08.04.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 08.04.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

08.04.2013 - Alman basınından özetler

Kuzey Kore krizi ve İran ile sürdürülen nükleer pazarlığın başarısızlığa uğraması bugünkü Alman gazetelerinden seçtiğimiz yorumların konularını oluşturuyor.

Süddeutsche Zeitung her defasında yarıda kesilen İran ile 5+1 Grubu arasındaki nükleer diyalogun sonsuza kadar tekrarlanamayacağını belirttiği yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Haziran ayındaki cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra İran'ın zaman kazanmaya mı çalıştığı yoksa yaptırımların artan baskısına dayanamayıp, nükleer enerjiden sadece barışçı amaçlarla yararlanmayı değil ama aynı zamanda atom bombası da geliştirmeye çalıştığına dair endişeleri dağıtmakta kararlı mı olduğu ortaya çıkacak. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesiyle Almanya Tahran'daki rejimi sınamak amacıyla şubat ayı ortalarında Almatı'da bir mutabakat belgesi sundular. Yılsonuna kadar somut ilerleme kaydedilmesi gerekiyor. Aksi takdirde on yıldır için için yanmakta olan bu anlaşmazlığı diplomatik yollardan sona erdirme gayretleri boşa gitmiş olacaktır.Diyalog süreci sonsuza kadar devam ettirilemez, çünkü İran nükleer programını fütursuzca devam ettiriyor. Tahran rejimi atom bombası için gerekli parçaları elde etme hedefine her gün biraz daha yaklaşıyor. Asıl amaç da bunu önlemek olduğundan, bu amaca ancak görüşmeler yoluyla ulaşılabilir.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinin aynı konuya ayırdığı yorumda ise şu satırları okuyoruz:

“Doğu ve Batı'nın diplomatları İran'ın nükleer programını tartışmak için yeniden biraraya geldiklerinde kimse Kuzey Kore'ye atıfta bulunmadı. Absürt bir şekilde her iki taraf da bundan aynı sonucu çıkardı: On yıldır yerinde sayan müzakereler devam ettirilmelidir. Tahran'daki rejim böylelikle atom mühendislerine zaman kazandırmış olacak. Devletler topluluğu da İran'ın, Birleşmiş Milletlerin nükleer müfettişleriyle sürdürdüğü sınırlı işbirliğinden tamamen vazgeçmesini önlemiş olacak. Sadece şu umulabilir ki, derin kültür geçmişi olan İran halkı, Kim Jong Un'un imparatorluğundaki gibi açlık çeken kitlelere benzemek istemediğini Ayetullahlarına belli etsin.”

Neue Osnabrücker Zeitung Kuzey Kore diktatörü Kim Jong Un'un ABD'yi nükleer darbeyle tehdit etmesine değindiği yorumunda Washington yönetiminin tehlikeyi hafife almadığını dile getiriyor:

“ABD'nin uzun menzilli füze denemesini ertelemesi, atom savaşı tehditleri savuran asabi Pyöngyang rejimine ustaca gönderilmiş bir yumuşama mesajıdır. Bunun gerginliği gidermeye yetip yetmeyeceği bir yana, Washington yönetimi bu adımıyla yangına gereksiz yere körükle gitmeye niyetli olmadığını belli etmiş ve anlaşmazlıkta kilit rolü oynayan K. Kore'nin en yakın müttefiki Pekin'e de işaret vermiş oluyor. ABD'nin Güney Kore'yi ve kendi topraklarını savunmakta sonuna kadar kararlı olduğundan kimsenin şüphesi olamaz. Karşıdan gelecek bir nükleer saldırıya aynı karşılığı vereceğinden de. Bu bakımdan Kuzey Kore'nin tehditlerini fiiliyata dökmeye kalkışması intihar etmek anlamına gelir. Fakir Kuzey Kore'nin nükleer şantaj yoluyla gıda yardımı koparmak istemesi daha gerçekçi bir hipotezdir. Bu yöntemin her defasında tutacağı şüphelidir. Çünkü Kuzey Kore füze ve nükleer başlık geliştirme çalışmalarında ilerleme sağladıkça savaş tehlikesi de artıyor.

Şimdi ne olacak? Askeri çözüm söz konusu olamayacağına göre, geriye sadece yumuşama kalıyor. ABD ilk yumuşama adımını attı. Bu adımı yenilerinin izlemesi gerekiyor.”

Bonn'da yayımlanan General Anzeiger gazetesi yorumunda, Çin'in nüfuzunun fazla olmadığını ve krizi ancak ABD'nin sona erdirebileceğini yazıyor:

“Neredeyse içinden çıkılması imkânsız gibi görünen K. Kore krizinde ABD son derece ustaca bir hamle yaparak önemsiz bir füze denemesini erteledi. Washington yönetimi kriz bölgesindeki askeri mevcudiyetini takviye ederken, zafiyet şeklinde yorumlanması mümkün olmayan küçük bir yumuşama sinyali gönderdi. Zaten krizi atlatma iradesinin Pekin'de değil de Washington'da olduğu her gün biraz daha açıklığa kavuşuyor. Pyöngyang üzerindeki etkisi şaşılacak derece sınırlı olan Pekin yönetimi burnunun dibindeki Amerikan askeri gücünün artmasına da ses çıkarmıyor. En azından şimdilik.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Hülya Schenk

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam