08.03.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 07.03.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

08.03.2013 - Alman basınından özetler

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, NSU davası ve Romanya ile Bulgaristan eksenindeki Schengen tartışmaları Alman basınının yorum konularını oluşturuyor.

Almanya'da ırkçı nedenlerle en az sekiz Türkü katleden Nasyonal Sosyalist Yeraltı adlı örgütün hayatta kalan son sanığı hakkındaki davanın eleştirilere hedef olan şartlar altında görülmesiyle ile ilgili olarak Süddeutsche Zeitung'da şu satırlar yayınlandı:

“Mahkemenin usül dışında hareket etmesi mümkün değil. Bu davada siyasi talepler hukuk kuralları ile çarpışıyor. Hakimlerin başlıca görevi, bu dev davayı usulüne uygun ve temyize mahal bırakmayacak şekilde nihayete erdirmek. Siyaset ise şeffaflık sağlanmasını ve sembol niteliğinde bir karar çıkmasını istiyor. Bavyera eyaleti bu problemleri göz göre göre ihmal etti, davanın önemini takdir edemedi ve ciddi bir şekilde daha büyük bir mahkeme salonu aramadı. Bunun sonucunda duruşma salonu havasız kaldı, Türkiye ile ilişkilerde de soğuk bir hava esmeye başladı. Sorumlular bunu pekâla önleyebilirlerdi.”

Romanya ve Bulgaristan'ın Şengen serbest dolaşım bölgesine alınmaları durumunda işsiz istilasına uğramaktan endişe eden Almanya'nın tutumuna Berlin'de yayımlanan Tagesspiegel gazetesi şu yorumu ayırmış:

“Almanya İçişleri Bakanı, devletten sosyal yardım alma amacıyla Almanya'ya göç edilmesine karşı bir sinyal vermek istediği için Romanya ve Bulgaristan'ın Şengen üyeliklerini veto etme tehdidinde bulunduğunu söylüyor. Bakanın söylediklerine kendisinin de inanıp inanmadığı bilinmez. İlerde de fakirlikten kaçıp Avrupa'nın güneydoğusundan Almanya'ya gelenler olacak. 2007 yılından beri fakirlerin en fakiri olan Rumen ve Bulgar Romanları pasaportlarıyla istedikleri Alman şehirlerine gelebiliyorlar. Fakirliklerini de yanlarında getiriyorlar. Bu göç hareketi, Avrupa Birliği politikalarının ne kadar verimsiz olduğunu göstermeye yeter. 2007 ile 2013 yılları arasında Romanların durumunun düzeltilmesi için 17,5 milyar euro harcayan Birlik böylelikle fakirlerin ülkelerini terk etme eğilimini daha da güçlendirmiş oldu.”

Münchner Merkur gazetesi aynı konuya ayırdığı yorumda, göç krizinden kısır görüşlü politikacıların sorumlu olduğunu vurguluyor:

“Almanya İçişleri Bakanı Friedrich, Bulgaristan ve Romanya'daki yolsuzluk ve organize suçların önlenememesi yüzünden haklı olarak her iki ülkenin Şengen bölgesi üyeliğini veto edebileceğini söyledi. Ancak bu gibi tedbirler söz konusu ülkelerden gelen fakirlik göçünü önlemeye yetmez. Ülkesinde kendine gelecek göremeyen bundan böyle de vatanını terk edecek ve Avrupa Birliği vatandaşı olduğu için, sudan ucuza çalışma pahasına da olsa Avrupa'nın refah ülkelerine geçebilecektir. Fakir akınından ve sosyal devletin suiistimalinden yakınan politikacılar, Bulgaristan ve Romanya'nın Avrupa Birliği üyeliğinin aceleye getirildiğini 2007 yılında görebilmeliydiler.”

Nordkurier gazetesinde çıkan ve 8 Mart Dünya kadınlar Günü'nün konu edildiği yorumda kadın-erkek eşitliğinin en modern ülkelerde bile tam olarak başarılamadığı dile getiriliyor:

“Her şey, sadece kadınlar gününde değil, her zaman bayanların gönlünce olsun. Önce hak eşitliği açısından. Temel demokratik sosyal ilkeleri ayaklar altına alan birçok dünya devleti ne yazık ki bu kavrama uzak. Ne mutlu ki Almanya kadınlara ikinci sınıf muamelesi yapılmayan ülkeler arasında yer alıyor. Ama sanılmasın ki burada her şey yolunda gidiyor. Politikacılar büyük şirketlerin yönetim kurullarındaki kadın kontenjanı gibi lüks problemlerle uğraşıyorlar. Muktedirler, sadece çok küçük bir azınlığı ilgilendiren şeyler yüzünden kapışıyorlar. Ama bu arada genel durumu gözden kaçırıyorlar.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Ahmet Günaltay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam