcileri serbest ticaret anlaşması konusunda görüşmelerde bulunmak üzere biraraya geliyor. Ancak buluşmaya ABD Ulusal Güvenlik Kurumu'nun AB resmi kurumlarını ve kişileri dinlediği yolundaki haberler gölge düşürdü. Saarbrücker Zeitung’un konuya ilişkin yorumunda şu satırları okuyoruz:

“Amerikan gizli servisi Ulusal Güvenlik Kurumu'nun hükümetleri ve özel kişileri dinlediği yönündeki haberlere duyulan öfke anlaşılır bir şey; ama bunun Avrupalılara bir yararı yok. Avrupa kıtasının yalpalayan ekonomisi, ABD’de olduğundan çok daha fazla büyümeye ihtiyaç duyuyor. Bilgece bir öngörü sayesinde her iki taraf görüşmelerin gündemini esnek bir biçimde hazırladılar. Bu da görüşmelere katılan 150 kadar temsilciye olası uzlaşmalar için azami hareket serbestisi tanıyor. Bu olanağın, yurttaşların ve işletmelerin özel verilerinin güvenliği prensibine dayanan Atlantik ötesi serbest ve adil bir ticaret doğrultusunda kullanılması ümit edilir.”

Berlin’de yayımlanan Die Welt gazetesi de dinleme iddiaları kapsamındaki yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Herkes Amerika’ya karşı. Amerika’nın veri açlığı karşısında tüm siyasi partilerin ağız birliği etmişçesine öfke duyması hayret verici. Hiçbir Alman politikacısının çıkıp da bu hassas ve gizli dinleme faaliyetlerini kınarken biraz olsun sağduyulu davranmaması, Amerika’nın derinlerde yatan gerekçelerini anlamaya çalışmaması, politikacıların ne kadar yetersiz kaldığının da kanıtı niteliğinde. Aslında gizli istihbarat servislerinin sadece birbirlerine karşı değil, (Alman dış istihbarat teşkilatı) BND ile Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu NSA arasında olduğu gibi kimi zaman işbirliğine de gittiklerini bilmek için illâ ki Snowden gibi birisinin ortaya çıkması gerekmezdi. Peki Snowden’ın ifşaatı dünyayı daha güvenli bir duruma getirdi mi? Hiç değil! Bu tür bir hayali ancak dünyanın gizli servisler, gizli bilgiler olmadan da var olabileceğine inananlar kurabilirler. Nasıl ki Amerikasız bir dünya olmazsa, gizli servisler, gizli bilgiler olmadan da bir dünyanın var olması mümkün değil.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen Çelik Akpınar

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Reklam