05.11.2013 - Avrupa basınından özetler | BASIN | DW | 05.11.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

05.11.2013 - Avrupa basınından özetler

Bugün Avrupa basınından seçtiğimiz yorumlar Kosova’da yapılan yerel seçimlere şiddet karışması ve Mısır’daki son siyasî gelişmelerle ilgili.

Kosova’da pazar günü yapılan yerel seçimlerde yüzü maskeli 12 kadar kişi saldırıda bulunmuş, göz yaşartıcı gazlarla huzursuzluk çıkartmışlardı. Toplam 120 bin dolayındaki Sırp seçmenin çoğu, seçimde oy kullanmanın Kosova'nın bağımsızlığını meşrulaştıracağı gerekçesiyle de seçimi boykot etmişti. Luxemburger Wort adlı Lüksemburg gazetesinin “Aşırılara hadleri bildirilmeli” başlıklı yorumunda şu satırları okuyoruz:

“Gerçekten de yüzyıllar boyunca oluşan düşmanlıklar bugünden yarına giderilemiyor. Ne var ki uluslararası toplum ve AB, ne siyasî ne de finansal açıdan bu bölgede var olan statükoyu sonsuza kadar ayakta tutamaz. Kosova’da her iki taraftan aşırı gruplara artık kararlı bir biçimde hadlerinin bildirilmesi zamanı gelmiştir; gerekirse güvenlik güçlerini de devreye sokarak… . Ölü doğan çok uluslu Bosna Hersek devleti ibret verici bir örnektir. Orada Boşnaklar, Hırvatlar ve Sırplar 20 yıla yakın bir zamandır bir yenişemezlik durumu yaşıyor. Siyasî ve ekonomik ilerlemeye beslenen her türlü ümit, her üç halk grubuna bağlı ‘çıkar çevreleri’nin engellemesi yüzünden yeşeremiyor.”

Avusturya gazetesi Die Presse de, Kosova’daki şiddet ortamı karşısında bölgedeki Kosova Uluslararası Barış Gücü’nun (KFOR) pasif tavrını eleştiriyor:

“KFOR ile müttefikleri, bu tür saldırıların olabileceğini, daha doğrusu kesinlikle olacağını hesaplamalıydılar. Huzuru bozanlara kararlı bir biçimde karşı koyulacağı yerde uzunca zaman olaylara seyirci kalındı ve her zaman olduğu gibi yine ‘gerginliği daha fazla tırmandırmama’ kılıfı kullanıldı. Saldırganların bu durumda cesaretlenmiş olması ve güvenlik güçlerinin karşısına çıkartılan bu sorunla onları kayaya toslatmaları da kimseyi şaşırtmamalı. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), ‘dramatik bir durum yok, seçim günü saat 17’ye kadar zaten her şey yolundaydı’ diyerek ortalığı sakinleştiriyordu. Acaba daha kötü olan şey ne? Bu saçmalıklar mı, yoksa AGİT’in bu söylediklerine kendini de inandırmış olabileceği mi? Geçen pazar gününden bu yana AB, AGİT ve NATO’nun bu konudaki saflığı bir kez daha gözler önüne serilmiş oldu.”

Sağ liberal İspanyol gazetesi El Mundo, Mısır’da devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin yargı önüne çıkartılması kapsamında Mısır’daki siyasî durumu yorum sütunlarına taşımış:

“Mısır’da 2014 yılı şubat ayı için planlanan genel seçimler sadece ülkede barış sürecinde ilerleme kaydedilmesi durumunda başarılı olabilir. Mısır’daki tüm siyasî oluşumlar bir uzlaşmaya varmadan genel seçimler sadece ve sadece mevcut yaraların derinleşmesine yol açardı. İktidardaki askerler İslamcılarla görüşmelere geçtikleri takdirde ABD de ülkeye askerî yardımlarını devam ettirmeye hazır olduğunu belirtiyor. Ne var ki iktidar sahipleri İslamcıları baskı altında tutuyor. Öte yandan Batılı ülkelerin Mısır’ın radikal İslamcıların eline düşmesine izin vermemeleri gerekir. Ama Batılı ülkeler aynı zamanda İslam Dünyası’nın lideri konumundaki bu ülkede bir iç savaş çıkmasına da izin vermemelidir.”

Liberal Danimarka gazetesi Politiken de Mısır’daki iç hesaplaşmaya ilişkin yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“Askerlerin iktidarı bir kez daha kötüye kullandığına dair kokular var ortalıkta. Asker ve polislerden işledikleri cinayetler nedeniyle hesap sorulmazken, kısa bir süre iktidarda kalmış olan Mursi için ölüm cezası talep ediliyor. Mısır’ın en acil olarak ihtiyacını duyduğu şey, ülkenin modern tarihindeki iki önemli güç olan, askerlerle Müslüman Kardeşler arasında gerçeği bulma ve barış sürecidir. Mısır’ın, uğrunda son yıllarda milyonlarca kişinin sokaklara döküldüğü siyasî özgürlüklere ihtiyacı var. Parlamentonun yetkilerini askerlerin yetkisinin üzerinde gören yeni bir anayasaya, Müslüman Kardeşler’in de katılabileceği özgür seçimlere ihtiyacı var. Bunun ötesinde medyanın özgürlüğüne saygı duyan ve iktidara gelenlerin hesap verme yükümlülüğü olan bir siyasî yapılanmaya ihtiyacı var.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam