05.04.2013 - Alman basınından özetler | BASIN | DW | 04.04.2013
  1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

05.04.2013 - Alman basınından özetler

NSU davasında Türk basınına yer ayrılmaması tartışmaları, Kore Yarımadası'nda tırmanan gerginlik ve Almanya'nın Avrupa politikaları, bugünkü Alman basınından seçtiğimiz yorum konuları.

Almanya'da Neonazi cinayetleriyle ilgili, 17 Nisan'da Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi'nde görülmeye başlanacak davanın duruşma salonunda, Türk medya temsilcilerine yer ayrılmaması ile ilgili tartışmalar sürüyor. Offenburger Tageblatt gazetesinin yorumunda konuya dair şu satırları okuyoruz:

"NSU davasında en iyi yer konusunda süren tartışmanın iki yanındakilere de biraz sakinlik daha çok yakışırdı. Burada Mahkeme basına ayrılan yer konusunda son derece beceriksiz bir tutum sergiledi ve şimdi ise duruşmayı daha büyük bir salona alıp kendi yol açtığı zorluğun üstesinden gelecek durumda değil. Her neyse, mahkeme davanın bekçisidir. Ancak Türk medya temsilcileri ve politikacılar, günlerdir yaptığı açıklamalarla, ancak kendileri de duruşma salonunda bulunurlarsa, sürecin yasal olarak doğru işleyebileceği izlenimini yaratıyorlar. Ama bu tarz yakıştırmalar maalesef ikilemin çözümüne pek yardımcı olmaz. Kaldı ki yargı bu tarz nüfuz kurma çabalarına alerjik ve inatçıdır."

Stuttgarter Zeitung ise yorumunda endişe verici olarak değerlendirdiği, Kore Yarımadası’ndaki gerginliğe yer veriyor:

"Kore Yarımadası’ndaki durum, son 50 yıldır hiç sakin olmadı ama en azından bu kadar tehlikeli de değildi. Kuzey Kore’nin tehditleri büyük etki yarattı ama bunlar, iyi kulak kesildiğinde hep "eğer" ile bağlantılı. Pyöngyang’ın 'Saldırırız' şeklindeki ifadesi kulağa yüksek sesle gelirken 'Eğer düşman tahrik etmeye devam ederse' ifadesi daha alçak sesle geliyor. Bu da Güney Kore ve ABD için şu anlama geliyor: Askerî anlamda kışkırtıcı olabilecek her şeyden uzak durmak, dramatik bir önem taşıyor."

Düsseldorf’ta yayımlanan Handelsblatt gazetesi ise Kore Yarımadası'nda tırmanan gerginlik bağlamında, Çin-Kuzey Kore ilişkilerini mercek altına alıyor:

"Pekin yönetimi ve tüm dünyanın, Kuzey Kore’ye ekonomisinin dünyaya açılımına dostça yardımcı olacaklarına dair güvence vermesi gerekiyor. Pyöngyang’da nüfuzlu gruplar uzun bir süredir kulisler arkasında ülkenin ekonomik açılımı için baskı yapıyor. 1970’li yılların başında dönemin ABD Başkanı Richard Nixon ve ihtiyar Çin lideri Mao Zedong birbirlerine el uzattıklarında, bu da aynı şekilde neticesi kestirilemeyerek riskli bir siyasi manevraydı. Kimse Çin’in nasıl bu kadar değişebileceğine inanamamıştı. Ama Çin’de hâlâ kuşkucuların kefesi daha ağır basıyor. Kuzey Kore'deki Kim klanının onlarca yıllık edepsizliklerinin bir de ödüllendirilmek zorunda olması, onları da rahatsız ediyor."

Basın turumuzu Berlin’de yayımlanan Tagesspiegel gazetesinin, Almanya'nın Avrupa politikalarına dair yorumu ile noktalıyoruz:

"Ekonomik açıdan bu kadar başarılı olan Almanya, Avrupa’daki kriz ülkelerinde, krizden de kâr eden ülke olarak görülüyor. Ve tabii bir de zayıfları ve yoksulları boğan bir tasarruf politikasının acımasız savunucusu olarak. Avrupa Weimar Cumhuriyeti değil… Yine de İspanya ve Yunanistan’daki gençlerin yarısından çoğu işsizse, Fransa ve İtalya’da bu oran yüzde 25-35 dolaylarındaysa, Avrupa’daki sosyal huzursuzluklar da büyür. Dolayısıyla krizle mücadelede güya usta olanların, bu mücadeleye daha iyi ya da farklı bir açıklama getirmeleri şart. Almanlar gerçi her zamankinden daha medenî ve siyasi açıdan daha uygar bir etki yapıyor. Ama sonuçta fiilen yine ülkelere ders veren, her şeyi en iyi bilen başöğretmen konumundalar."

©Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız

Reklam